DÜNYANIN AKILLI YÜZÜ G20 (1)

Ziya Uysal

       G-20, sokak serserilerinin gece-gündüz kol gezdiği, can güvenliği olmayan bir şehirdeki zenginler kulübüne benziyor. Bizim burada cebelleştiğimiz terör gruplarına her gün bir yenisi eklenirken, batı kendini aşılmaz duvarlarla çevrili bir sırça sarayda sanıyordu. Fransa’daki o üzücü katliamı DAEŞ’in üstlenmesi, teröre karşı kimsenin güvende olmadığını dünyaya bir kez daha göstermiş oldu. Türk yetkililer, bir ülkedeki terörün bütün ülkeleri tehdit ettiğini,  teröre karşı bütün ülkelerin işbirliği içinde mücadele etmesi gerektiğini hep söylüyordu ama kimse dinlemiyordu. Olaylar Ankara’dan sonra Paris’e, sonra da Maliye sıçrayınca “Bir musibet bin nasihatten etkili” oldu, herkesin ayağı suya erdi. Dünya Türkiye’yi yeni anlamaya başladı.   

       Bir ülkedeki terör sorununun bütün ülkelerin sorunu olduğunu en iyi anlayacak olan yine de G-20 ülkeleridir. Çünkü tarih boyunca ülkeler arasında süregelen sıcak savaşları durdurup, savaşsız bir döneme girilmesini de yine bunlar sağlamıştır. BM, NATO gibi örgütlerle dünya milletlerini örgütleyerek, caydırıcılık ve uzlaşma ortamı yaratma fikrini ve iradesini ilk onlar ortaya koymuştur. Bu örgütleri kurumsal birer yapı halinde planlayan ve yürürlüğe koyan da zaten büyük ölçüde bu ülkelerdi. Bunlar İSTERSE tüm dünya ülkelerini aynı şekilde örgütleyerek, terörü de önleyebilirler.

       Özellikle Avrupa ve Amerika bunun için gerekli olan uluslararası işbirliği ve güç birliği teşkilatlarını da kurabilir. Geçen yüzyılın başlarından bu yana Avrupa ve Amerika’da tüm dünyayı örgütleyebilecek düzeyde bir organizasyon aklı ve yeteneği gelişmiştir. Bunu Ticari, siyasi, askeri vb. her alanda başarabildiklerini açıkça görüyoruz. Eğitim, insandaki anlayış ve davranış değişikliğidir. Bu tanım, toplumlar için de geçerlidir. “Yurtta barış, dünyada barış” ı sağlamak için “Yurtta birlik, dünyada birlik” kurabilme yeteneğine ulaşmamız gerekiyor. 

       İkinci dünya savaşından sonra dünya adeta savaşmaktan yorulmuş ve akıllanmıştır. Uygar milletler, sıcak savaşlar yerine ekonomi, bilim, sanat, spor gibi faydalı konularda yarışmayı ve aralarındaki anlaşmazlıkları masada çözmeyi, hatta çatışma ortamına hiç fırsat vermeyecek işbirlikleri yapmayı başarmıştır. Karşısına çıkacak ülkelere kesin üstünlük sağlayabileceği halde askeri güç kullanmaktan olabildiğince kaçınan süper güçler de buna dâhildir. Sanki bin yıllardır herkes savaştan boyunun ölçüsünü almıştır. Artık kimse dünyaya savaşla sahip olma heves ve saflığına düşmüyor. Kolay bir hedefe yapacağı basit bir saldırının bile, bir dünya savaşına dönüşme ihtimali taşıdığını bütün uygar milletler iyi biliyor. Bu yüzden yeter büyüklükte bir uluslararası koalisyon ve işbirliği sağlamadan kimse harekete geçmiyor. Almanya ve Japonya gibi askeri harcaması olmayan, yasaklı devletler tamamen kalkınma ve zenginleşme üzerinde yoğunlaşarak bu sayede süper ekonomi oldular. Dünya milletleri  akıllandıkça insanlık bir tek dünya ordusuyla yetinmeye doğru gidecek gibi görünüyor.

Binyıllardır savaşan milletler artık anladılar ki, uzun vadede sıcak savaşın kazananı yok,  sonu da yok. Bu yüzden uygar ülkeler askeri güç kullanarak bir başka ülkeye istila amacıyla saldırmıyor. Ancak herkes savunmaya yönelik en etkili ve caydırıcı güce sahip olmayı istiyor. Çünkü ilkel yönetim şekli ve geri kalmışlığı sebebiyle yöneticileri, dünyanın ulaştığı bu ileri anlayış ve davranış yeteneğine henüz ulaşamamış olan, saldırgan ülke ve terör örgütü sayısı da az değildir. Diğer mücadele yöntemlerinin yanında, dünyanın ulaştığı ileri akıl ve anlayış düzeyine geri kalmış ülkelerin ve bu terör örgütlerinin de ulaşması için çaba sarf edilmelidir.

       Grup 20’nin içinde olmak bir başarıdır ama bu bizim için yeterli değildir. Bu gruptan kopmadan, grup içinde daha etkin, daha ileri yerlere gelmek için çaba harcamalıyız. İki bin yıl önceki yenilmez orduların karşısına bu günün silahlarıyla bir manga asker çıksa onları yenebilirdi. Ama Allah (cc) buna izin vermemiştir. Bir adım öne geçmek için sürekli çaba harcamak her zaman çok önemli olmuştur. Bütün fertleriyle halkı çalışmaya ve ilerlemeye sevk etmek, buna özendirmek gerekiyor, çalışmaya engel olmak değil. Çalışan emeklilerden sosyal güvenlik destek primi kesilmesi ve 65 yaş üstüne çalışma yasağı getirilmesi çok yanlış olmuştur. “Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm suresi 39) Allah’a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.