1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Genelkurmay Çatı Davası
Genelkurmay Çatı Davası

Genelkurmay Çatı Davası

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de bulunduğu 221 sanığın yargılandığı "çatı" davasına sanık savunmalarıyla devam edildi

A+A-

ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de bulunduğu 221 sanığın yargılandığı "çatı" davasına sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar, avukatları ve müştekiler hazır bulundu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde sanık eski üsteğmen Vahit Güllü savunma yaptı. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Güllü, tahkikat için Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'na çağrıldığını, buradan da Genelkurmay Başkanılığı Karargahı'na gönderildiğini ve darbe girişiminde yer almadığını öne sürdü.

Darbe girişimi sırasında sanıklardan eski albay Fırat Alakuş'un, Karargah Binası önündeki elleri bantlanmış kişileri destek kıtaları binasına götürmesini emrettiğini ileri süren Güllü, FETÖ ile herhangi bir bağlantısının olmadığını savundu.

Bank Asya'da hesabının bulunmadığını ve FETÖ'nün şifreli haberleşme programı "ByLock" kullanıcısı olmadığını ileri süren Güllü, eski Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler'in koruma ekibinde yer alan sanık eski kıdemli üstçavuş Uğur Kent'in tahliyesine karar verilene kadar kendisinin de tahliye edilmemesini istedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın eski konut astsubayı Veysel Tokmak da daha önceki ifadelerinin tekrar ettiğini belirterek, üzerine atılı suçlamaları reddetti.

Darbe girişimi gecesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın konutunda görevli olduğunu anlatan Tokmak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Çolak'ın eşi Melek Çolak ve eski Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler'in eşi Demet Güler'in darbe girişimi gecesi Akar'ın eşi Şule Akar'ı yalnız bırakmadığını ve kendisinin de bu kişilerin emniyetini aldığını savundu.

Genelkurmay Başkanlığı konutunda 3 yıldır çalıştığını kaydeden Tokmak, 15 Temmuz gecesi konutta olduğu için herhangi bir darbe girişiminde yer almadığını öne sürdü.

Tokmak, 15 Temmuz 2016 akşamından 16 Temmuz sabahına kadar konutta kaldığını ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın konuta gelmesinden sonra konuttan ayrıldığını savunarak, tahliyesini istedi.

Sanıklardan eski yarbay Ersoy Öz de Katar'a tayini çıktığını, darbe girişimi günü kişisel eşyalarını almak ve ilişik kesmek için Genelkurmay Plan Harekat Dairesi NATO Plan Harekat Şube Müdürlüğüne gittiğini anlattı.

Akşam saatlerinde Karargah Binası'na silahla giren askerlerin, "Terör tehdidi var" diyerek dışarıya çıkmasına izin vermediğini ve kendisini rehin aldıklarını ileri süren Öz, savunmasına şöyle devam etti:

"Beni bir odaya koydular ama kapıyı kilitlemediler, bırakmalarını istediğimde de, 'biraz önce birisi direndi vurduk, seni de vururuz' dediler. Bu yüzden odada bekledim. Silah sesleri gelmeye başladı. Sabaha kadar odada kaldım, sabaha karşı yaşanan karmaşada fırsat bulup dışarı çıktım. Sivillerle beraber dışarı çıkarken arkamdan polisler, 'asker misin?' diyerek seslenerek beni gözaltına aldı. Üzerime atılı suçlamaları kabil etmeyerek, tahliyemi istiyorum."

Darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığı Plan Subayı olan sanık eski yüzbaşı Yalçın Gür de FETÖ'nün darbe girişimini lanetlediğini ve darbeye karşı direnen vatandaşları şükranlarını sunduğunu belirterek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı Plan Subayı olarak 5 Temmuz 2016'da göreve başladığını anlatan Gür, "Yeni görev yerimde mesai sürem belli değildi, o gün YAŞ'a hazırlıkları nedeniyle çıkışlar daha geç verildi. Binbaşı Mustafa Duygulu, YAŞ toplantı provaları olduğunu belirterek, bana albayların emeklilik ve uzatılması ile ilgili YAŞ programına dahil edilen albayların bilgilerinin eklenmesiyle ilgili bilgilerin ivedilikle hazırlanmasını istedi." dedi.

Toplantı salonunda çalıştığı sırada silah sesleri duyduğunu ileri süren Gar, "Bina içerisinde, 'yat, yat' diye bağırtı duymamız üzerine odadan çıktık. Açık olan televizyondan Boğaziçi Köprüsü'nün kapatıldığı haberini öğrendiğim sırada silah sesleri geldi. Mustafa binbaşı, 'Arkadaşlar, şubeden dışarı çıkmayın, dışarıda sıkıntılı şeyler oluyor sanırım.' dedi. Haberleri dinlemeye devam ettik, olayın ne olduğunu anlamadık. Başbakan'ın yaptığı açıklamayla bir askeri girişimin olduğunu anladım." ifadelerini kullandı.

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı üzerinden sık sık geçen F16'ların aşırı derecede alçak uçuş yaptıklarını, uçakların ve silah sesleri arttığını, mermilerin yakın geçmesinden dolayı bazen masanın altına saklandığını aktaran Gür, "Cep telefonum nizamiyede alındıkları ve dahili hatlar çalışmadığı için kimseye haber veremedim. Bir ara pencereden baktığımda tankların iç bahçede olduğunu gördüm. Bir ara kaçmayı düşündüm, kaçmak için alt kata indim. Dışarıda silahlı kamuflajlı askerlerin koştuğunu görünce de tekrar odaya geldim. Sabaha kadar bekledik, silah sesleri kesilince odadaki diğer arkadaşlarla sivil elbiselerimizi giyip kaçarak dışarıda bekleyen sivil polislere sığındık." savunmasında bulundu.

Darbe girişimine ilişkin herhangi bir olaya karışmadığını kaydeden Gür, tahliyesini talep etti.

Sanıklardan eski kurmay binbaşı Yalçın Toker de Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğinde Plan Subayı olarak çalıştığını, FETÖ ile bağlantısının bulunmadığını ve darbe girişiminde yer almadığını öne sürdü.

Toker, 15 Temmuz 2016'da Genelkurmay Başkanlığı komuta katına bilgi vermek için çıktığını, saat 21.45 sularında televizyonda Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamalarıyla darbe girişiminden haberdar olduğunu belirtti. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Toker, suçsuz olduğunu savunarak, tahliyesini talep etti.

Duruşmaya, yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.


HABERE YORUM KAT