Buğday kavurgası!

Erol Sunat

Bundan yirmi yıl kadar önceydi. Belediye Başkanı olarak yeni seçilmişti. Doğup büyüdüğü Kasabası, o yıla kadar aman-aman bir yardım alamamıştı. Kasabada öyle bir Sağlık Ocağı vardı ki. Durumu içler acısıydı. Var mı var, duruyor mu duruyor babından bir binaydı. Görevli olarak bir hizmetli tayin etmişler, bir daha da ne gelen olmuştu ne giden. Hatta arayıp soranda yoktu.

Hizmetli baktı ki, bu binaya kimsenin gelip gittiği yok, aldı sekiz -on kadar koyun, sağlık ocağında, espriyle karışık sağlıklı koyunlar yetiştirmeye başladı.

Başkan, hizmetlinin koyun ağılı haline getirdiği, kasabada herkesin bildiği, lakin ses çıkarmadığı bu konuya göreve başladığının ilk günlerinde el atmayı kafasına koydu.

Konuyu hiç kimseye açmadı, Sağlık Ocağının binası, koyun ağılı olmaya devam ederken, Başkan soluğu Ankara’da aldı.

Sağlık Bakanlığına vardı. Durumunu oradakilere anlattı. Baktı ki, aldıran yok, ben dedi falanca şehirden geliyorum. Kasabamda Sağlık Ocağı koyun ağılı oldu, doktor yok, ebe yok diye sesini yükselttikçe yükseltti.

Onu dinleyenler hadi canım dediler, sağlık ocağı ve koyun ağılı, ne alaka, Başkan mevzuyu fena abartıyor!

Salon Başkanın sesiyle yankılanırken, insanlar ne oluyor diye dışarıya çıktılar. Salona oldukça yakın bir odada bulunan Genel Müdür, çağırın o Başkanı benim yanıma dedi.

Görevliler, Başkan dediler, Genel Müdür Bey seni görmek istiyor.

Başkanı götürdüler Genel Müdürün yanına.

Genel Müdür, Hoş gelmişsin Başkan dedi, nereliyim demiştin?

Başkan biraz sakinleşmişti.

Ben dedi, falan Vilayetin, filanca İlçesinin, fişmekan kasabasının Başkanıyım.

Genel Müdür, hoş geldin hemşerim dedi, bende o filanca ilçe dediğin ilçede doğdum, büyüdüm.

Helal olsun sana…İşte böyle ne derdin var anlatacaksın!

Hiç acele etmeden, tane tane anlat Sağlık Ocağının durumunu!

Başkan kasabasının durumunu, Sağlık Ocağının o perişan halini ayrıntısıyla birlikte anlattı.

Genel Müdür, sen dedi şu çayını soğutma, kulağında bende olsun.

Bana dedi hemen Başkanın vilayetinin Sağlık Müdürünü bağlayın.

Az sonra Sağlık Müdürünü bağladılar!

Genel Müdür, sayın Müdürüm dedi, filanca ilçenin, fişmekan kasabasına gidiyorsunuz, sağlık ocağının içinde ne kadar malzeme varsa, hepsini aldırıyorsunuz. Orada bir hizmetli varmış, binaya göz kulak olan, onu da, geçici görevle al vilayete, onun durumuyla da bilahare ilgilenelim. Sağlık Ocağına Ankara’dan yeni malzeme göndereceğim. Başkan yanımda, yarın kasabasında olur. Sizde görevlilerinizi yarın kasabamıza gönderin.

Genel Müdür döndü Başkana, kasabana dönüyorsun Başkan dedi, bir aksaklık olursa, bu numaram buradan direkt beni arıyorsun.

Ne oldu, neler yapıldı beni de ayrıca bilgilendiriyorsun.

Başkan, sevincinden uçtu, hemen kasabasına dönmek üzere yola çıktı.

Ertesi gün öğleye doğru Sağlık Müdürlüğünden görevliler bir kamyonla birlikte geldiler kasabaya. Sağlık Ocağının içinde çürümüş, paslanmış işe yaramayan ne varsa Başkanın tabiriyle kürüdüler. Hepsini yüklediler kamyona.

İleriki günlerde, Sağlık Ocağı, silindi, süpürüldü, boyandı, çatısı ve dökük yerler iyi bir tadilattan ve tamirattan geçti.

On beş güne kalmadan, masa sandalye ve gerekli malzemeyle teçhizat da geldi.

Ardından da köye harika bir müjde! Sağlık Ocağı, Sağlık Ocağı oldu olalı öyle bir kadro hiç görmemişti.

Kasabanın koyun ağılı olan Sağlık Ocağı derlenip toparlandıktan sonra, iki doktor, bir ebe ve bir hemşire geldi kasabaya.

Kasaba bayram yaptı o gün. Başkan hemen ertesi gün atladı Makam arabasına, sürdü Ankara’ya,..

Soluğu Sağlık Bakanlığında aldı.

Ankara’ya gitmeden önce de aradı, sayın Genel Müdürüm dedi, Kasabamı ihya ettin, sana bizim buralardan ne getireyim?

Genel Müdür, zahmet olmayacaksa Buğday Kavurgası Başkan dedi. Buğday kavurgasını çok özledim. Başka hiçbir şey istemem. Anamın yaptığı buğday kavurgası burnumda tütüyor!

Başkan özene bezene buğday kavurgasını hazırlattı.

Alıp gitti Genel Müdürün yanına…

Sonra ne mi oldu?

Başkan Kasabasının her ne işi olursa olsun, bir başka Bakanlığa yada Vilayetinin Vekiline gitmiyordu. Genel Müdür, ilgili Bakanlıkların bürokratlarını arıyor, Kasabanın neye ihtiyacı varsa çözüyordu. Birçok Başkan, bu küçük kasabanın bu kadar kısa zamanda bu kadar çok yardımı nasıl alabildiğine şaştı kaldı.

Başkan, kasabada sadece bir dönem Başkanlık yaptı. Onun Başkanlığı döneminde alınan yardım ve desteği uzunca bir süre ondan sonra seçilen Başkanların hiçbiri alamadı.

O bölgede efsane Başkandı.

İlçe Belediye Başkanı onun kadar havalı değildi.

Siyasetin olmayan vefası ve çalışan adamın kıymetini bilememe denen hastalık ve vefasızlık yan yana geldi, bu kasabada da kendini gösterdi.

Cümle hasetler, kıskançlar, çekemeyenler, siyaset benden sorulur, siyasetin kitabını ben yazdım diye mangalda kül bırakmayanlar Başkana bir daha ki dönem aday olur musun dahi demediler.

Kimi bir daha Başkan olursa, yeminle Başkanlığı bırakmaz, elinden Başkanlığı kimse alamaz dedi, kimi yarın Vekil olmaya kalkar, kaç kişinin önüne geçer dedi, Başkan bunları bir-bir izledi, takip etti!

Kimine göre yakasına küstü, kimine göre kahretti, kimine göre, Başkanlık yapılırsa böyle yapılır diye dosta-düşmana gösterdi!

Bir dönem önce aday ol diye kapısını aşındıranlar yollarını değiştirdiler.

Selam sabahı kestiler!

Başkan ne mi yaptı?

Ne ben bir daha Başkan olacağım diye ortaya çıktı!

Ne birilerinin kapısının önünde yattı!

Ne vilayetin ve Ankara’nın yollarını aşındırdı!

Nede aralara birilerini koyup, sağa sola aracı ve ricacı olarak gönderdi!

Birkaç kişi işte dediler, adamın kralı, adam gibi adam bizim Başkanımız.

Kasaba kadrini kıymetini bilemedi, kendi kaybetti!

Ahali de demedi ki, bu Başkan kasabamıza çok hizmet eti, kasabanın havasını ve çehresini değiştirdi. Bizim adayımızda o, Başkanımızda, bir dönem daha aday olsun, gelin varalım kapısına, aday olacağım dedirtene kadar ısrar edelim demediler!

Yıllar sonra hatalarını anladılar amma, iş işten geçti!

Başkan, aldı çoluk çocuğunu, çıktı kasabasından geldi vilayetine.

Sonra ne mi oldu?

Ona Başkanım diyenler, hâlâ Başkanım demeye devam ediyorlar. Saygıda ve sevgide kusur etmiyorlar.

Lakin, her seçimde, adı şöyle bir dolaşıyor, bazılarının uykusu kaçıyor, gelir mi, geri döner mi diye düşünenler tedirgin oluyor.

O Genel Müdür ise, yükseldi, ilerledi Vali oldu. Sevilen oldu, sayılan oldu, anılan oldu, unutulmayan oldu, aynı Başkan gibi….

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.