1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Filistin Sorununda Çözüm Demokratik Tek Devlette"
"Filistin Sorununda Çözüm Demokratik Tek Devlette"

"Filistin Sorununda Çözüm Demokratik Tek Devlette"

İsrailli yazar, antropolog ve aktivist Jeff Halper, İsrail ve Filistin arasındaki ‘iki devletli çözümü" içeren barış arayışının çok önceden bittiğini, artık iki halkın eşit şartlarda yaşayabileceği demokratik "tek devlet" çözümü üzerinde çalışılması gerek

A+A-

NEW YORK (AA) - İSLAM DOĞRU - İsrailli yazar, antropolog ve aktivist Jeff Halper, İsrail ve Filistin arasındaki "iki devletli çözümü" içeren barış arayışının çok önceden bittiğini, artık iki halkın eşit şartlarda yaşayabileceği "tek devlet" çözümü üzerinde tarafların çalışması gerektiğini söyledi.

ABD'de doğan ve 27 yaşında gittiği İsrail'de 1973 yılından bu yana yaşayan Halper, bir dizi konferans vermek için geldiği New York'ta AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

“Ev Yıkımlarına Karşı İsrail Komitesi” adlı sivil toplum örgütünün kurucu başkanlığını yapan Halper, sadece Filistin halkına adalet için mücadele etmediklerini ayrıca bölgede kalıcı barış için de çözüm aradıklarını belirterek, “İki devletli çözüm çok önceden öldü, şimdi tek demokratik devlet üzerinde düşünmemiz lazım.” ifadesini kullandı.

-“İki devletli çözüme İsrail’in başından beri niyeti hiç yoktu”

İsrail’in barış müzakerelerinin başından beri iki devletli çözüme zaten hiç inanmadığını kaydeden Halper, şunları kaydetti:

“Artık fiiliyatta çok büyük gerçekler var; yaklaşık 800 bin İsrailli yerleşimci işgal altındaki topraklarda yaşıyor, Doğu Kudüs İsrail’in kontrolünde, bölgedeki otobanlar, duvarlar, ekonomik durum, altyapı... Hepsine bakıldığında iki devletli çözüm artık mümkün görünmüyor, İsrail’in de buna başından beri zaten hiç niyeti yoktu. Siyonizm, Akdeniz’den Ürdün Nehri'ne, bu toprakları ‘Yahudileştirme’ hareketiydi, asla tersi düşünülmedi.”

Şu an gerçekte tek para birimi ve tek ordu ile zaten "tek devlet"in fiilen yürürlükte olduğunu kaydeden Halper, ancak Filistinli ve Yahudiler için uygulanan iki ayrı hukuk sisteminden dolayı İsrail’in “ırkçı-apartheid bir devlet” konumunda bulunduğuna işaret ederek, “Söylediğimiz şey çok basit; zaten şu an ‘tek devlet’ var, bu apartheid devlet olarak mı devam edecek yoksa içinde yaşayan herkese eşit hakların verileceği demokratik bir devlete mi dönüşecek?” diye sordu.

-“İsrail’in ırkçı politikalarını sürdürülemez yapabiliriz”

Halper, tek devlet çözümünün ne kadar uygulanabilir olduğu sorusuna şu yanıtı verdi:

“Mümkün olduğuna inanıyorum. İsrail’de ve Filistin’de genç nesiller mevcut politikalara karşı çok eleştirel. Türkiye dahil, dünyanın her yerinde Filistin lehine hareketler var ama hedef olarak tutunabileceğimiz, oyunu sonlandıracak çözümü kaçırıyoruz. Evet, iki taraftan da yetkililer tek devlet konusunda şu an yanımızda değil ama Güney Afrika apartheid rejiminde olduğu gibi, eğer sivil toplumu harekete geçirebilirsek, devletlerin siyasetini değiştirebilir, ortak bir planda birlik olup İsrail’in Filistinlilere karşı ırkçı politikalarını sürdürülemez yapabiliriz.”

Halper, iki devletli çözüm planının fiiliyatta uygulanamazlığının artık bir boşluk oluşturduğunu savunarak, bunun yerine yeni bir ekonomik sistemin, sivil toplumun, toplu ve bireysel haklar ile demokratik seçimlerin, Filistinli mültecilerin geri dönme haklarının ve insanların bir arada yaşamasının nasıl mümkün olacağı üzerine çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

-“Trump planında Gazze bağımsız devlet olacak”

Halper, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Yüzyılın anlaşması” dediği İsrail-Filistin barış planı üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

“Sanıyorum Trump’ın planına göre, Batı Şeria’daki Filistinliler Ürdün’e katılacak, Gazze de bağımsız bir devlet olacak.'' öngörüsünde bulunan Halper, ''İsrail yerleşimleri ilhak ederek topraklarını yüzde 78’den 85’e çıkaracak, belki Ürdün’e belli noktalar arası koridor olacak. Ve İsrail biraz Gazze çevresinden, Mısır da Sina yarımadasından toprak vererek Gazze bağımsız bir ülke olacak. Hamas bunu kabul eder. Bu mevcut durumun sonu olacak ama İsrail’in bu planda acelesi yok, çünkü hiç baskı hissetmiyor.” diye konuştu.

Halper, Arap ülkelerinin yıllarca İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için Filistin'de İsrail işgaline son verilmesi şartını koştuğunu ancak işgalde bir değişiklik olmamasına rağmen İsrail'in son 10 yılda Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirdiğine dikkat çekerek, İsrail’in "hem pastayı elinde tutup hem de yiyebileceğini" gösterdiğini ifade etti.

İsrail’in bölgedeki Şii-Sünni mücadelesinde Mısır ve Suudi Arabistan’ın yanında durarak Sünni Arap dünyasına liderlik yaptığını savunan Halper, “İsrail bölgesel bir kuvvet, güçlü silahları, ileri teknolojisi, ABD ile yakın ilişkileri var, İsrail olmadan Arab ülkeleri İran’a karşı hiç bir şey yapamazlar.” ifadelerini kullandı.

-“İşgal altındaki topraklar İsrail deneyleri için bir laboratuvar”

Filistinlilerin İsrail için varoluşsal bir tehdit olmadığını belirten Halper, işgal altındaki toprakların gerçekte İsrail için bir kaynak ve laboratuvar olduğunu savundu.

Halper, şunları kaydetti:

“Milyonlarca Filistinli üzerinde İsrail deney yapıyor, tecrübe ediniyor. Hamas’ın gerçek askeri bir tehdit kabul edilmediği Gazze’ye İsrail’in devasa askeri saldırılarını başka türlü açıklayamazsınız. Gazze’de ilk defa denenen silahlara bakmak zorundasınız. Batı Şeria’da 600 kontrol noktası var. İsrailliler Filistinlileri, üzerinde tecrübe kazandıkları deney fareleri gibi kullanıyor, milyonlarca Filistinli her gün kontrol noktasından geçiyor, yüz tanıma sistemleri deneniyor. Sonra bu teknoloji diğer ülkelerdeki havaalanlarına veya kentsel polis gücüne ihraç ediliyor.”

İsrail’in uyguladığı “güvenlik politikaları” çerçevesinde, Filistin’de işgali sürdürerek silah sistemini geliştirmesi sayesinde dünyadaki büyük devletlerle aynı masaya oturabildiğinin altını çizen Halper, “Eğer İsrail’de barış olsaydı, işgal olmasaydı Yeni Zelanda gibi ziyaret etmek için güzel ama dünya sahnesinde kimsenin ilgilenmediği bir ülke olurdu.” diye konuştu.

- “İsrail, ülkelerin güvenlik alanlarına ABD’den daha fazla nüfuz ediyor”

Günümüzde savaşların artık ülkeler arası değil, özellikle kapitalist sistemde, insanlara karşı, insanlara baskı uygulamak için yapıldığını anlatan Halper, “İnsanlarla savaşmak için gözetleme teknolojisi, güvenli devlet fikri altında polis silahları ve teknolojileri konusunda İsrail başvurulacak devlet haline geliyor. Filistinlilerle savaşarak tecrübe edinen İsrail, küresel kapitalizmin güçlenmesinde, diktatöryel veya şirketleşmiş rejimlerin kapitalizme bağlı kalarak nüfusunu pasifize etmesinde önemli rol oynayan bir ülke haline geliyor. İsrail, insanlara baskı yapma konusunda gerçekten süper bir güç.” yorumunu yaptı.

Halper, İsrail’in ABD’den daha fazla küresel erişimi olduğunu savunarak sözlerini şöyle tamamladı.

“ABD’nin, yıllık trilyonlarca dolar savunma bütçesi, 193 ülkenin 174’ünde askeri üssü var. O zaman bu nasıl oluyor? ABD’nin 174 ülkedeki mevcudiyeti askeri, sosyal toplumu etkilemesi oldukça sınırlı. Azerbaycan ve Etiyopya dışında İsrail’in ise dış ülkelerde askeri üsleri yok. Ama İsrail askeri mevcudiyetinden daha çok, ağırlıklı olarak ülkelerin güvenlik sistemleri, havalimanları, iç güvenlik yapısı, polis gücü ile çalışıyor. Kısaca her ülkede İsrail, güvenlik alanlarına ABD’den daha fazla nüfuz ediyor.”

HABERE YORUM KAT