Babalar ve oğullar...

Abdullah Yıldırım

       Başbuğ Türkeş’in oğlu, Tuğrul Türkeş; MHP'nin seçim hükümetine girmeme kararına rağmen, hükümete girdi ve Başbakan Yardımcısı oldu. Kendisine gelen eleştirileri de “MHP benim babamın Partisi” diyerek savuşturmak istedi.

Türkeş’in diğer oğlu da yine AKP'den aday olmuştu ve aday gösterilmeyeceğini anlayınca, partiden istifa etmişti. Rahmetli Başbuğ vefat ettiği zaman, partinin yani gariban Türk milliyetçilerinin parası da, sanıyorum 800 bin sterlin, kızının üstünde çıkmıştı ve parayı vermediler, bölüştüler…

MHP Genel Başkanı, Devlet Bahçeli, bu konularda çok ketum olduğu için, elaleme rezil olmamak için, bu konuları kimseye söylemedi. Tuğrul Türkeş, geçici olarak genel başkanlık yaparken, kongrede, genel başkanlık  seçimini kaybedince, partinin tüm makam arabalarını ve parasını da götürdü. Devlet Bahçeli, kan kusup kızılcık şerbeti içme misali kimseye söylemedi. Tüm giderleri cebinden ödedi. Bunları da ülkücü camianın bunları bilmesi lazım. Babasının partisinin, tüm imkanlarını sonuna kadar kullandı ve kullanmaya devam ediyor…

 

  Partiler, hiç kimsenin babasının malı değildir. Partiler ona gönül veren milyonlarca kişinindir. MHP'de ülkücü milyonlarındır, toprağın altında yatan, 5 bin ülkücünündür... Sonra madem bu konular açıldı, bir konuyu da bilmekte yarar var. Türk milliyetçiliğinin kurucusu, Mete Han’dır. Büyük Hun'dur. 2300 yıldır Türkler tarih sahnesindedir ve kimsenin inayetiyle değil, kanlarıyla, canlarıyla, Mavaraünnehir’den, Adriyatik'e kadar böyle ayakta kalmışlardır. Ve bundan sonra da, kahramanca ayakta kalmaya devam edeceklerdir. Karakter zafiyeti bu gün son noktadır. Dön baba dönelim zihniyetinden, rüzgâra göre şekil alan insanlardan, nefret ediyoruz. Adam olun da, nerede olursanız olun adam olun. Kahramanlık maalesef bazen, babadan oğula geçmiyor. Fatih Sultan Mehmet de, aynı hanedandan, Vahdettin de... Demek ki, insanların ruhlarının asaleti, tek tek imiş...

 

  Rahmetli Nihat Atsız’ın oğlu Yağmur da sol görüşlü idi. Ona kızardım, babasının oğlu değil diye… Tuğrul’u gördüm, tüm kızmalarımı geri aldım... Aslında AKP'nin Türkeş’e ihtiyacı yok, oy alacaksa alır ama Türkeş soyadlı birisi gitti diye oy alamaz. AKP, Ahmet Davutoğlu genel başkan olduktan sonra, bir toparlanma zaten yaşadı. Konya'da 11 vekilin, en az dört tanesinin başbakanın hatırına verilen oylarla olduğunu bu işle meşgul olan herkes anlar.

AKP biraz Cengizhan’ın hatıralarına okumalıdır. Kendisine sığınan beyleri niye kabul etmediğini, Uygur alfabesi ile yazılmış, Uygur Türklerinin kâtipliğini yaptığı yasaklar da, diyor ki, “Şimdi gücü görünce, bana sığındılar ama en ufak güçsüzlükte beni bırakıp, yeni efendiler arayacaklar” diyerek, gelenlerin hepsinin kafalarını kestirmişti ve hala tarihteki büyük üç hakandan birisidir...

Tabiki, MHP'de aday seçiminde hata yapmamalıdır. Mesela Manisa’dan, belediye başkanı MHP iken, 82 yaşında, parti değiştirmekten, harap olmuş, Sümer Oral’ı seçtirmişti. Parti değiştirme rekortmeni Murat Başeskioğlu’ndan, Celal Adan’a kadar, ANAP ve DYP eskilerini ne yapacaksın, turşusunu mu kuracaksın? Geriye dönüp bir baksa, hep aynı kişileri değil, tabiri caizse, canavar gibi gözleri çakmak çakmak olan ülkücüleri görecektir. Şu ahbap çavuş ilişkisini, bitpazarına nur yağar misali eskileri aday göstermekten vaz geçtiği anda, oyu yüzde 25'lere fırlayacaktır.

Artık tüm partiler şunu anlamalıdırlar, hiç kimsenin şahsi oyu 50’yi geçmez, boşuna ödüle doymuş, ortalıkta dolaşan insanları değil, içlerinden geleni aday göstermeliler, hem partilerinin sayesinde güç alan, hem de kasıla kasıla dolaşan tipleri gördükçe… Ya hiç tarih okumuyorsunuz, bari biraz sosyoloji okuyun da, gerçeği görün...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.