Depremin Düşündürdükleri

Muzaffer Kırmacı

      İzmir’de meydana gelen deprem yüreklerimizi yaraladı.

      Her geçen gün kaybettiğimiz insan sayısı artıyor, acımız katlanarak büyüyor.

      Allah milletimizin yardımcısı olsun.

      Ülkemizde olaylar, 13 gün aktüalitesini koruyormuş.

      13 günden sonra yavaş-yavaş unutuyormuşuz.

      Bu Depremi de bir müddet konuşacağız, sonra hiç bir şey olmamış gibi hayatımıza ve ihmallerimize devam edeceğiz.

      Yaşadığımız onca musibetten yeterli dersi çıkarmış olsaydık, bugün bunları konuşmayacaktık.

      Çok konuşuyoruz, az iş yapıyoruz.

      Kabul edelim ki; sorumlular olarak görevimizi gerektiği gibi yapmıyoruz.

      Yıllar boyu inşaatlarda uzmanlık konusunu ihmal ettik.

      Camcı, dükkan açmak istediğinde aradığımız ustalık belgesini kalıpçıda, demir döşeyenlerde aramadık.

      Aklımız başımıza geldiğinde de “git maliyeye şu kadar para yatır. Sana belge verelim" dedik.

      Yanlış ve eksik bağlanan demirleri de gerektiği gibi denetlemedik.

      Elektrik ve su tesisatçılarının işin kolayına kaçarak kolon ve kirişlere verdikleri zararları görmedik, ya da görmezden gelmek işimize geldi.

      Beton için kullanılan kumların yıkanıp elenmesi gerektiğini ya bilmedik, ya da bildik de “neme lazım” demek kolaycılığına kaçtık.

      Bu ve benzeri ihmaller, insanımızın çürük binalarda oturmasına sebep oldu.

      Oysa hiç unutmamamız gereken bir şey var ki; biz deprem kuşağındayız. Bunu asla göz ardı etmemeliyiz.

      Bütün bu ihmallerimiz yetmezmiş gibi, kafamıza göre binaların kolon ve kirişlerine de müdahale ediyoruz.

      İşimize geldiği gibi fazlalık (!) olarak gördüğümüz kolonları kesiyoruz, kirişleri traşlıyoruz.

      Sonuç ortada!

      O kadar bilgeyiz ki, bilmediğimiz hiç bir şey yok.

      Binada yapacağımız bir tadilatta uzmanına danışmak (nedense) hiç aklımıza gelmiyor.

      Gelmiyor.

      Çünkü biz her şeyi biliyoruz.

      Canımızla Rus ruleti oynuyoruz.

      Sözüm ona kaliteli inşaatlar yapmak için Yapı Denetim Sistemini hayata geçirdik.

      Peki bu sistem kaliteyi getirdi mi?

      Ne yazık ki gereken kaliteyi yakalamak mümkün olmadı.

      İnşaatı yaptıran kişi veya kuruluşlar Yapı Denetim Firmasının patronu olduğu sürece bu işin başarılı olması mümkün değildir.

      Vatandaş patron, Yapı Denetim işçi durumunda. Yani parayı veren düdüğü çalar.

      İnşaatı yaptıranla firma arasında parasal ilişki olmamalı.

      Elbette yanlış ve eksikler benim tespitlerimle sınırlı değildir. Daha başka ihmaller silsilesi de mevcuttur.

      İnşallah bu son olur.

      İnşallah İzmir depremi aklımızı başımıza getirir.

      Milletimizin başı sağ olsun.

       

     

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.