Çevreye Hizmet İbadettir

Namık Ceyhan

Hepimizin ortak geleceği olan çevrenin korunması, geliştirilmesi ve her türlü çevre kirliliğinin azaltılması ve önlenmesi devletin olduğu kadar bütün vatandaşlarımızın da yasal ödevidir. TC Anayasasının 56.maddesinde bu açıkça ifade edilmiştir.
Çevre konusunda hem resmi hem de gönüllü olarak yirmi yılı aşkın bir süredir çalışmalar yapan biri olarak uzunca bir süredir ara verdiğimiz yazılarıma inşallah tekrar başlıyorum. Bana böyle bir imkanı sunan yeni gazetemize teşekkür ederim.
Yüce Allah(c.c), kainatı bir denge üzerine kurmuştur. Bu husus Rahman suresi 7 ve 8. ayette  mealen “O göğü yükseltmiştir; dengeyi koymuştur. Artık dengeye tecavüz etmeyin. Dengeyi doğru tutun, Dengeyi bozmayın “şeklinde belirtilmektedir. İnsanoğlu bu dengeyi bozmaması için yaratılan her şeye -sadece insanoğluna değil- hayvanlara, bitkilere, doğaya, havaya, suya, toprağa, kısacası çevreye sahip çıkması gerekir. Bu bizim hem yasal hem de kulluk görevimizdir.
Elhamdülillah Müslümanım diyebilen herkes bilir ki, İnsan ölünce, üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalı ilmi eser bırakmak veya ona dua ve istiğfar edecek Salih evlat. (Bir hadis-i şerif meali/ Müslim)
Şimdi kendi kendimize bir muhasebe yapalım, herkes faydalı ilmi bir eser yazamaz, evladımızın da hayırlı olacağının garantisi yok. Sadece sadaka-ı cariye yani hayır hasenat işleri ile uğraşmak, hayır yapmak kendi elimizde.
              Peki Sadaka-i cariye ne demektir? “Öldükten sonra da, amel defterimize sevap yazdıran sadakadır. Sadaka-i cariye, cami, çeşme, yol yapmak, ağaç dikmek, kamuya yararlı işlerle uğraşmak, kalıcı eser bırakmak gibi insanlara faydası dokunan her çeşit iyi işlerdir”.
              Bu açıdan baktığımızda bütün canlıların yaşaması için gerekli olan havanın korunması, suyun temiz tutulması, temiz içecek su temini, toprağın korunması, ağaç dikmek, çöplerimizi rastgele atmamak, israf etmemek, etrafı rahatsız etmemek, gürültü yapmamak vb çevremizi korumak, çevremizi temiz tutmak da sadaka-ı cariyedir. Bir çeşit ibadettir. 
Yine biliyoruz ki; Kul hakkına dair bir Hadisi kudside, "Benim huzuruma ne ile gelirseniz gelin affederim ancak kul hakkı ile gelmeyin" buyrulmuştur. Şimdi soruyorum sizlere pis ve zehirli atık suyu dereye boşaltmak balıkları öldürmek ve dere kenarında otlatan hayvanları zehirlemek, sıcak yaz günlerinde çöpe attığımız atıkların kokuşmasından ve mikrop üretmesinden sokakta oynayan çocukların enfeksiyon kapmasına sebep olmak, kötü ve kalitesiz kömür kullanarak bacadan çıkan dumanlarla veya aracının bozuk egzozundan çıkan siyah dumanlarla havayı kirletmek ve bu havayı soluyanları zehirlemek yetişmesi onlarca yıl alan ormanlarımızı yakmak, yok etmek kul hakkına girmez mi? Üstelik bu hakların helalleşme imkanı da yoktur. 
O halde çevre hakkı da bir çeşit kul hakkıdır. Çevreyi kirletmek, yaratılanların hayatını karartmak, hayatı zorlaştırmak,  sıkıntıya sokmak kul hakkı yemektir.
İşte biz burada yüreğimizdeki vatan sevgisi, çevre sevgisi, doğa sevgisi, toprak sevgisi, yeşil yaprak sevgisi, ay yıldızlı bayrak sevgisi, en önemlisi insan sevgisinin bir ifadesi olarak yaratılanı yaratandan dolayı seven ve koruyanın yanında olacağız. Kul hakkı yememek ve yedirmemek için, büyük  bir ibadet aşkı içinde çaba gösterecek ve inandığımız ve bildiğimiz konularda yazılar yazacağız.
“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım “diyen Hz Mevlana’nın diyarında hoş görünüze sığınarak adaletin, doğrunun, iyinin ve güzelin yanında olacağız, inşallah…
Bu vesile ile kalp huzuru, gönül rahatlığı ve beden hafifliği içinde yeni bir yıl dilerim. Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.