ACI YOK...

İlker Kırnaz

Geçtiğimiz hafta içini fiziksel ve mental anlamda maç hazırlığı yapmak yerine TFF, MHK ve bunun gibi masa başı etkenleri baskı altına almaya çalışarak geçiren Fenerbahçe ile oynanacak karşılaşmayı saha içinde oynamak ve maç sonu da saha dışındaki etkenlerle ilgilenmek istemediğini beyan eden Konyaspor’umuz arasında oynanan karşılaşma, maalesef yönetim kurulumuzun da atıfta bulunduğu endişelerin sahne aldığı bir şekilde neticelendi. Yaklaşık 70 dakika 10 kişi oynamak zorunda BIRAKILAN, ancak bu zor şartlarda da oyun kimliğinden ve duruşundan 1 milim bile şaşmayan futbolcu kardeşlerimiz, 1 puanı alarak ve galibiyeti gasp edilen taraf olarak Konya’ya döndü.

Geçen hafta oynadığı Kayserispor karşılaşmasında hakemler tarafından doğrandığını ve bu nedenle sahadan mağlup ayrıldığını belirterek bir nevi hedef saptıran Fenerbahçe yönetimi, beklenildiği gibi geçtiğimiz hafta tüm mesaisini bu konuyu gündemde tutmaya çalışarak geçirmişti. Yönetim kurulumuz da rakibin oluşturmaya çalıştığı ortam ile ilgili gereken cevabı sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile vermişti. Sezon başından bu yana hem transfer döneminde hem de saha içinde yaşadıkları başarısızlıkları bir günah keçisi bularak aşmayı planlayan Fenerbahçe yönetimi, yapmış olduğu açıklama ile topu hakemlerin üzerine attı. Hem teknik heyet değişikliği hem de oyuncu yetersizliği gibi konularda devre arası yapılan hamlelere rağmen değişmeyen tabloda artık ihalenin kendilerine kalacağını anlayan Ali Koç ve ekibi, sezon başında kendilerine koşulsuz inanan taraftarlarını da kaybetmeye başladıklarını anlayınca bu tarz yan yollara mecbur kaldılar. Maça 2 gün kala yapılan açıklamanın temel gerekçeleri de buydu. Maç sonuna bakıldığında nispeten amaçlarına ulaştıklarını da görüyoruz aslında. Sahada 70 dakika boyunca fiziken 1 ruhen de 2 kişi fazla oynayan Fenerbahçeli oyuncular yine bekleneni veremedi ancak malum yerler tarafından sahadan puansız ayrılmalarının da önüne geçildi. Tek tek pozisyonları konuşmanın manası yok, yalnız Konyaspor kamuoyu için gözden kaçan bir ayrıntıyı da söylemek istiyorum; Konya olarak maçın hakemi Fırat Aydınus’a ciddi tepki koyuyoruz, haklıyız da ancak bence esas suçlu her iki pozisyonda da elindeki VAR gücünü yanlış kullanan ya da kasıtlı olarak doğru kullanmayan VAR hakemleridir. Jahoviç’in pozisyonunda 3-4 dakika boyunca ısrarla VAR’a gitmesi yönünde telkin edilen Fırat Aydınus, Skrtel’in pozisyonunda hiçbir telkin almadı. Son ofsayt pozisyonunda da tribünde gördüğümüz kadarıyla Fırat Aydınus pozisyon için VAR desteği istedi. Gol sonrası orta sahaya giden yardımcısının da geriye dönmesi bana bunu düşündürdü açıkçası. Özetle şunu yine söylememiz lazım; vicdanlarda eğer adalet duygusu yoksa, ruhunuz da her türlü gevşekliğe müsaade ediyorsa, etrafa 500 tane kamera koysanız da nafile. O kameralara hangi gözle baktığınızdır aslında önemli olan.

Gelelim Konyaspor’umuzun her anını kan ve ter ile yazdığı o eşsiz mücadelesine. 2.000 den fazla taraftarıyla tribünde, 10 tane cengaver ve 1 komutanıyla saha içinde oyunun her dakikasında eğilmeden, bükülmeden ve müthiş bir iradeyle sahada olan Konyaspor’un her ferdiyle şahsi olarak gurur duyuyorum. İnanın bu satırları yazarken bile tüylerim diken diken oldu şuan. Bu gurur Fenerbahçe deplasmanında oyunun büyük bir bölümünü 10 kişi oynayarak aldıkları 1 puan için değil sadece. Sonuç itibariyle küme düşmeme mücadelesi veren, top rakipteyken duruma isyan edip pres yapan 1 tane bile oyuncusu olmayan, topu aldığında da sağ kanadı 2’ye 1’ler ile zorlamak dışında bir oyun planı olmayan ve ne rakip takımı ne de rakip takım taraftarını tehdit edemeyen bir takımdan 1 puan alabildik sadece. Ancak hem hafta içi yaşanan süreç, hem de bu sürece mukabil saha içinde yaşananlar karşısında özellikle psikolojik olarak hiç ezilmeyen oyuncu grubumuz ile tribünlerde 40.000 den fazla rakip taraftarını susturacak bir performans gösteren taraftarımızın ruh hali beni daha çok gururlandırdı. Bir nevi dedik ki “Siz bize bişey yapamazsınız, Ali Cengiz oyunları kurma noktasında çok güçlü olabilirsiniz ancak hangi silahınızı kullanırsanız kullanın, siz bizi yenemezsiniz.” Rocky ile Ivan Drago arasındaki o efsanevi diyalogla yanıt verdik aslında bu insanlara “Acı yok, acı yok, acı yok, acı yok...”

Evet dostlar, artık İstanbul takımları ile oynadığımız her mücadelede hep bu ruh hali ile sahada olmalıyız. Bunlar ne yaparsa yapsınlar, hangi insanları ve hangi güçlerini devreye sokarlarsa soksunlar, attıkları hiçbir yumruğu hissetmeyeceğiz, hep “acı yok” diyeceğiz... Bir müddet sonra psikolojileri bozulacak, sinirlenecekler, sonra içlerini bir endişe kaplayacak ve o an yenilmeye başlayacaklar. Aynı Ivan Drago gibi “Bunlar insan değil” diyecekler. İşte tam o ara indireceğiz aparkatları, kroşeleri. Bu dirayet ile bu saltanatı yıkacağız.

Kabullenmek yok, pes etmek hiç yok, unutmayalım “ACI YOK...”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.