BİTMEYEN SENFONİ, TARIM

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Franz Schubert, klasik müziğin hümanist temsilcilerindendi. 31 yıl yaşadı, buna rağmen yüzlerce şarkı, senfoni, oda müziği, piyano ve opera parçaları besteledi. En ilginç eseri “bitmeyen senfoni” idi. Schubert bu Senfoni üzerinde 6 yıl çalıştı ancak bitiremedi, ölümüne bu eserini arkadaşına emanet etti.

Ölümünden sonra Senfoniyi bitirmek üzere birçok yarışma düzenlendi ancak senfoninin niteliğine uygun görülecek bir esere rastlanmadı. Franz Schubert’in bitmeyen senfonisi üzerinde halen tartışmalar yapılmakta, görülen odur ki tartışmalar devam edecek gibi duruyor.

Bizim tarımımız da Schubert’ in Bitmeyen Senfonisi gibi. Onlarca yıl Ana konusu tarım ve orman olan yapının, muhtevasından ziyade isimi üzerinde değişiklikler öne çıktı.

Bunun ile ilgili olarak kronolojik sıralama şöyle:

İlk yapı 1838, Ziraat ve Sanayi Meclisi; adı altında hizmetlerini Dışişleri Bakanlığı’na bağlı olarak yürütmüş. Sonrasında 1924’ e kadar 6 isim değiştirerek faaliyetlerini sürdürmüş.

 1974’e kadar 6 isim altında toplanmış. Sonrasında sıra ile şu isimleri almış:

1974-1981, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı;

1981-1983, Tarım ve Orman Bakanlığı;

1983-1991, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı:

1991-2011 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı;

2011-2018, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı; 

2018-  Tarım ve Orman Bakanlığı;  Cumhurbaşkanlığı 1 No’lu kararnamesi ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı tek çatı altında bir araya getirilerek bugünkü hale getirilmiş.

Tarımın konusu, tarımın GSMH deki payının artırılmasına yönelik içte gıda güvenliğinin sağlanması, dışta ise özellikle avantajlı ürünlerle dünya piyasalarından pay alınması üzerine olmalıdır.

Tarım politikalarımız Schubert ’in Bitmeyen Senfonine benziyor. Her gelen bakan veya kadroları kendi mesleki anlayışına göre isimlendirme yapıyor, temel konulara çözüm getirilemiyor. Gelinen noktada bu yapının artık korunması gerekir. Tarım esasen tüm ülkenin meselesidir, bu sebeple tarım Devletin temel politikaları çerçevesinde yürütülmeli ve bugünkü yapı sağlamlaştırılarak devam ettirilmelidir.

Meselenin çözümü işletme yapımınızdaki bozuklukları gidermektedir. Buna bir de yetersiz yağış ve giderek tükenen sulama suyu eklenince meseleler katlanarak artmaktadır. Ancak meselenin çözümü siyasi otoritenin alacağı kararlara kendini mülkün sahibi gören ve de en büyük sıkıntıyı da çeken üreticilerin de katkıda bulunması olur. Aksi durumda siyasetçinin yıpranması söz konusudur.  

*****

Bu arada “ata tohumu” kavramı son günlerde güncel hayatımızda yine hayli gündemdedir. Konusu tarım olmayan ancak yaptığı çalışmalarla popüler olan bir Prof. Hocanın da katkılarıyla devlet himayesinde bu tohumlara işlerlik kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu tür uygulamalar, bitki ıslahı çalışmalarına kaynaklık edebilir (genetik) veya nostalji niteliğinde olabilir. Bitki ıslahını anlamamak veya her yeni şeye hibrid veya GDO gözüyle bakmak, gelenekseli orantısızca öne çıkarmak ilmi inkâr etmek demektir. Böyle bir durumda insanımızı kendi elimizle açlığa mahkûm etmiş oluruz. Aman ha! Aksi durumda Schubert’ in Senfonisi gibi 1000 yıl daha tarım konuşmak zorunda kalırız.       

Sevgi, saygı ve muhabbetle.  

 

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (7)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.