CAYIR CAYIR YANIYORUZ!

Mustafa Balkan

Orman yangınlarından söz ediyorum.

Ormanlarımız cayır cayır yanıyor!

Yâni Türkiye’nin akciğerleri kül oluyor!

 

***

Ramazan’da Rabbim oruçlarımızı güzel ve serin bir havada tutmamız için kullarına ayırım yapmaksızın bütün Rahman sıfatıyla tecelli ederek bir ferahlık, bir huzur ve yağmurlarla birlikte bir kolaylık vermişti…

“Anlayana saz” niteliğinde bir uyarıydı bu…

“Anlamayana davul zurna az” elbette.

 

***

Ramazan Bayramı’nı geride bıraktık ve insanı bunaltıcı, hasta edici aşırı sıcaklarla birlikte Kurban Bayramı’na doğru yol alıyoruz.

Akdeniz sahilleri sıcaktan kavrulduğu gibi Adalar Denizi (Ege)’ne yakın şehirlerimizde çıkan orman yangınlarıyla birlikte âdeta Türkiye’nin akciğerleri cayır cayır yanıyor.

Su nasıl “hayat” demekse…

Orman da “oksijen” demek ve “temiz hava” demektir.

Bir çam ağacının çıkardığı ve etrafa yaydığı oksijeni bir düşünün…

Yanan çam ormanlarımızla birlikte o temiz hava ve oksijen de yok oluyor.

 

***

Şühedanın yattığı Çanakkale tepelerinde çıkan yangından nasıl etkilendiysek, İzmir’de, Denizli’de ve diğer şehirlerimizde çıkan büyük-küçük yangınlardan da o derece etkilendik..

Ben her yangında çok müteessir olan bir insanım.

Bir ağacın kolay yetişmediğini bilen birisiyim.

Geçtiğimiz hafta sonu Takkeli Dağ’dan Konya’yı temaşa ettim.

İnanın Takkeli Dağ’ın eteklerindeki çam ağaçlarından başka yeşillik görmediğimi, göremediğimi itiraf ediyorum.

Takkeli Dağ’dan Konya o kadar çorak görünüyor ki…

Selçuklu Belediyesi’ne ne kadar teşekkür etsek azdır.

Takkeli Dağ’a son derece güzel çam ağaçları dikerek yeşillendirmiş.

Dağın etekleri de çam ağaçlarıyla bezenmiş vaziyette.

Bir başka teşekkürü de Konya Şeker’e yapmak gerekiyor. 13 yılda 19 milyon fidan dikerek Konya Ovası’nın çehresini değiştiren Konya Şeker’e ve bu ağaçlandırmada emeği geçen ve geçecek olan herkese sonuz teşekkürler.

 

***

17. yüzyılda Konya, Hocacihan’dan Takkeli Dağ’a kadar gür çam ağaçlarının bulunduğu bir ormanlık olduğunu Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nden okuyoruz.

Selçuklu vezirleri ve prensleri Hoca Cihan’dan başlamak üzere Takkeli Dağın eteklerine kadar saray ve konaklar yaptırdıklarını da biliyoruz.

Çünkü ormana girdiğinizde zaten yeşillikler içinde âdeta kayboluyorsunuz…

Antalya, Adana ve Mersin’de ikamet eden vatandaşlar Hadim, Bozkır gibi yüksek yerlerdeki yaylalara bu aylarda neden göç ediyor sanıyorsunuz…

Konyalıların sıcaktan kavrulan sahillere değil de, serinlemek ve çam ağaçlarından gelen o temiz havayı solumak için Konya’nın yaylalarına çıkmaları gerekmiyor mu?

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

“Kıyâmetin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz” buyuran Ahirzaman Peygamberinin öğüdüne uymayacağız da kime uyacağız…

Bu öğütte biz Müslümanlara verilmek istenen masaj şu: Müslüman hayr adamıdır, hizmet adamıdır. Hayırda yarışa memurdur.

O halde fidan dikerek birbirimizle yarış halinde olmalıyız.

Öyle değil mi?

“Yeşildi” medeniyetimin adı…

 

 

 


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.