BİR FETO’CUYU İHBAR EDİYORUM, RUMUZ: TAYYİP YIKICI

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

İsim enteresan geldi, değil mi? Enteresandan da öte “itici, ürkütücü”. Rumuza da bakar mısınız ne kadar da derin, hatta “maksatlı, kötü niyetli” de diyebilirsiniz.
15 Temmuz kalkışmasından sonra gelişen süreçte, öyle enteresan olaylarla karşılaşıyoruz ki, Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi “at izi, iti izine” karıştı, devam da ediyor diyebiliriz.
İsim TAYYİP, soyadı YIKICI. Bu isim sanki birini çağrıştırmak, atıfta bulunmak, ima etmek; birilerini örselemek, karalamak; hatta sulandırmak, daha birçok şeyi vurgulamak üzere kurgulanmış gibi.
İyi de bu da nereden çıktı diye sorabilirsiniz. Açıklayalım. 
Şahsımın da içinde bulunduğu 15-20 kişilik bir grup arkadaşıma Tayyip Yıkıcı adı ile FETO yaftalaması için soruşturma açtıran şahsın ismidir veya rumuzudur bu.
Bu şahıs (her ne ise), bizleri CİMER’e şikâyet ediyor. Sonrası malum süreçlerden (Cumhurbaşkanlığı, Valilik, Rektörlük, Dekanlık) geçerek soruşturma evrakı bizlere ulaşıyor. Çok da mühim değil ancak şikayetçinin isimden hareketle hani derler ya “nutkum duruyor”.    
Şikâyete söz konusu olan arkadaşların tamamı pırıl-pırıl, açık, net, masum, FETO çetesine oldukça karşı, bir kısmı FETO soruşturmalarını yapmış olduğu gibi, ülkesine hizmeti esas edinen, sosyal, aktif, faal ve çalışkan insanlar olarak bilinir. 
Şunu da açıkça belirteyim ki devletim tüm şikayetleri değerlendirsin ve hatta tüm toplumu sorgulasın. Bunda gücenecek, gocunacak, alınacak bir durum söz konusu değil. Bu ülkemin, değerlerimin, vatanımın davamı ve geleceği açısından elzemdir, yapılması da gerekir.
Ancak şikayetçinin kimdir, bu isimle nasıl böyle bir şikâyete cesarette bulundu ve de bize gelinceye kadar bunca güvenilir kurumu nasıl aştı? Buna kimler ve nasıl göz yumdu bilinmelidir. 
Sorgulamaya muhatap olan birisi olarak sorgulamayı ta başından bize gelinceye kadar imza atan yetkililere soruyorum; 
Bir insanı suçlamak ve sorgulatmak o kadar kolay mı?
Sorgulayıcının niyeti ve hedefi veya isimden hareketle kimlere mesaj vermek isteyip, istemediği,
Sorgulama tekniğinin Devletimin prosedürü ve ciddiyetine uygun yapılıp, yapılmadığı,
Sorgulamada kişi hakları için süzgeç olup olmadığı ve yoksa buna ihtiyaç duyulup, duyulmadığı,
Sorgulanması istenen hocaları iyi tanıyan Rektörlük ve Dekanlığın böyle bir aşağılık suçlamayı bilip bilmediği, biliyorsa tavrının ne olup olmadığı,
Yoksa idarecilerimiz “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” edasında mıdır? Sorarım. 
Daha çok soru sorulabilir ama esas üzerinde durulması gereken konu hocaları suçsuzluğu ortaya konduktan sonra şikâyeti yapan şahsın da sorgulanıp sorgulanmamasıdır.
Ha, devletimin bekası için her şeye varız dememizden başka bizden bir şey beklenmesin. 
Sakın böyle bir aşağılık hareketi şahsım ve arkadaşlarım için bir daha kimse de denemesin.  
Saygı ve muhabbet ve de DEVLETLE.
Allah’a emanet, hayra muhatap olunuz, efendim. 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (15)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.