DİNİ KÜÇÜMSEDİLER, UTANMALILAR!

Yusuf Alpaslan Özdemir

"Acı, ölüm, sempati, felaket, sorumluluk ve özgürlük gibi ahlaki ve varoluşsal meselelerde söyleyecek anlamlı bir sözünüz yoksa, dine yönelteceğiniz eleştirinin cahilce ve içi boş olacağını savunuyorsunuz."
"(…) Din konusuna gelince, Batı Avrupa solunun teolojiyi bu kadar görmezden gelmesine, din karşısında bu kadar kayıtsız kalmasına hep şaşmışımdır. İşin gülünç yanı, kültürel sol bir de en çok ilgilendiği şeyin popüler kültür olduğunu iddia ediyor! Din kadar etkili, derin, kalıcı, zengin ve popüler olan kültür alanı mı var? Din ideolojik olarak bazı görevler yerine getirir ki kültür bunları yapamaz. Kültürün günümüzde kriz içinde olmasının nedenlerinden biri de bence budur. Kültürün din kavramının yerine geçmesi bekleniyordu ama hiçbir zaman bunda yeteri kadar başarılı olamadı. Evet, doğru, büyük ölçüde ateist bir geçmişten gelen sol dinle ilgilenmedi, dini küçümsedi, bu yüzden de böylesine ciddi bir söylemle bağ kurmayı başaramadı. Kendinden utanmalı."

Marksist edebiyat denince günümüzde aklımıza İngiliz yazar Terry Eagleton gelir. Konu Marksizm olunca da din gibi manevi konularda hemen bir önyargı oluşur bizlerde. Ama yazımın başında aktardığım ifadeler Eagleton’a ait, bir de bizim ülkemizdeki sol çevrelerin tutumlarını görse küçük dilini yutar, ‘utanç’ kelimesi yerine başka kavramlar kullanırdı herhalde!

Terry Eagleton, İletişim’den çıkan ‘Edebiyat Nasıl Okunur’ adlı kitabında edebiyat eserlerini çözümleme sanatının da tarihe karışmasına az kaldığını, bu kitabının bir geleneği kurtarma çalışmalarının mütevazı bir parçası olmayı amaçladığını söylüyor ve ekliyor; ‘edebi metinlerin dillerine karşı bir miktar hassasiyet geliştirmeden, bu metinler üzerine siyasi ya da kuramsal sorular soramayız.’

Kitapta ilk elden edebi eserin ne olduğu, ne gibi özellikleri haiz olduğu anlatılır. Eagleton’un edebi eser derken kastettiği şey kısmen, ne söylediği nasıl söylediğine dayanarak alınması gereken eserdir; içeriğin, içeriğin sunulduğu dilden ayrı düşünülemeyeceği yazı türüdür.

Eagleton’a göre edebiyat eleştirmeni olmayı öğrenmek, diğer şeylerin yanı sıra belli tekniklerin nasıl kullanılacağını öğrenmektir. Yazılarını bir tekerlemeden günümüzün çok satan eserlerine, Tolstoy’dan NobokovA, Hamlet’ten Harry Potter’a geniş bir yelpazede örneklerle ironiyi ihmal etmeden zengin bir bakış açısıyla oluşturan Eagleton, kitabın başında okuyucusuna şu mesajı verir;‘Bu kısa eleştiri alıştırmalarında size edebiyat eleştirisinde uygulanabilecek farklı stratejileri göstermeye çalıştım. Bir pasajın ses dokusunu inceleyebilir, önemli görünen muğlaklıkların üzerine gidebilir yahut dilbilgisiyle sözdiziminin nasıl işe koşulduğuna bakabiliriz. Pasajın kendi sunduğu şeye karşı sergilediği duygusal tavırlar çözümlenebilir ya da ortaya çıkan paradokslara, uyumsuzluklara ve çelişkilere odaklanılabilir.’ Yazar bunları edebiyat eleştirisinin mikro yazıları olarak görür, öte yandan karakter, olay örgüsü, tema, anlatı gibi makro meseleleri ele alır sonra da kitapta. Bahsedilen konularla ilgili örnek olarak verilen, atıfta bulunulan eserlerin meselelere vakıf olabilmek adına önceden okunmuş olması büyük önem arz ediyor, bunu da özellikle vurgulamak isterim,.                                                                                                                  Terry Eagleton, ‘Edebiyat Nasıl Okunur’unda bol bol modernizm, özellikle de postmodernizm eleştirisi yapıyor. Müsebbibi olduğu Marksist edebiyatın bir gereği olarak onlarla anlaşamamasından daha doğal bir şey olamaz tabiki. Bunu vurgulama nedenim şu; eğer postmodernizmi savunan, öven, eserlerinde bu akıma bağlı kalan birini okur, bu kişinin Eagleton’u sevdiğini ve onayladığını görürseniz bilin ki o kişi ya Eagleton’u okumamıştır, ya da Eagleton gibi popülist bir kaleme göndermelerle entelektüel hava atma çabası içindedir. En başta postmodernizmde hakikat, oturaklı bir konu ve hatta karakterler, bütünlük yoktur. Bunlar,  Marksist edebiyatın onaylayacağı bir tarz değil.

Diğer akım ve teknikler yanında birçok edebiytçı da Terry Eagleton’un keskin eleştirilerinden nasibini alır. Kitaptan buna bir örnek verelim. Eagleton, T.S.Eliot gibi bir isim şu cümleleri kurar; ‘ Eliot’un göz korkutucu ölçüde entelektüe bir yazar gibi görülmesi epey ironik. Şiirleri örtük sembolizmler ve bilgi gerektiren anıştırmalarla dolu olsa da , entelektüel onun yazılarını tarif ederken en son kullanabileceğimiz kelimelerden biri.

İletişim Yayınlarından çıkan kitabın çevirmeni Elif Ersavcı’nın ‘öykü’ yerine ‘hikaye’ tabirini kullanmasının isabetli bir seçim olduğunu ve Terry Eagleton’un sadece bu kitabının değil tüm külliyatının edebiyatla ilgili herkesin zevkle ve istifade ederek okuyacağı türden eserlerden oluştuğunu vurgulayarak yazımızı hitama erdirelim.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.