DÖVİZ ARTIŞI TARIMA NASIL YANSIR

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yeni modellemelerde tarım ile devlet birbirinin mütemmimidir. Tarımın devletsiz, devletin de tarımsız, yani, üretimsiz, hammaddesiz, enerjisiz, gıda güvenliksiz yapamayacağı ortadadır. Tarımı gelişmiş devletler de bu anlayışa göre uzun vadeli politikalar belirlemektedir. 

Gıda tüm ülkelerin ve dünyanın ortak meselesidir. Sömürgeci ülkeler sıcak savaşla girmediği yerleri sosyal, psikolojik veya gıdadan mahrum etme usulleriyle yönetmekte, bu şekilde o ülke veya yöre halkını terbiye etmeye çalışmaktadır. Bugün 7.5 milyar nüfusa sahip dünyanın zengin ülkeleri patlayıncaya kadar gıda tüketip, bir o kadar da israf ederken, neredeyse 1 milyar insan da açlıkla karşı karşıya bulunmaktadır. İsraf daha çok İslam ülkeleri ve ülkemin de en önemli meselelerinden biridir.

Ülkemizde son günlerde ABD tarafından konulan ambargo, birçok gözü açık kişiler ve kurumlar tarafından hemen devreye alınarak özellikle gıda arzı veya fiyat politikalarında oynamalara yol açmıştır. Birçok yerde gıda stoku yapıldığına dair bilgiler bu ambargonun bir sonucudur.

Peki, bu durum ülkemizin tarımsal üretim, ithalat, ihracat veya fiyatlandırmalarına nasıl yansır ve bundan nasıl bir sonuç çıkar, görelim. Bu konuda ilk tepkiyi 1-2 gün içinde raflara yansıyarak gördük. Raflar boşalmaya, fiyat etiketleri değiştirmeye başlanmıştır bile. Devamında görülecek olan büyük çapta yapılacak ürün stoklarıdır. Elinde buğdayı, şekeri, yem bitkisi, yağ bitkileri, pirinci, mısırı, işlenmiş gıdası olan depocu veya toptancılar, her zaman olduğu gibi şu an bekleme süresine girmişlerdir. Bekle-gör anlayışı ile 1-2 hafta içinde olacakları gözleyecekler, ardından gelişmelere göre tavırlar belirleyeceklerdir. Gerçi bu tavır almalar 1980 öncesi gibi olmaz ama tavır almalar ahlaki olmasa da çok da haksız değiller, zira raflara veya depolara koyacakları hammadde veya işlenmiş gıdalar daha pahalıya konulacaktır.

İşin bir de gıda veya tarımsal hammadde ithalatı boyutu vardır. Temel gıdalardan daha çok yağ bitkileri ve türevleri ile eti ithal etmekteyiz. Son günlerde hayvansal yem hammaddeleri ithalatına da el atılmıştı. İthalatta işlenmek üzere ülkeye getirilen un, yağ, yem hammaddeleri buğday, ayçiçeği ve yemlerin fonsuz fiyatları şu an bu maddelerin yerli üretim fiyatlarının üzerine çıkmış durumdadır. Bir örnekle açıklayacak olursak, önümüzde günlerde yerli üretim yağlı ayçiçeği fiyatı açıklanacak. Şu an borsa fiyatı CIF 400 dolar/ton kadardır. Bu ürünün girişi 2500 TL/ ton’dan aşağı olamayacaktır. Bu demektir ki yerli üretim yağlık ayçiçeğinin tonu en az 2500 TL’ye satılacak, üreticinin elinde destekler dahil 3000 TL geçmiş olacaktır. Bu fiyat üreticiyi çok memnun edecektir.

İşin önemli tarafı, bu sene memnun olan üreticinin, seneye dövizdeki artışlara bağlı olarak üretim artışına olumlu yansıması ile sonuçlanması ve milli ekonomimiz açısından da olumlu olmasıdır. Bu nedenle de birçok nedenle (nadas, göç ve sahipsizlik) üretim dışı kalan arazilerin yeniden üretime kazandırılmasının gereğidir. Atıl duran araziler vatan coğrafyası sayılsa da üretim dışı ise bize yüktür.  Mademki birileri bize bu oyunları oynuyor, bize yakışan bu oyunu bozmak için üretimi artırmaktır.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile fiyatlandırma ve desteklerle ilgili diğer bakanlıkların yapması gereken eylem, dayalı tarım ürünlerinin ithalatının azaltılması için yerli üretimi artıracak ekonomik tedbirlerin alınmasına destek çıkmalarıdır. Fiyatların artmaması için fiyat dengelemesi ve tüketiciyi koruma amacıyla ithalata başvurulması ve böylece yerli üretim karşıtı bir politika uygulanmanın kabulünü anlayamıyorum. Ülke olarak üretimi artıracak çeşitli tedbirleri aldık, potansiyelimizi tüm kullandık ta, sıra, ihtiyaçları karşılamak için ithalata geldi, öyle mi? Bu normal bir anlayış değildir. Öncelik tüm imkânları kullanarak üretimi artırma yoluna gidilmesidir. Zorunlu olmayan ithalat, yerli üretimi köstekleme, başka ülke çiftçisinin desteklenme demektir. 

Dünyanın her tarafında tarım desteklenir. Bunun 2 yolu vardır. Ya çok zenginsiniz, bütçeden destek verirsiniz ya da üretimi artıracak fiyatı düşürecek tedbirleri alırsınız. Türkiye olarak ikinci yolu seçmek, yani potansiyelimiz çerçevesinde üretimi artırmak, bunun için de yapısal değişiklikler dahil tüm imkanları zorlamak gerekir. Bakalım ne olacak, yeni dönemde nasıl tedbirler alınacak, görelim.

Kalın sağlıcakla.

           

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.