Dinçer Suroğlu

Dinçer Suroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

DİSİPLİN

A+A-

Olmuyor! Bir türlü olmuyor. Beceremiyoruz ve bedelini en ağır şekilde ödüyoruz. Zaman kaybediyoruz, para kaybediyoruz. En önemlisi insan kaynağımızı  israf ediyoruz.

Şimdiki gençlik pek bilmez. Bizim gençliğimizde “disiplin” vardı. Okul sıralarında haylazlığınız belirli bir seviyeyi aşınca, tutardınız disiplinin yolunu.

Bir keresinde benimde yolum düştü disipline. Okul bahçesinde düzenlenen törene katılmamak için arka bahçeden kaçanlardandım. Nereden bileyim, üç-beş arkadaş kaçtık sanıyordum. Tören son ders saatinde olunca da kimse farkına varmaz sanmıştım. Meğer okulun neredeyse yarısı benim gibi düşünmüş. Okul müdürümüzün talimatı ile yoklama alınınca, tuttuk disiplinin yolunu. Firari öğrencilerin sayısı çok olduğundan ceza veremediler ama müdürümüz Muhiddin hocanın etmediği laf kalmadı.

Her neyse sıkmayayım sizi gençlik anılarımla. Geçtik.

2018 yılının temmuz, ağustos aylarında zirve yapan ve kimilerinin “dış kaynaklı ekonomik darbe girişimi” kimilerinin ise “bağıra bağıra gelen ekonomik kriz”  olarak adlandırdığı bir kaza geldi memleketin başına. Bilmem geldi-deldi geçti; bilmem daha bu ne ki? Geçmiş olsun mu desek, acımadı ki mi desek yoksa topunuz birden gelin mi desek ona da karar veremedim.

En iyisi bu halimizden ders çıkarmak olsa gerek. Ders çıkarabilmek için de, biraz derin düşünmek gerek. O halde düşünüyorum ve soruyorum: Biz nerede hata yaptık?

Özeleştiri yaptığımda, en temel sorunu DİSİPLİNSİZLİĞİMİZ olarak görüyorum. Bireysel olarak kendimiz ve en yakın çevremiz olan ailemizden tutun, devletin en başına kadar her kademede disiplinsiziz.

Değil miyiz?

Neredeyse herkes borçlu. Çünkü harcama konusunda disiplinsiziz.

Çocuklarımız derslerde zorlanır. Çünkü ders çalışma disiplinimiz yok.

Elektrik su faturaları yüksek gelir. Çünkü tasarruf disiplinimiz yok.

Binlerce trafik kazası olur. Çünkü sürücülüğümüz disiplinsiz.

Yargı kararları, adalet duygumuza adeta tecavüz eder.  Çünkü vicdanımız disiplinsiz.

Siyasilerimizin bir açıklaması ile sosyal hayatımız ya da ekonomik hayatımız şok geçirir. Çünkü sorumluluk duygumuz disiplinsiz.

Her genç memur olmak ister. Çünkü memurlarımızın ruhları disiplinsiz.

Seçilmiş belediye başkanları sözde hizmet yarışı yaparken, borçlanmada rekor kırarlar. Çünkü yönetim anlayışımız disiplinsiz.

 Yasa çıkarırız, sene geçmez değişiklik üstüne değişiklikle kevgire çeviririz. Çünkü kuralların baş düşmanıdır disiplinsizlik.

Bir düşünün şimdi. Mahkemelerde verdikleri kararların başına “TÜRK MİLLETİ ADINA” yazan hakimlerimizin, hakim değil de cerrah olduklarını. Belediyenin cenaze nakil araçları, ameliyathanelerin önünden ayrılamazdı. Ya da belediye başkanımızın, kasiyer olarak bir banka şubesinde görevli olduğunu düşünelim. Bir tek gün bile kasayı tutturamazdı ve ay sonunda almayı hayal ettiği maaşı, kasa açığını kapatmaya yetmezdi. Muhtemelen de hafta demez işinden kovulur; bir de üzerine zimmetten yargılanırdı.

İşin ruhunu anladınız sanırım. Örnekleri siz çoğaltın artık. Ama çıkış noktamız, disiplinsizliğimiz kabul etmek ve sonrasında bulduğumuz çözümleri DİSİPLİNLİ bir şekilde acilen hayata geçirmek olmalıdır.

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce yakın gözlüğümü aldım elime. Çerçeve ithal, gözlük camı ithal. Açtım bilgisayarı; bilgisayar ithal, yazım programı ithal. Bu yazımı gazeteden okuyorsanız, gazete kağıdı ithal. Bilgisayardan okuyorsanız, o da ithal. Yazarken biraz üşüdüm, kombiyi yaktım; doğal gaz ithal. Oda ısındı ama ben titriyorum, ateşim mi var diye ölçmek istedim; ateşimi ölçtüğüm termometre ithal. Efkârlandım bir sigara yakayım dedim; sigara ithal o da yetmedi çakmak ithal.

Uyanalım artık dostlar. Ne okuduk, ne yazdık, ne çizdik, ne planladık, ne uyguladık, ne çalıştık, ne ürettik. İşin özü, seksen milyon birden tepetaklak olduk. Nasreddin Hoca’nın eşekten düştüğünde ettiği laf misali “zaten inecektim” demek kurtarmaz bizleri. Düşerken dahi “disiplinli” olalım ki, ayağa kalkmamız mümkün olabilsin.

……..

Bir ilginç bir bilgi vereyim size? Markette gezerken NUTELLA isimli krem çikolatanın etiketinde “YERLİ ÜRETİM” logosunu görünce şaşırdım. Kavanozun üzerinde üretim yeri, Manisa Organize Sanayi 5. Kısım yazıyordu. Fabrikanın bulunduğu caddeye de FERRERO ismi verilmiş. FERRERO da bu ürünün marka hakkı sahibi bir İtalyan firması. Özetle “YERLİ ÜRETİM” logosu beni tatmin etmiyor. Derhal bir de “MİLLÎ MARKA” diye bir logo yapılmalı. Hatta bir adım daha ileri gideyim; bunu da Konya Sanayi Odası Başkanı’na birileri iletsin. Etiketlerde “KONYA ÜRETİMİ” ve “KONYA MARKASI” ibarelerini görmek istiyorum. Aksi halde Konya İŞKUR’un önünde sıra oluşmaya başlarsa, vah tüh demek de kâr etmeyecektir. Olur, olmaz mevzularda “KONYA” diyenleri görelim. Kim ne kadar KONYALI imiş.

……..

Yazımı gazeteye göndermeden önce kontrol amacıyla okudum. Gördüm ki, biraz disiplinsiz yazmışım. Hatta “biraz disiplinsiz” tabirim bile disiplinsiz bir tabir. Bir şey ya disiplinlidir, ya da değildir; azı-çoğu olur mu hiç? Yakıştıramadım kendime.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT