BEYŞEHİR’DEKİ ZAMAN TÜNELİ

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

TARİHE YOLCULUK (268)

BEYŞEHİR’DEKİ ZAMAN TÜNELİ

 

Beyşehir’deki hurdacı Mehmet’in tarih kokan antikacı dükkânını gezdiğinizde oradan hem ayrılmak istemiyor, hem de sizi zaman tünelinde yolculuğa çıkarıyor.

 

Konya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı Mehmet Yündem’le konuşa konuşa yaptığımız Beyşehir gezisinde, Türkiye ve Konya turizminin bu sene son derece iyi olduğunu ve yüzde 56 oranında bir artışın söz konusu olduğu dile getirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Çin’e yaptığı ziyaretinde, geçtiğimiz sene Çin’den ülkemize gelen turist sayısının 350.000 olduğunu ve bu sayıyı 500-700 binlere çıkarmanın yollarını aradıklarını, Türkiye’nin tanıtımına önem vereceklerini söylemişti. Bir arkeoloğumuz ise, Selçuklu Köşkü kazıları hakkında bizi epey bilgilendirdi. Alâeddin Tepesi’nin höyük olması dolayısıyla üst üste binen medeniyetlerin bu höyüğün altında yattığını fakat, daha alt tabakayı kazamadıklarını ama önemli bulgulara rastladıklarını belirterek Selçuklu dönemine ait bulunan tarihi bazı eser ve çinilerin sergileneceğini söylemişti. Proje olarak Metin Sözen Ödülüne lâyık görülen Selçuklu Köşkü ve Surları projesinin ise, seyirlik kısımlarının projeden çıkarıldığını da öğrendik. Mesela kale burçlarından birisinin Hüma Oteli’nin altına kadar uzandığı da ifade edilmişti.

Konya tarihî açıdan önemli bir şehir. Konya’nın altında ne medeniyetler yatıyor. Meselâ muhacir Pazarı deyip geçmeyiniz. Alâeddin Tepesi eteklerinden itibaren Muhacir Pazarına kadar uzanan bölge Selçuklu Devlet yönetiminin, bürokratların ikâmet ettikleri bölgeler idi. Bu bölgedeki beş katlı apartmanlar ikinci kata kadar traşlanacaklar. Alaaddin Bulvarı ise daha da genişletilecek. Bu bölgede istimlâkler de söz konusu olabilecek.

Tarihi geçmişi ve turizm açısından üzerinde çok durulması ve önemsenmesi gereken ilçelerimizin başında gelen Beyşehir, Konya turizminin gelişmesi açısından çok cazip bir şehir. Beyşehir Gölü gibi tabiî güzelliklerinin yanı sıra diğer ören yerleriyle birlikte Beyşehir’in gerek ülkemizde gerekse yurt dışında yeterli ölçüde ve profesyonelce tanıtılamadığı da bir gerçek. Bu seneden itibaren Tarhana Şenliğinin yapılacak olmasına sevindim. Çünkü Beyşehir, Müftü Mahallesi’nde ve Kurucuovalı Rüştü Ecevit’in evinde kiracı olarak 1959’dan ilkokul üçüncü sınıfa kadar çocukluğumu doya doya yaşadığım o mahalledeki komşularımızın yaptıkları tarhananın tadını henüz unutmuş da değilim. Damların üzerinde güneşte kurumaya terkedilen tarhanaların o mis kokusu ve yağlıyken yediğimiz o yumruklu tarhanalar halâ damak tadımızda bir uhde olarak kaldılar.

Aynı mahalleden Eski Belediye Başkanı Adîl Bayındır’ın babası Müftü Camisinin imamı idi. Biz ilk dini derslerimizi ondan almış ve sureleri onun sayesinde ezberlemiştik. Sedat Ecevit’i, Fevzi Ecevit’i,  yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen komşumuz Mustafa Yiğit amcayı ve Makbule teyze ile çocukları Ali, Rıfkı, Davut, Ayşe, Rakibe ile arkadaşım Zeki ve annesi ile kız kardeşini, Mustafa Özaltun’u nasıl unutabilirim…

 

BURADA ÜÇ MÜZEYİ DONATACAK ESER VAR

Beyşehir’e günübirlik olarak her gelişimde ayrı bir güzelliğiyle karşılaşıyorum. Bu seferki yolum sanayi sitesi 509. Sokak ve 25 numaralı bir hurdacı dükkânına düştü ki, sormayın. “Aman Allah’ım! Ben bu dükkâna daha önceleri neden ve niçin hiç ayak basmadım” diyerek kendi kendime hayıflandım durdum. Çünkü bu dükkân hurdacı değil, antikacı dükkânıydı. Hurdacı Mehmet Erdoğan’la ilk defa tanıştım. Bu işe İkizler Hurdacılık adı altında her nevi hurda alım satımı yaparak başlamışlar. “Biz dört erkek kardeşiz, kızları saymıyorum” diyen Mehmet amca, Yusuf ve Hasan’ın da hurda işine meraklı insanlar olduğunu söyledi.

Daha henüz dükkanın içerisine adımını atmadan bahçe kapısına doğru giden yolun sağına ve soluna dizilmiş tarihi taşlar gözümüze çarpıyor. Kapıdan bahçeye adımını attığınızda sizi taştan iki aslan parçası karşılıyor. Sol duvarda duran ise bir geminin düdüğünü, sol tarafta ise eski bisiklet ile içeride Hurdacı Mehmet’in babasına ait entertip dizgi makinası ilgimizi çekiyor. Küçük, orta boy ve büyük boy harflerin ne işe yaradığını bir basın mensubu olarak hemen anlıyorum. Dışarıda o kadar çok hurda malzemesi var ki, Beyşehir ve yöresinden toplanmış düğenleri anlıyorum da o kadar testi, çanak çömlek ile her biri bir antika değerinde olan hurda demir ve tahtadan yapılma alet ve edevatların ne işe yaradığını sorduğumuzda, kendisinin bile hatırlayamadığını görüyoruz.

Asıl hazine, tarih, sanat eseri ise içeriyi gezdiğinizde karşınıza çıkıyor ve onlara; bambaşka bir gözle baktığınızda adetâ vuruluyorsunuz! Tarihçi İlber Ortaylı’nın deyişiyle “Üç müzeyi dolduracak kadar eser var burada”.

Kaldığımız yerden devam edeceğim.

 

YARIN: Korsan sandıkları, ağaç işlemeli oyma kapı, pencere ve aynalar...

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.