BİZ HER KONUDA UZMANIZ

Muzaffer Kırmacı

İnsanların “sorgulayıcı” olmalarını oldum olası hep önemserim. 

Sorgulayan insan taklitçi değildir.

Çünkü taklitçi insan aklını kullanmayı pek sevmez. Zaten istese de kullanamaz. Ona ne öğretildi ise öğretildiği kadarıyla iktifa eder.

“Otur” derseniz oturur, “kalk” derseniz kalkar. Güdülmeye pek müsaittir.

“Tahkik” eden kolay-kolay yaş tahtaya basmaz. O hep doğruların peşindedir.

Ismarlama konuların arkasına düşmez, doğruyu yanlışı gözü ile görmek aklıyla da tasdik etmek ister. Güdülmeyi reddeder.

Her konuda olduğu gibi, bu konuda da “ifrat” ve “tefrit” dengesini iyi kurmak gerekir. Yani demek istiyorum ki; tahkikte de kantarın topuzunu kaçırırsak komik oluruz.

Ne demişiz başlıkta?

“Biz her konuda uzmanız…”

Mesela konu futboldan açılsa ne futbolcu beğeniriz, ne de antrenör.

Futbolla tanışıklığı en fazla mahalle takımında topa iki tekme atmasıdır. Ama öyle de olsa engin (!) futbol bilgisi ile kimselere söz hakkı vermez. Konunun uzmanları bile onlar kadar bilgiye sahip değillerdir.

Elifi görse mertek sananlar dini bir konu açılsa bu defa da “Bana göre” diye başlar ve en yüksek fetva makamı gibi anlatır da anlatır. Sorsan Fatiha’yı bile ezbere okuyamaz ama, o uzmandır. Din konusu ondan sorulur.

Mimarlıktan anlamaz ama “Ben çok mimar çantası taşıdım” diye ahkam keser.

Bakmayın siz adamın dört işlemi bile bilmediğine. Kolonlara kaç tane kaçlık demir koyulacağını o bilir.

Doktorlar ona danışmadan reçete yazmamalıdır aslında. O, o konuda da allamedir.

Siyaset mi?

En iyi bildiğimiz konudur.

Hiçbir siyasetçi elimize su bile dökemez. Gelseler hepsine birden siyaset dersi bile veririz.

Bakmayın siz adamın mahalleyi doğru dürüst temizleyemediğine. Erken kalksa “Ben başbakan olsam” diye başlar söze.

Yahu sen daha gözündeki çapağı bile temizlemekten acizsin. Başbakanlık senin neyine. Zaten artık başbakanlık da kalmadı, adam daha onun bile farkında değil.

Ama siyaset konusunda uzman.

Lafı çok uzattık.

Sadede gelelim isterseniz.

Sosyal medya, siyasi yorumlardan geçilmiyor. Herkeste bir ukalalık, bir çok bilmişlik ki sormayın gitsin.

“Dolar” diyorsunuz on kişi atlıyor konunun üstüne. “Papaz” diyorsunuz yorumcular sinek gibi üşüşmüşler. Sakın “ekonomi” demeyin. Kendinizi kaybedersiniz Allah muhafaza.

Apartmana seçtiği yöneticiye hesap soramayan arkadaş, nerdeyse hükümetin alacağı kararlarda kendisine sorulmasını isteyecek.

Evdeki çocuğuna laf geçiremeyenler klavyeyi görünce kahraman kesiliyorlar.

Siyasi irade hiç mi eleştirilemez?

Eleştirilebilir.

Ama ufak atacaksınız ki, civcivler de yiyebilsinler.

Kimisi sosyal medyada “kahraman” olmak için desteksiz atıyor. Kimisi “umduğunu bulamadığı” için hıncını alıyor. Kimisi de hiçbir şey bilmediğinin farkında olmadığı için kendisini allame sanıyor.

Yani cahil cesareti.

Nasıl ki evlerimizin bir mahremiyeti varsa, devletin de mahremiyeti vardır. Her şey ulu orta konuşulmaz. Ayrıca bizler her konuyu en ince noktasına kadar bilmek durumunda da değiliz.

Güvenmediğimizi seçmeyeceğiz.

Seçtiğimize de güveneceğiz.

Sabırlı olacağız.

Yetkilendirdiğimiz beş yılın sonunda yapılanları da, yapılmayanları da cem edeceğiz. Günahlarla, sevapları vicdan terazimizde tartacağız ona göre karar vereceğiz.

Ne diyor Cenap Şehabettin:

“Menfaat sandalyeye benzer. Üstüne çıkarsan yükselirsin. Başının üstüne alırsan alçalırsın.”

Yani vicdan terazinizin ayarları ile oynamayın.

Ceremesi ağır olur…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.