EDEBİYATIN SERENCAMI

Yusuf Alpaslan Özdemir

Okumanın boş zaman uğraşısı olarak görüldüğü, kültür ve sanata yaşamda çok az yer ayrıldığı hızlı, yorucu ve yıpratıcı bir çağda yaşıyoruz. Karşılığının maddi menfaatlerde arandığı meşgaleler, görsel ve sosyal medya belirliyor tercihlerimizi. Uzun olmayan, kolay anlaşılır metinlerin zirve yaptığı günler yaşıyoruz. Böyle bir ortamda gerçek ve nitelikli edebiyata omuz verenleri görünce bir başka mutlu oluyoruz. 
Necip Tosun; özellikle son yıllarda yayınlanan pek çok kitap ve dergiyle altın çağını yaşayan öykü türünün çalışkan isimlerinden.Öykü yazıyor, süreli yayınların pek çoğuna yazı yetiştiriyor, kitaplar çıkarıyor, söyleşilere katılıyor. Yazarken bizim yorulduğumuz tüm bu işleri üstelik asli işi memurluktan arta kalan zamanda yetiştiriyor. Bu sabrı, çalışkanlığı ve fedakarlığı takdir etmemek mümkün değil. 
Necip Tosun’un yeni kitabı ‘Edebiyat Atlası’ Dedalus etiketiyle raflardaki yerini aldı. Yazarın otuz yıllık öykü ve edebiyatla içi içe yaşamının bir yansıması diyebileceğimiz kitap yalnızca öykü değil, hemen her türün dünyadaki ve bizdeki gelişim çizgisini takip etmemizi sağlama yanında, her türün en önemli eserlerinin değerlendirilmesiyle, yayınlanan binlerce kitap içinde bilinçli bir seçim yapmamıza da ciddi katkı veriyor. 
Edebiyat Atlası’nı  yazma amacını; ‘Bu kitabın öncelikli hedeflerinden biri günden güne gücünü yitiren, gözden düşen edebiyatın hayatımızdaki karşılığını yeniden sorgulamak, gündeme getirmek, önemini vazgeçilmezliğini ortaya koymaktır.’ şeklinde vurgulayan Tosun’un, ‘ …edebiyatsız bir dünyanın nasıl barbar, hoşgörüsüz ve ötekini anlamaktan uzak kaba bir dünya olacağı hatırlatılmaya çalışılmakta’ değerlendirmesi de, onun edebiyat aşkının boyutlarını net bir şekilde ifade ederken, bir zamanlar özellikle de romanın zirvesindeki Rusya’nın, o altın çağlarda dillere destan zulümlerini yapmasına edebiyatın yazık ki mani olamamasını da hatırlamadan edemiyoruz. Necip Tosun, yakından tanıyanların da bildiği gibi oldukça nazik, naif bir insandır, edebiyatın amacına bakışı da ideal olanı, temennisi de güzel ama bu görüş pek de yerini bulmuş gibi gelmedi bana. Geçelim.
Kitapta konuların ele alınış biçimi, Necip Tosun’un daha önceki bazı hikaye kuram ve inceleme kitapları paralelinde özetlemeler, nokta atışı hükümlerle oluşturulmuş. Okurken sıkılmıyorsunuz. Seçilen örnekler, başta Mansfield, Borges, Tanpınar, Oğuz Atay vd. gibi önemli isimlere yapılan atıflar dikkatimizi her an ayakta tutan belli başlı amiller.
 Önce edebiyatın, okumanın önemine değinen Tosun; edebiyatın ahlak, dil gibi kavramlar ile ilişkileri ve edebiyat mahfilleri, yazar okulları, edebiyat dergileri gibi çetrefilli meseleleri ele almış. Edebiyatın hayatımıza neler kattığı, hemen her uğraşıyla bir ilişkisinin olması giriş kısmında bizi karşılayan konular. Her türlü uğraşının sonucunda elde edilecek bir karşılık alma beklentisinin olduğu günümüzde edebiyatsız bir yaşamın boşlukta kalmasının kaçınılmaz olduğu vurgulanır. Kitaptan buna bir örnek verecek olursak, Necip Tosun, Enis Batur’a atıfla, Sezai Karakoç okumadan Ortadoğu’da olup bitenin anlaşılamayacağını vurgular. Bir diğer önemli tespit de çeviri eserler konusundadır. Batı kaynaklı eserler yayıncıların ve çevirmenlerin desteğini alırken, yakın coğrafyamızdaki komşularımızın eserlerine yeterli ilginin gösterilmemesi, bu türden çevirilerin yeterli olmaması  edebiyatımız adına bir eksikliktir. 
Yazmaya meraklı olanların, yazılarını öncelikle dergilerde yayınlatmak isteyenlerin ne gibi engelleri aşmaları gerektikleri noktasında adeta rehber vazifesi gören Edebiyat Atlası, birçok makalede, ülkemizin edebiyat ortamının bir fotoğrafını çektikten sonra doğruları ve yanlışları masaya yatırır. Pek çok süreli yayında, hikaye türü başta olmak üzere çeşitli türleri, eserleri ve yazarları konu edinen önemli makaleler yayınlayan Necip Tosun, bu ortamları en iyi bilen ve sözü geçen eleştirmenlerdendir aynı zamanda. Adam kayırma, orantısız övme ve yerme, gruplaşma gibi edebiyatımızın baş ağrısı başlıca meseleleri hakkında son derece yerinde tespitlerde bulunan yazarın, bu yanlışları engelleme noktasında umudumuz olduğunu üstüne basa basa vurgulamak istiyorum. Çünkü, tekrar ifade etmemiz gerekirse Necip Tosun edebiyatımızın saygın, sözü geçen, bilgili, çalışkan kalemlerindendir ve birçok olumsuzluğun ortadan kaldırılmasında ya da azaltılmasında etkili bir güce sahip sınırlı sayıdaki aydınımızdan biridir. 
Okuyanların da ilgisini çekecek ve onları heyecanlandıracak güncel konulardan sonra kitapta, deneme türünden başlayarak hemen her türün ülkemizdeki ve dünyadaki gelişim çizgisi özetlenir, okunması gereken en önemli eserler özlü bir şekilde değerlendirilir, önemli yönleri vurgulanır. Bu makaleler, okuyucuların ilgi duydukları türlerin nereden nereye geldiğini görmelerini ve ömrün yetmeyeceği binlerce eser arasından hangilerini okumaları gerektiğini belirlemeleri açısından da son derece faydalı bir işlevi haiz. 
Kitabın sürprizlerinden biri de, roman ve hikaye türlerindeki okuma listeleri Bu listelerin, Necip Tosun’un seçtiği birer tavsiye okuma listesi değil, türlerin gelişim çizgilerinin önemli sac ayakları olduğunu ifade etmekte fayda var. Listedeki isimlerden Suat Derviş’ten Kara Kitap’ın alınmasını da son derece olumlu buluyorum, Derviş’in hakettiği değeri ve ilgiyi görmesine, gündeme gelmesine katkısı olacağını umut ediyorum.
Türk Edebiyatının yaşayan en önemli isimlerinden biri olan Necip Tosun’un büyük emek ve fedakarlık ürünü ‘Edebiyat Atlası’; okuma ve yazma meraklılarına rehber olma, edebi türlerin gelişim çizgilerini toplu olarak bir arada sunma ve tanıtma gibi amaçları ehil bir kalem tarafından ortaya koyan kıymetli bir eser, okunmasını hararetle öneriyorum...

KİTAPTAN...
Çağımızda aklın, zekanın her şeyi kavramada yetersiz olduğu görüldü. İşte edebiyat, gerçeğin arkasındaki görünmeyeni, hakikati bize bildirir. Sanat, edebiyat bunun için de sezgimizi harekete geçirir.(…) Dünya, sahteliği, ikiyüzlülüğü, körlüğü geçer akçe yapmaya çalışırken, edebiyat bunu iyiliğe, güzelliğe, samimiyete çevirmenin yollarını açıklar. ( s.14)
Edebiyat tarihin atladığı boşlukları doldurur. (…) İnsanlığın büyük ütopyalarını önce büyük edebiyatçılar kurar. ( s. 18-19)
Edebiyat asla flörtü kabul etmez apaçık bir evlilik ister. (s.47)
Yazınsal türler içerisinde dille ilişkileri en gerilimli olan tür şiirdir. (s.69)
Günümüzde edebiyat dünyasındaki en büyük yozlaşma eleştiri kurumunda yaşanıyor. (s. 84)


Edebiyatçı etrafında olup biten, gelir geçer olaylara kendini kapamalı, iç dünyasını sadece edebiyata açarak onu bir sanat eseri olarak korumalı, her şeyi içine alarak içinin düzenini, ahengini bozmamalı, orada özenle kendi kozasını örmelidir. (s.98)
Yazar, yalnızlığını üzerinden attıkça sosyal çevrelerde itibarı artar ama genellikle yazdıkları kötüleşir.(s.100)
Türkiye’deki edebiyat ortamının en temel meselelerinden biri yazar olmayı düşleyen insanların nasıl bir yöntem izleyeceğini bilmemeleri ve yazarlığa giden yolların  belirgin araçlardan, yöntemlerden yoksun olmasıdır. (s. 117)
Suç ve Ceza’dan hukuk, psikoloji, sosyoloji gibi disiplinlerin öğreneceği hala çok şey var. (s.310)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.