Düğün Pilavlarını özlemediniz mi?

Erol Sunat

Korona gündemimize girdi gireli, adetler değişti, alışkanlıklar değişti. Mecburiyetler başladı. Korona Konya gibi bir şehri düğün pilavlarından etti.

Gerçi, düğün olsa pilav dökülse, pilav yenecek gibi değil ya!

Pirinç uçtu…

Etin yanına yaklaşabilene aşk olsun.

Yağ deseniz kafasına göre takılıyor.

Bunun içinde daha Bamya var…Zerde var…Helva var…

Düğün pilavlarını özledik özlemesine de, hayatımız normale döndüğünde bakalım neler olacak!

Geçen arkadaşın biri içini çekerek dedi ki, Pilav gözümde tütüyor. Pilava gitmeyeli bir yılı geçti…

Konya pilavı bir efsaneydi.

Pilav nasıl bamyasız olmazsa, düğün de pilavsız olmaz. Hele ki Konya’da…

Konya Sanatçısı unvanının kendisine Konyalının verdiği rahmetli Ahmet Özdemir Ağabey, Konyalıyı, pilava davet etmişler, zarfın üstüne maile yazmışlar, o da bütün mahalleyi davet etmiş diye anlatırdı.

Konya’da Pilavın adını duyulsa yeter.

 

*****

İşte size eski günlerden bir pilav hikayesi;

Üç beş arkadaş düğünler üzerine konuşuyorlardı, birisi dedi ki;

Düğünleri pilavsız yapmakta artmaya başladı, en zenginler bile pilav dökmüyorlar artık!

Görgüsüzlük abi!

Hemen nikahtan ya kız çıkarıyorlar, ya da oğlan everiyorlar.

Yanında uyduruk bi meyve suyu, yapış, yapış bi dilim pasta,

Onu da her geçen gün küçültmeye utanmıyorlar.

Neymiş adı düğün...

Niye çağırdın arkadaş!

Etli ekmek bile vermekten korkuyorsan, düğün yapma...

Bir de böyle bir düğüne hediye mi alacağız, kurban ederim hediyeyi!

Hayırlı olsun, hadi eyvallah...

Pilav dökene canım kurban...

Şöyle sıcacık bir Bamya çorbası,

Eti bol tepsi, tepsi pilavlar,

Zerdesi,  helvası, şerbeti yanında…. 
Ohhh be!

İnsan anlatırken iştaha geliyor.

Böyle bir düğüne, için ata, ata gidersin!

Hediyeni ona göre alırsın.

Benim bi arkadaş var, düğün davetiyesine bakar…

Pilav olmayan davetiyeyi yırtar atar.

Akıllı adam, işi bilen adam bir başka.

Pilav, sahaveti, cömertliği gösterir.

Ulen arkadaş, trilyonluk adamlar bile, nikah daireli düğün yapınca, inan kızıyorum yav...

Sağın solun çiçek bahçesi olmuş, adama kolonya bile döken yok.

Çıkışta eline bi tane nikah şekeri veriyorlar.

Badem şekerli...nerde kalitesiz badem şekeri var, ondan yapılmış.

Nereye geldiniz?

Düğüne...

Bi nikah şekerine....

Kızlan, oğlanın evet demesini seyretmeye...

Hele o damatların bütün kalbimle evet demeleri yok mu?

Ulen yazık be!

Sen bütün kalbinle evet derken cimri baban, pilav bile dökmekten aciz!

Ondan sonra, kuru, kuru hayırlı olsun lafları...

Böyle düğünlere gitmiyoruz tabi...

Bunun adına düğünü ucuza kapatmak deniyor.

Bak gardaşım, yaptırdığımız çiçeğe,

Aldığımız hediyeye,

Yaktığımız benzine,

Hanımın taktığı çeyrek altına yazık.

Dökün bi pilav,

Çiçeğimiz çelenk,

Taktığımız altın yarım olsun,

Aslında biz değil, düğün sahipleri kaybediyor haberleri yok!

 

*****

Son bir yıldır, düğünler Pandemi sebebiyle çok az sayıda insanın davet edildiği, olabilecek en sade nikah törenleriyle yapılıp geçildi.

Konya düğünlerinin vazgeçilmezi olan pilav, boş kazanıyla, kepçesiyle boyunu bükük normale dönüşü bekliyor.

Tabi bu arada, pilav ustaları da, o ustaların pişirdiği nefis pilavları yiyenlerde…

Konyalı, pilavı hangi ustanın pişirdiğini bilir. Ustanın el lezzetini pilavdan bir kaşık aldıktan sonra bilir. Der ki, bu pilav, filan ustanın pilavı…

Gider bakarlar ki, kazanların başında o usta…

Pilav demek, eti bol, pirinç taneleri etten görünmeyecek bir şekilde, üzeri etle kaplanmış bir şekilde servis edilen demek!

Yoksa pilav üzerine seyrek bir biçimde etler döşendi mi, dinleyin artık lafları…

Ulen arkadaş, tek bir erkek evladın olacak, paranın haddi hesabı olmayacak, cimrilik yapmaya devam edeceksin! Şu pilava bak? Şu pilavın üzerindeki ete bak!

Bir de zengin olacak?

Ustaya da demişler ki, aman ha, herkese yetsin mahcup olmayalım diye…

Sen zaten ilk tepside kaybettin arkadaş…

Bir tepsi daha istedik, üzerinde ki et iki elin parmakları kadardı.

Bu pilavı yenim olsun gittiğimiz her yerde anlatmazsak!

 

*****

Pilavlar eğlenceli olduğu kadar, sabahın saat 8’inde pilav kazanının kapağı açıldığında, orada hazır bulunan pilavcılarıyla ünlü.

Konya’nın o meşhur pilav ekipleri, pilavdan pilava dolaşanları, her oturduklarında şu kadar tas bamya çorbası, şu kadar tepsi pilav, şu kadar zerde, şu kadar helva yiyip kalktılar diye anlatılan efsaneleri ve onların yüzleri gülümseten hikayeleri şimdilik kaydıyla ara vermiş bulunuyor!

Bu ara 2021 yılının yaz aylarına kadar sürer mi bilemiyoruz.

Ancak Korona açısından vaka sayısında 2 bin 47 vaka ile, İstanbul ve Samsun’dan sonra üçüncü sırada yer alan Konya, ciddiyetini koruyor!

Her ne kadar maske ve mesafeye uyuyoruz, yasaklara karşı eskisinden daha da titiz davranıyoruz dense de, şehir merkezinde hafta içi manzaraları, bunun tamamen aksini gösteriyor.

Maske çenede, ağızlarda sigara…Mesafe sizlere ömür!

Uzağa gitmeye gerek yok, şöyle Aziziye caddesinden Kadınlar Pazarına kadar bir yürüyün yeter!

Vaka sayıları düşerse, normalleşmeye doğru giden süreçte ortadan kalkmaya başlayacak açıklamalarını duymuşsunuzdur.

Teşbihte ve temsilde hata olmasın Konya Pilavı gibi bir çok sektör, bir çok alan ve iş mekanı muhtemelen Mart ayı ile birlikte kademeli olarak açılacak gibi. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın diyeceksek, her şey, maske ve mesafeden geçiyor. Kurallara da uyalım artık!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.