1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Peki 17-25 Aralık'ın Türkiye'de hala siyasi müdafi kimdir?
Peki 17-25 Aralık'ın Türkiye'de hala siyasi müdafi kimdir?

Peki 17-25 Aralık'ın Türkiye'de hala siyasi müdafi kimdir?

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ:"Ben diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu'na, 'Siz Türkiye'den, Türkiye'nin hükümetinden, Türkiye'nin Cumhurbaşkanından ne istiyorsunuz da siz Türkiye'nin bütün düşmanlarıyla Türkiye'ye, Türk milletine...

A+A-

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Ben diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu'na, 'Siz Türkiye'den, Türkiye'nin hükümetinden, Türkiye'nin Cumhurbaşkanından ne istiyorsunuz da siz Türkiye'nin bütün düşmanlarıyla Türkiye'ye, Türk milletine, Türkiye'nin hükümeti ve Cumhurbaşkanına karşı ittifak ve işbirliği yapmaktan çekinmiyorsunuz.' Böyle bir şey olabilir mi? Kılıçdaroğlu, bugün Türkiye'nin ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir, milli bir sorunu haline gelmiştir. Yaptıkları yenilir yutulur şeyler değildir." dedi.

Bozdağ, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Dünyanın bağımsız, Türkiye'nin gücüyle kudretiyle ilgili uygun tavır ortaya koyan, milletin ve devletin hukukunu koruyan bir yönetim istemediğini belirten Bozdağ, "Kılıçdaroğlu gibi kukla bir lider isteniyor ve Türkiye'nin başındaki Sayın Cumhurbaşkanımızı milletin gözünden ve gönlünden düşürmek için iftira kampanyalarını beraber yürütüyorlar." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti hükümeti ve Türkiye'ye saldıranların gönüllü destekçisi olduğuna dikkati çeken Bozdağ, şunları söyledi:

"17-25 Aralık oldu mu? Peki 17-25 Aralık'ın Türkiye'de hala siyasi müdafi kimdir? CHP'dir. O kumpas kasetlerini Meclis grubuna getirip dinleten kimdir? O'dur. 'Türkiye DEAŞ'a yardım ediyor' iftirasını uluslararası çevreler FETÖ taşeronu eliyle Türkiye üzerinden kurdukları kumpasla ispata kalkıştılar. Peki, MİT tırları kumpasının Türkiye'ye, milletimize ve devletimize iftirasının Türkiye'deki siyasal sözcülüğünü kim yaptı? Aynı şekilde Kılıçdaroğlu yaptı, FETÖ ile beraber iş birliği içerisinde. Arkasından Gezi hadiseleri oldu sokağı terörize etmek ve halkı ayaklandırmak istediler tam Gezi'nin göbeğinde kim vardı? Kılıçdaroğlu vardı. Hendek terörü oldu, hendek terörüne karşı duracağı yerde hendeğin ötesindekilere 'arkadaşlar' diye hitap eden ve 7 Haziran seçimlerinde HDP'nin barajı geçmesi için yapmadığı şey kalmayan, 'Birlikte Türkiye'yi salladık' diyenler yine onlardı."

Türkiye'nin FETÖ'nün hain darbe girişimini yaşadığını anımsatan Bozdağ, "Büyük bir felaket oldu. Darbenin arkasından FETÖ, 'Bu tiyatrodur' dedi, sonra 'kontrollü darbedir' dedi, kontrollü darbenin avukatı Türkiye'de CHP oldu. 'Adil Öksüz MİT ajanı' diye belge savcılıklara götürüp verdiler, yine FETÖ'cülerin uydurduğu ve gönderdiği sahte evraklar olduğu ortaya çıktı. Kim Türkiye'nin, Cumhurbaşkanının aleyhine bir iftira veriyorsa eline adam bu iftira mıdır, değil midir diye bakmıyor bile. Aldığı gibi bodoslama dalıyor, nedir, ne değildir, ne getirir, ne götürür bakmıyor. Gözü kin ve nefretten hiçbir şeyi göremez hale gelmiş." ifadelerini kullandı.

- "Siz, bu Türkiye'den ne istiyorsunuz?"

Kılıçdaroğlu'nun "göz var görmüyor, kulak var duymuyor ve akıl var kullanmıyor" haline geldiğini vurgulayan Bekir Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bu düşmanlıktan, kin ve nefretten kurtulmadığı sürece Türkiye'nin lehine bir nefes alamaz. Şu anda gerçekten Türkiye çıkarlarının aleyhine en büyük icraatı CHP'nin Genel Başkanı yapıyor. Merkel dedi ki 'Türkiye güvenli ülke değildir gitmeyin', kendisi açıklama yaptı Alman gazetelerine, 'Türkiye güvenli bir ülke değil, gelmeyin' dedi. Baktığınız zaman onlar Türkiye'nin aleyhine ne açıklama yapıyorlarsa, uluslararası güçler, istihbarat örgütleri, gazeteler, devletler, terör örgütleri onun Meclis'teki ve Türkiye'deki legal görünümlü sözcüsü hiç tereddütsüz CHP. Burada da aynısını görüyoruz.

Ben diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu'na, siz bu Türkiye'den ne istiyorsunuz, Türkiye'nin hükümetinden ne istiyorsunuz, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'ndan ne istiyorsunuz da siz Türkiye'nin bütün düşmanlarıyla Türkiye'ye, Türk milletine, hükümet ve Cumhurbaşkanı'na karşı ittifak ve iş birliği yapmaktan çekinmiyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bugün ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir, milli bir sorunu haline gelmiştir. Yaptıkları yenilir, yutulur şeyler değildir, ülkesine, devletine, milletine her gün iftira yoluyla zarar veren bir kişiyle karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanımızın değişiyle siyasi bir hıyanet anlayışıyla, genel başkanıyla karşı karşıyayız."

- "Seni kim kullanıyor?"

"Kılıçdaroğlu'na belgelerin verildiği" iddiası hatırlatılarak, bunu kimin yaptığının sorulması üzerine Bozdağ, şu değerlendirmede bulundu:

"Bunu ben de merak ediyorum. Buradan soruyorum Kemal Kılıçdaroğlu'na, dürüst adam, ahlaklı, şerefli olduğunu iddia eden birisi bir belge açıklıyorsa bu belgeyi kimden aldığını da açıklaması lazım. 'Ben haber kaynağımı gizli tutarım' sen gazeteci değilsin, böyle bir yeminin yok. Ben şimdi soruyorum, bunu kim verdi sana? FETÖ'cüler mi, yoksa bazı ülkelerin istihbarat örgütleri mi, yoksa diğer terör örgütlerinden herhangi birisi mi, yoksa Türkiye düşmanlarından bizim bilmediğimiz başka birisi mi verdi veya siz mi oluşturdunuz bu sahte belgeleri veya çarpıtıyor musunuz? Yani seni kim kullanıyor? Kendi kendine durumdan vazife çıkarıp böyle bir iftirayı sen mi yapıyorsun yoksa seni kim kullanıyor? Şimdi namuslu bir adam bunu millete karşı siyaset yapmanın sorumluluğu gereği dürüstçe açıklaması lazım."

FETÖ'cülerin söz konusu iftiraları daha önce bazı internet sitelerinden yayılmak istendiğini anımsatan Bozdağ, "Epey oldu. Şimdi eline kendiliğinden gelmediğine göre, eğer kendileri uydurmadıysa bir yerden geldi. O zaman kim verdi? Fısıltı gazeteleri dolaşıyor şunlar, bunlar verdi diye. Ben de merak ediyorum. Herhangi bir istihbarat örgütü mü verdi? Verdiyse sen veren ülkenin çıkarlarına mı çalışıyorsun? O istihbarat örgütlerinin angaje ajanı mısın? Nesin sen, kendi ülken aleyhine çalışıyorsun. Yok bir terör örgütü verdiyse o zaman sen bu terör örgütünün destekçisi misin? Bu terör örgütü ile arandaki ilişki nedir bunu açıkla. Türkiye düşmanları verdiyse senin bu Türkiye düşmanlarıyla olan muhabbetinin sebebi nedir, bunu açıklaması lazım." açıklamasını yaptı.

- "Bir taşeronluk vazifesi"

Bozdağ, Kılıçdaroğlu'nun bunları açıklamak yerine bir soruyla insanları kirlettiğini, iftira attığını belirterek, "Sonra da o iftirasıyla ilgili kendince halkı inandırmak, doğru söylüyormuş imajı vermek için bir takım kağıt parçalarını gösteriyor." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun partisinin kongresi öncesi parti içi muhalefeti domine etmek için mi bu tür söylemlere başvurduğunun sorulması üzerine, Bozdağ, bunun hesabını Kılıçdaroğlu'nun bileceğini ifade ederek, "Bizim gördüğümüz şey çok açık, Türkiye'ye karşı bir projenin Türkiye ayağında alınan taşeronluk vazifesidir. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'na, hükümetine daha doğrusu Türk milletine ve Türkiye devletine karşı doğruluk, dürüstlük kisvesi altında bir taşeronluk vazifesidir." diye konuştu.

Doğru söylemenin önemine değinen Bozdağ, "Tarihte çok iftiralar var. Yani Hazreti İsa'nın temiz ve pak annesi Meryem Hanımefendiye de iftira etti o dönemin müfterileri, Peygamber Efendimiz'in mübarek ve pak eşine de iftira edenler oldu. Bu iftiralara inanan maalesef insanlar da oldu. Sonra Rabbim hepsini temize çıkardı." dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, iftiracıları münafık, iki yüzlü ve yalan söyleyen insanlar olarak nitelendirerek, "Türk siyasetine baş münafıklarından bir tanesi Kılıçdaroğlu ve konuştuğunda yalan söylüyor ve bu münafıklık alametidir ve bu alameti üzerinde maalesef taşıyor. Olacak iş mi?" sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu'nun iddiasını hatırlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımız çok net söyledi, 'Onu ispat edin ben siyaseti bırakıyorum, cumhurbaşkanlığından da istifa ediyorum.' Çok net bir duruştur. Ona düşen nedir, bunu ispat etmek. Önceki gün birtakım kağıt parçalarını açıkladı. Şimdi o kağıt parçalarında ne diyor, para gönderdiğini iddia ediyor, 'Bakın ispatı da burada, dekont. Gönderen banka, alan belli hepsi belli gönderdi' diyor. O zaman açıklama yapıldı, 'Bunlar yalandır, bu kağıt parçaları da sahtedir.' Şimdi burada Kılıçdaroğlu'na dürüst, namuslu, söylediğinden emin olan, iftira etmediğini düşünen, yalan söylemediğini düşünen birinin yapacağı şey, elindeki bu kağıt parçalarını gazetecilere, görsel medyaya vermesidir, Parlamentoda milletvekillerine dağıtmasıdır, İstanbul'da halka dağıtsın. Siz elinizde bir şey olduğunda kapı kapı dağıttınız, daha önce iftiralar yaptığınızda eğer kendinize güveniyorsanız yapıyorsun."

"O zaman neden dağıtmıyorsun bunu?" diye soran Bekir Bozdağ, şunları kaydetti:

"Savcıya, adliyeye ver. Oraya da vermiyor. Kardeşim niye vermiyorsun? 'Efendim, bu suç değilmiş.' Peki sen nereden biliyorsun suç olmadığını? Sen bir ver bakalım. Ne diyorsun? 'Kara para aklama, vergi kaçırma' diyorsun. Vergi kaçırma bizim hukukumuzda suç. Başka bir sürü iftiralarda bulunuyorsun götür ver savcılığa inceletsin, adam vermiyor. Savcılar götür ver, 'Ben vermem, re'sen onlar araştırabilir, ben siyasi polemik yapıyorum.' Sen şimdi siyasi polemik yapıyorsun diye milletin haysiyetine, ahlakını, namusunu, şerefini lekeleyemezsin ki. Ben şimdi desem ki Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bir numaralı yalancısıdır dediğim zaman ben bunun ispat etmem gerekmez mi? Şimdi bu diyor ki 'Ben söyledim, bir numaralı yalancı olmadığını sen ispat et.' Böyle bir şey olur mu? Sen iddia ediyorsun, iddianı ispatla mükellef olan sensin. Elindeki kağıt parçalarını niye veremiyor? Bu kağıt parçaları Kılıçdaroğlu'nun yalancılığını ispat eden evrak durumunda olduğu için veremiyor."

HABERE YORUM KAT