AF KONUSU

Ziya Uysal

Adalet, gökte bir yıldız gibidir. En mükemmel hukuk sistemleri bile onun çok uzağında kalır. Mutlak adalet ilahi adalettir. Çünkü Allah, gizli ve açık her şeyi, her an mutlak anlamda bilir, görür ve işitir. Şahide, ispata ihtiyacı yoktur. Ayrıca Onun her şeye gücü yeter ve yanlış yapmak onun için söz konusu değildir. O, hem dünyada hem de ahrette, sınırsız sayıda ceza türünü, mutlak adaletle uygular. Kimine varlık içinde yokluk çektirir, kimine mutlu olacağı her şeye sahip olduğu halde bunalım, buhran, yalnızlık, mutsuzluk, doymazlık gibi türlü cezalar çektirir. Affına sığınırız.

Mutlak adaletin sahibi olduğu halde Allah (C.C.) dahi çok affedicidir. Kaldı ki insanların yaptığı hukuk sistemleri ve yasalar, hatalarla doludur. Bu sebeple affa daha çok muhtaçtır. Yani haksız yere hapiste yatan insan sayısı her zaman ve çok sayıda vardır. Bunlar tespit edilerek, hiç değilse sadece bunlara özgü aflar çıkarılmalıdır. Hatta bunun için bir de yasa çıkarılmalıdır. Bu konuda Sayın Bahçeli haklıdır. Belli ki, yetkili mercilere sesini duyuramayan suçsuz mağdurların sesini duyurmak istemektedir.

Örneğin şu anda ülkemiz ekonomik bir finans krizi yaşamaktadır. Bütün dürüstlüğüne, çalışkanlığına, işini çok iyi biliyor olmasına ve iyi niyetine rağmen, bu kriz yüzünden çeklerini ödeyemeyen, çekleri protesto olan çok sayıda tüccar, iş adamı ve sanayici vardır. Şimdi bunlar suçlu mudur?

İşte bizim yasalarımız bunları suçlu sayarak hapiste yatmasını ön görüyor. Hem de bu yasalarımız her yüz lira için bir gün hesabıyla, ömrü hapislerde geçecek şekilde bunlara hapis cezası ön görüyor. Bu tür yasalar olsa olsa, çekle ve çek cezasıyla hayatı boyunca kendisi hiç karşılaşmayacak olan, bencil,  acımasız, adalet duygusundan yoksun, adaleti tersten anlayan insanlar elinden çıkmış olabilir. Çünkü ortaya çıkardığı haksızlık yanında bu yasalar, yetişmiş insan gücümüzün bir kısmını da hapiste çürütecek niteliktedir. Sorumluluk almayı engelleyici mahiyettedir. Halkı “Bir lokma, bir hırka” anlayışına itiyor. Bunlar ülkemiz için hiç de hayırlı sonuçlar getirmeyecek durumlardır.

Allah razı olsun, Maliye ve Ekonomi Bakanımız Sayın Berat Albayrak bu haksızlığa razı olmayarak, 8 Ağustos’tan sonra yani ABD tarafından yaptırım ilan edildikten sonra ödenemeyen çekler için bu cezanın uygulanmayacağını ilan etti. Ama hep biliyoruz ki, bu yaptırımların uygulamaya konması 8 Ağustos’tan çok önce başlamıştır. 8 Ağustos’tan sonra ABD tarafından sadece açık açık ilan edilmiştir. Ayrıca bu hapis cezası sadece kriz dönemlerinde değil, kökten kaldırılmalıdır, adalete aykırıdır. 

5-6 bin tır dolusu silah PKK ve PYD’ye gönderilmeye başladığında, Türk bankalarına verilen sendikasyon kredileri de durdurulmuştu. Borsa İstanbul 100 endeksinin 120 den 90 a doğru gerileyen yolculuğu başladığında, ülkemizden döviz çıkışı da başlamıştı. Döviz fiyatları yükselişe geçtiğinde, bazı bankalar ellerindeki nakit imkânlarını dövize kaydırmaya başlamıştı. Bütün bunlar olurken Türkiye’ye yatırım yapacak, kredi verecek olanlarla uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarına da bu ABD yönetimi tarafından, aleyhimize tavır almaları için alttan alttan gözdağı verilmeye başlamıştı. Bunlar yeni değildir.

Bir işletme için finans desteği hava gibi, su gibi elzemdir. Ülkemize giren finans yollarının bu iyilik bilmez ABD yönetimi tarafından tıkanması, hiçbir işletmenin tek başına engel olamayacağı bir süper güç belasıdır. Böyle durumlar bazen sektör bazında da olabiliyor. Örneğin ABD’ye demir-çelik ürünleri satan firmalarımız şu anda finans krizine ilaveten ABD’nin ek vergi sıkıntısını da yaşıyor.

Sonuç olarak istismar, art niyet ve dolandırıcılık gibi doğrudan suç teşkil eden bir durum olmadıkça, elde olmayan sebeplerle çeklerini ödeyemeyecek duruma düşen firma sahiplerine hapis cezası verilmesi adalet değil, tam bir zulüm ve haksızlıktır, adalet prensibine de aykırıdır. Bu ceza yasalardan çıkarılmadıkça iktidarlar vebal altındadır. Bu tür cezalar adalete hizmet etmez. Olsa olsa müteşebbisi korkutup, sorumluluk almasını, büyük düşünmesini, elini taşın altına koymasını engeller, cesaretini kırar. Sonuçta ülke ekonomisinin niçin geri kaldığını tartışır dururuz.

Allah, haksızlığı adalet gibi görmekten, hukukun üstünlüğü diye zulmün egemenliğini savunmaktan, aziz milletimizi muhafaza buyursun. Allah’a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.