Çile dolu bir ömür

Yusuf Alpaslan Özdemir

Üç İstanbul’un müstesna müellifi Mithat Cemal Kuntay’ın İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy hakkında yazdığı 453 sayfadan mürekkep eserle yalnızca milli şairimizi daha yakından tanımakla kalmıyor, dönemin edebiyat ve fikir ortamı hakkında da bilgiler edinmiş oluyoruz.
1903’te İbnülemin Mahmut Kemal İnal’in evindeki yazı odasında, dönemin önde gelen ediplerinin de olduğu bir mecliste vücuda gelen tanışma, 35 yıllık bir yakın ilişkiye, dostluğa dönüşecektir. Akif’in sessiz sakin oturuşundan, çok az konuşmasından önyargı dolu düşüncelerle acıma hisleri içinde 18 yaşında bir genç olan Kuntay, çok kıymet verdiği Ziraat Bankası müdür yardımcısı Rıfkı Bey’in ev sahipliğindeki mecliste Akif’i ilk kez farklı bir profilde görür, üstelik Rıfkı Bey ona ayrı bir ihtimam gösterir, hal böyle olunca da Akif’e karşı düşünceleri değişir. Akif’in her daim yanındadır artık, sık sık bir araya gelip, kitap okurlar, tartışırlar, çeviriler yaparlar.
Bu iki güzel dostun muhabbetlerinde ve birlikte gittikleri ortamlarda kimler yoktur ki: Mısır’da zengin bir aileye ders verme konusunda Akif’le birlikte düşünülen ama Müslüman olmadığı için kabul edilmeyen Hüseyin Cahit, Kuran’a Koran dediği için küstüğü Ahmet Şuayip, yanlış ve ve geç teşhisten ölen genç bir çocuğun ıstırabını anlattığı ‘ Hasta’ adlı şiirinden çok etkilenen ve Akif’le artık devamlı görüşmek istediğini söyleyen üstat Recaizade Mahmut Ekrem, Akif’i her gördüğünde bir yönünü keşfeden ve sürekli bunları gündeme getiren Süleyman Nazif, Safahat’ı ilk eleştiren ve kitapta pis kelimeler bulunduğu yorumunu yapan Celal Sahir Erozan, daha yeni tanıştıkları halde çok eski arkadaşlarını kendisine kötülediği için güvenilmez bulduğu ve sevmedim dediği Tevfik Fikret, büyük hayranlık duyduğu ve sevdiği Abdülhak Hamit Tarhan, ney dersleri aldığı Neyzen Tevfik ve dönemin tanınmış daha pek çok siması biyografik eserde arz-ı endam ediyorlar.
Osmanlı’nın zor zamanlarında yaşayan büyük şairin devrin devlet büyükleriyle ilgili görüşleri de kitapta yer almaktadır. Rasathane müdürü Fatin hocanın İttihatçı yaptığı Akif, üç padişahtan Reşad’a kızıyor, Abdülhamid’den iğreniyor, Vahdettin’e hem kızıyor hem de ondan iğreniyordu.
Milli şairimizin yakın dostu ve bahsimizin konusu olan kitabın müellifi Mithat Cemal’in, ‘ Istırap onun ikinci diniydi’ şeklinde nitelendirdiği Mehmet Akif’in Mısır yılları, hastalık evresi, İstiklal Marşı’nın yazılış öyküsü, ailesi, gitmeyi çok istediği lakin gidemediği Hindistan ve İspanya seyahatleri, altı ayda Kuran’ı ezberlemesi, yabancı dil öğrenmesi gibi hayatının dönüm noktası olayları da kitapta yer buluyor.
Dini konularda ödünsüz ve katı bir yaklaşımı haiz olan Akif’in günlük yaşamdaki bazı insani zaafları, bazen yanlış fikirlere kapılıp hatalı düşünceler ileri sürmesi ile ilgili satırlar; yıllarca bize adeta hiç hata yapmayan, kusursuz bir yaşantıya sahipmiş gibi aksettirilen büyük şairin farklı yönlerini, karakterini göstermesi bakımından da oldukça ilginç detaylara sahip kitap. Mısır’da vefat edip cenazesinin ülkeye getirilmesi esnasında yaşanan olaylarla derin bir hüzün duygusunun tüm benliğimiz sardığı biyografide yakın arkadaşı dostu Mithat Cemal’in onun Mustafa Kemal’e, inkılaplara bakışına daha net cümleler kurmaması ve ayrıntılı bir şekilde değinmemesi de zannımca bu harikulade biyografinin nazar boncuğu olmuş.
Mithat Cemal Kuntay da başarılı bir romancı olduğu için tasvir ve benzetmelerde, kişilik tahlillerinde kusursuz bir gözlem gücü ile etkileyici bir dil eserin pek çok yerinde kendini faş ediyor.

NOT: Siz bu satırları okurken ben tatili fırsat bilerek kısa bir seyahate çıkacağım. Bu yüzden çarşamba gününe kadar köşe yazılarım ile bu haftaki Kültür Atlası’nda daha önce yayınlanmış yazılarımı gözden geçirerek yeniden yayınlayacağım.

Çarşamba günü tekrar görüşmek dileğiyle. Sağlıcakla kalınız…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.