Düşüş eğilimi!

Erol Sunat

Hani bir şarkı vardı ya, “Kader böyle imiş…” diye başlıyordu. Ardından da, “Ne söylesem boş…” diye devam ediyordu.

Enflasyon böyle imiş!

Düşüşe eğilimliymiş!

Enflasyonun edebiyat yapacağı, edebiyat parçalayacağı hiç aklınıza gelir miydi?

Aldım sazı elime, dertli dertli vurdum sazın teline diye de yarı ağlamaklı yanık türküler söylüyor.

O ağlıyor, insanımız ağlıyor!

Kaderine, talihine, ödeyemediği borcuna, yetişemediği faturasına, evine götürmediği ekmeğe, kaybettiği ve bulamadığı işine!

Enflasyon; kimse bana gönül koymasın, kızmasın, cephe almasın yönümü düşüş eğilimine çevirdim,

bana inanmayan rakamlara baksın diyerek kendini kurtarabilir mi, gözümüzde ve yüreğimizde aklanabilir mi?

Ne mi diyor?

Bakın, görün düşmüşüm işte!

Önemli olan düşüş yönü, düşüş eğilimi değil mi?

Nedir o eğilim?

Düşmeye doğru olan meyil! Yani, meyyal olan tarafı! Öyle bir intiba bırakanı! Öyle anlaşılanı!

Değilse rakamlar bizi elektrikten çok daha fazla çarptı! Başımızı döndürdü! Tansiyonları ne sen sor, ne biz söyleyelim! Ayranda fena zamlanmış, gözümüzü açsın diye, birer bardak, tuzlu ayran da içemedik!

Düşmesine bir şeyler düştü amma, kim düştü kim kaldı ilkin pek bir şey anlayamadık, sonra bir de gördük ki, düşen enflasyon değilmiş! Kendi düşüşümüzmüş!

*****

Düşme eğilimi enflasyona bırakılmış! Adeta denmiş ki, Hadi sen düşme eğilimine gir, rakamlarla kol kola ol!

Malum canavar olan sensin!

Canavar olmaktan vazgeçtim de!

Sevimli olacağım, sevindireceğim, yüz güldüreceği de!

De bir şeyler işte!

Yafta enflasyonun boynunda!

Düşme eğilimine giren de o!

Düştüm gari diyende o!

Düştü mü?

Henüz görmedik!

İyi niyetli olanlarımız koro halinde düşer inşallah demeye başladılar bile!

Düşer mi?

Düşecek tabi, düşmesinde görsün, baktık düşmedi, tutarız yakasından, paçasından vururuz sırtını yere!

Tuş olur tuş!

Şair; “Açma yarem kan gider” demiş ya! Tuş olmak deyince, hep kendimizin nasıl tuş olduğu, yaka-paça nasıl yere savrulduğumuz aklımıza geliyor diyenleri yok mu bir dinleyecek olan?

*****

Bugünlerde bir düşmedir gidiyor! Bu düşme, eğilimli! Eğilimi çok, eğimi çok, eğimi yüzünden laf edeni çok, takılan çok, eğilime bel bağlayan çok!

Kim mi bu düşmeye konu edilen?

Enflasyon tabi…

O düşmeden, o düşme eğilimine geçmeden olmuyor!

Düşmenin eğilim faslında olmak böyle bir şey galiba!

Edebiyat yeminle pes dedi, bu anlatıma, böyle bir edebi sanat kullanımına daha önce az şahit olmuştum diye de takdirlerini sunmayı ihmal etmedi!

Sonunda bir düşme hadisesi yaşandı elbet!

Kim düştü? Neden düştü? Ne zaman düştü? Nereye düştü?

Gözümüzden düşen çok! Gözümüzden düşen, gönlümüzden de düştü!

Lakin haberi yok! Var da yok! Zevahiri kurtarmak gibi telaşı da yok, acelesi de!

“Son verdim kalbimin işine/ Aklım ermedi gidişine” diye başlayan şarkıyı biliyorsunuz değil mi?

Ahali bu izaha muhtaç yüzde 2.98’i duyduk, kalbimizin işine son verdik diyor!

Demek ki, düşüş eğilimine giren sadece enflasyon değil! Kalbimiz de düşüş eğilimine gireli çok oldu!

*****

Düşme eğilimi lafları meydanları doldurduğunda, ne mi olmuştu?

Salatalık, marketlerde dahil olmak üzere, iki liraya kadar düşme eğilimi göstermişti!

Sonra eğilim eğdi başını, yumdu gözünü!

Biz diyelim bir gün, siz deyin iki gün, sonra beş lira oluverdi salatalık!

Dayanamadı!

“Düşüş eğilimi, düşüş trendi, / Yakaladı bizi enflasyonun kemendi!”

Enflasyon, sevecen görünümlü bir Haminne gibi!

Kuzucuklarım diyor, elimin altındasınız, pardon kanatlarımın altında diyecektim. Hazır düşme eğilimi söylemlerine başlamışken, üzmeyin beni.

Var böyle bir eğilim!

Ortada bir düşme eğilimi varsa, bilin ki o eğilim gerçekleşmiş, düşüşe geçilmiştir!

Benim size yalan borcum mu var?

Ne diyorduk?

Düşüş eğilimi! Yeminle düştü her şey! Daha da düşecek!

Ne diyordu o neşeli türkü “Hoppala yavrum yaz geldi, / Çarşıya kiraz geldi! / Aldım beş okka kiraz/ O da bana az geldi”

Kiraz 30-40 lira! Eskinin bir okkası, bir kilo 283 gram, çarpın beşle! Ocağınız batar da haberiniz olmaz! Lafla olduktan sonra, Kiraz da düşer! Kayısıda, Şeftalide, diğer sebze ve meyvede!

****

Kendi düşen ağlamaz derler ya! Kendim ettim, kendim buldum diyen içinde aynı şeyler geçerli!

Düşüş eğilimi yetmez, öyle olmalı ki, paldır-küldür düşmeli, çakılıp kalmalı yere!

Arzu edilen! Olması beklenen! Ah felek zalim felek denilen! Bir gün olsun gülmedi, talih benim yüzüme diye ah, vah çekilen düşmeyen enflasyon belası değil mi?

Neden imkansızı istemek gibi garip bir istek haline getiriliyor enflasyon, neden istesek şöyle yaparız, böyle yaparız deniyor da, hiçbir şey yapılamıyor bu enflasyona!

Düşüş eğilimine girdi diye neredeyse yüzde 2.98 rakamıyla el ele tutuşup bir halay çekmediğimiz kaldı!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.