BU YIL DİLENMEK SERBEST Mİ?

Uğur Özteke

Tamam, biliyorum yazımıza dün kaldığımız yerden devam edeceğiz ama inanın artık daha ramazan ayının başında daraldım, bunaldım ve boyumca günaha girmekten yoruldum.

Mübarek günlerle birlikte resmen seçim atmosferine girdik amenna.

Seçim demek bir yerde yasal olan olmayan her şeyin serbest olması veya yöneticilerin sandığa gidinceye kadar bazı şeylere göz yumması, sıkıntılı durumların da göz ardı edilmesi demek.

Buna da amenna.

Gelin görün ki sabah 08’de nerede ise tüm kavşaklarda aile boyu ellerinde ya da kucaklarında kesinlikle birer çocuk olan dilenciler saat 23’e kadar mesai yapıyorlar. Ya unuttum ya da böyle bir dilenci istilasını inanın görmedim, yaşamadım.

Elbette bizim gördüklerimizi sizler de görüyorsunuz. Dahası yöneticilerimiz de görüyorlar biliyorlar. Çünkü dilenme yani vicdanı suiistimal olayı sadece kavşaklarda, caddelerde değil ki.

Hangi büyük unlu mamullerin fırının yanına yaklaşsanız, hangi marketin AVM’nin park yerine girecek olursanız hemen yanınızda ya bir çocuk ya da çocuklu kadın elini uzatıyor.

Bununla bitiyor mu sanki.

Evin kapısı günde 10 kez çalınıyor. Esnafın haline ise gidin bir de onlara sorun.

Allah aşkına birileri bu işe bir “dur” desin artık.

Böylesine bir vurdumduymazlık ile ne mübarek ay biter ne bayram gelir.

Bu büyük devlet, bu bizim belediyeler, vakıflar, dernekler, muhtarlar hiçbir yerde bir tek fakir bırakmadı. Kimsin, necisin demeden herkesin karnını doyurmaktan öte, evine eşya üstüne üst baş almaktan tutun, elektriğini suyunu ödemeye, çocukları okutmaya kadar bir insanın bir ailenin ihtiyacı ne ise alıyor veriyorlar.

Peki, bu dilenmek de neyin nesi?

Bu iş zavallı ihtiyaç sahibi insanların ekmek alabilmek için avuç açmaları değil, bir çetenin örgütlü bilinçli bazı insanları modern köle gibi çalıştırmaları, bizlerinde vicdani duygularımızın sömürülmesi.

Çünkü bunların mesela bir kavşak noktasına nasıl geldiklerini, nasıl dağıldıklarını, yorulunca bir gölgeye çekilip karınlarını nasıl doyurduklarını ve sonra tekrar mesaiye başladıklarını iki gün önce bir köşeye çekilip bire bir izledim. Fotoğraflarını çekmekten de insanlık adına utandım. Ama bunlara bunu yaptıranlardan bir kez daha nefret ettim. Haaa buna göz yuman dahası hiçbir ciddi müdahalede bulunmayan görevlilerin de kulaklarını çınlattım(!).

Bu işler bu şehrin göbeğinde bu kadar rahat ve basit olmamalıydı.

MHP KONYA’DA KAÇ ÇIKARTIR?

Tamam dün kaldığımız yerden devam edelim.

Milliyetçi Hareket Partisi dahası Sayın Bahçeli’nin, Genel Başkan olduktan sonra Türk siyasetine hassas dokunuşlarını hepimiz biliyoruz değil mi?  Yani bunları hep birlikte yaşadık. (Yaşamaya da devam edeceğiz gibi)

MHP Sayın Bahçeli ile öyle bir siyaset yapıyor ki anlayabilene helal olsun.

Uzun lafın kısası, Sayın Bahçeli’nin son dönemde Cumhurbaşkanımıza ve AK Parti’ye verdiği tam destek, Cumhur İttifakını oluşturması ve erken seçim zorlaması ile geldiğimiz nokta da herkes kendisince farklı hesaplar yaptı. AK Partililerin yarısı bile böylesine sağlam, kumu ve çimentosu ile oluşmuş en güçlü çimentoyu oluşturan Bahçeli için “Bunu acaba niye yapıyor?” sorusuna cevap veremediklerini görüyoruz.

Gerçi MHP’nin alt tabanında da bunu net olarak açıklayan dostlarımız yok.

Sonuçta; Sayın Bahçeli kendi açısından ve MHP için en doğrusunu yapmış gibi görünüyor. Ve parti genel merkezlerinin olsun, Reis’in önüne konan anketlerde olsun MHP en karlı parti gibi görünüyor.

Sayın Bahçeli’nin “af” bombasının pimini çekip AK Parti’nin bahçesine bırakmasının bile yorumları hâlâ sıcaklığını korurken, biz Konya cenahına baktığımız zaman MHP adayları genel anlamda gerçekten tam isabetlik notlar aldılar.

Birinci sıranın ismi elbette ki Mustafa Kalaycı idi.

Kalaycı’nın konumu artık Konya’nın sınırlarını çoktan aşmış durumdaydı. Sayın Bahçeli’nin A takımında ve hatasız gidiyor. Öyle ki Cumhurbaşkanı-Bahçeli görüşmelerinde bile bizzat yer alan, Cumhur İttifakı görüşmelerinde imza atan isimdi.  Ve Konya birinci sıra adaylığı tartışılmadı bile.

İkinci sıradaki Esin Kara Hanım da parti içinde ve dışında sürpriz sayılmadı. Hanımefendi bugüne kadar ki tarzı, duruşu ve istikrarı ile sırasını doldurdu.

Üçüncü sırada Celil Çalış.

Siyasetin S’si ortada yokken Konya’nın tarımından Konyaspor’una kadar tüm meseleleri ile hemhal olan güler yüzlü, çalışkan adam gibi adam Celil Çalış içinde parti içinde ve parti dışında herkes olumlu bir şekilde onay veriyordu.

Dördüncü sıra Fatih Satılmış.

İşte yıllardır tanıdığımız bildiğimiz genç pırıl pırıl bir vekil adayı. Yıllarca Başkan Recep Konuk’un yanında çizgisini bozmayan, çalışkanlığı, dürüstlüğü, beyefendiliği ile tanına bilinen Fatih Satılmış MHP’nin Türkiye ve özellikle Konya’da yapacağı sürprize göre seçimler sonrasında TBMM de olabilir. (Keşke böyle insanlar olsa)

…………

MHP için bundan sonraki sıralara tek tek değinmek istemiyorum. Tüm diğer vekil adaylarına başarılar diliyorum.    

MUHAMMED’İN ACILARI DİNDİ

Dün sabah aldığımız “üzücü, acı mı?” desek yoksa “kurtuldu” diyerek dua etmemiz mi gereken bir ölüm haberi 11 yaşındaki iyi olma şansı hiç olmayan Kelebek hastası Muhammed’den geliyordu. Geçen haftadan bu yana bizzat ilgilenmeye çalıştığımız hafta başında da haberini yaptığımız Muhabbet vefat etmişti. Muhammet aynı zamanda Brusella tedavisi de görüyordu ve enfeksiyon kapmıştı.

Ne diyelim belki zaten acılı ve perişan vaziyette ki ailenin çaresizliği Muhammed’in de acıları diniyordu. Cenab-ı Allah’ım aileyi inşallah cennetinde buluşturur.

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Taş gibi değil su gibi olmalı insan. Çünkü hayat sudan yaratılmıştır ve taşları eritir.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İftar vakti yaklaştıkça daha sakin, daha anlayışlı ve daha sabırlı olmayı becerebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.  

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (7)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.