Bir sosyal demokratla hasbihal

Muzaffer Kırmacı

            CHP’ye saydırdığıma bakmayın siz. Benim can dostlarımın birçoğu Sosyal Demokrat. Onlardan bir şikayetim, bir alıp veremediğim yok. Okul yıllarında karşılıklı hırlaşmışlığımız olsa da, ehli kâmil olduktan sonra bir birimizi daha iyi anladık.  Zaten o yıllarda bizi düşman eden, yan-yan baktıran ağabeylerimiz vardı. Onların bizimle, bizim de onlarla konuşmamız yasaktı. Sizin anlayacağınız, takke düştü, kel göründü.

            Böyle can dost bir Sosyal Demokrat arkadaşla “Ne olacak bu Türkiye’nin hali”  diye dertleşirken daldık gittik derinlere. Arkadaş delikanlı. Arkadaş dosdoğru. Eğip bükmeden konuşuyor. “Allah’ın bildiğini kuldan mı saklayacağım” diyor, döküyor eteğindeki taşları.

            “Biz” diyor, “Babadan, dededen geleneksel CHP’liyiz. Bizi bu tercihten hiçbir şey döndüremez” diye de ekliyor.

            İsterseniz sözünü kesmeden dinleyelim can dostu:

            “Biz Atatürk’ün kurduğu bir partiyiz ama, bugün o partiden eser yok. Biz ne olursa olsun partimizin arkasındayız. Bu partinin iktidara gelmek için bir çabası yok. İktidara gelmeyi de istemiyor zaten. Her seçimde şerefli ikincilik için çıkıyor meydanlara. Bu anlayışla iktidara gelmesini de beklemiyoruz zaten. Gelse de yüzüne gözüne bulaştıracağından hiç şüphem yok. Her neyse. Ne olursa olsun biz bu yoldan dönmeyiz.”

            Peki diyorum. Bu hükümete nasıl bakıyorsun?

            “Hükümet iyi çalışıyor. Her şey dört dörtlük mü diye soracak olursan, değil. Yanlış işler de yapılıyor. Ama genel anlamda iyi. Bundan önceki dönemlerle kıyaslanamaz bile. AKP, iyi organize oluyor. Seçimlere çağın gereklerine uygun olarak hazırlanıyor. Halkın isteklerine gözünü ve gönlünü kapatmıyor. Benim taraf olduğum partinin de böyle olmasını isterdim. Ama zor. CHP’nin 100 yıl sonra bile iktidara geleceğini sanmıyorum. Ama yine de büyüklerimizin bize hediyesi, emaneti. Gözümüzü açtık CHP’yi gördük. Laikliğin, demokrasinin teminatıdır partimiz. Atamızdan bize bir armağandır. Gözümüz gibi bakacağız.”

            “Erdoğan” dememe kalmadı lafı ağzımdan alıverdi.

            “Erdoğan iyi bir lider. Sevmiyorum. Ama hakkı teslim etmek gerekirse Cumhurbaşkanlığını da, iktidarı da hak ediyor. Partisini iyi idare etti. Türkiye’nin itibar kazanması için çok çalıştı. Ama dünya görüşleri bana ters. Onun için de sevmiyorum. CHP’nin de başında Erdoğan gibi bir lider olsaydı her şey daha güzel olurdu.”

            “Akılsız dostun olacağına, akılı düşmanın olsun” demiş atalarımız. Hâşâ arkadaşımı farklı düşündüğü için düşman olarak tanımlamıyorum da, siyaseten zıt kutuplarda olsak da “dürüst” insanın hali bir başka oluyor. Tartışmak bile zevk veriyor insana. Belki aynı görüşü paylaşsak bile, tartışmamızın verdiği zevki alamayacağız.

            Başta da dediğim gibi öğrencilik yıllarımızda selam bile veremezdik bir birimize. 2-3 saat sohbet ettik. Ne o sağcı oldu, ne de ben solcu oldum. Demek ki konuşmaktan bir zarar gelmiyor. Farklı düşünmek insanın doğasında var. İnsanlar,  uğruna ölümü bile göze aldıkları sevgilileri ile bile her konuda anlaşamaz. Zaten de anlaşamamalı. İnsanların bir birini sevmesine sebep, belki de o farklılıklardır. Belki de biz o farklılıkları seviyoruzdur.

             Ne dersiniz?

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.