“EDEPSİZİN KÜTÜLÜĞÜ KENDİSİNE DEĞİLDİR”

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)
  • “Edebi olmayan, yalnız kendisine kötülük etmiş olmaz, belki edebsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur. Cenâb-ı Hakk’dan her hususta başarıya ulaşmamız için edeb niyâz edelim.” (Hz. Mevlâna)

 

 

Hazreti Mevlâna’nın 740’ncı Vuslat Yıldönümü münasebetiyle Konya’daki billboardlarda (ilân tahtalarında) dikkatimi çeken afişlerin birisinde; “Burası edeb kapısı” yazılı idi.

Mevlânâ Türbesi’ne adım atmadan önce koskoca bir levhada “EDEB YÂ HÛ” yazısını mutlaka görmüş ve okumuşsunuzdur. “Burası edeb kapısı” denilen kapı da ‘gümüşlü kapı’nın eşiğidir. Pîr-i Huzur’a bu kapıdan girilir. Ben, Huzur-u Pîr’e girilirken edeble, saygıyla ve terbiye sınırlarına dikkat ederek ve dualar okunarak girilmesi gerektiğini Hasan Özönder Hoca’mdan öğrendim. Bu, daha evvel bilmediğim bir edep mevzusu idi.

Hz. Pîr, edeb eğitimine o kadar çok önem veriyor ki, “Vahdet Dükkânı” olan Mesnevî-i Şerîfin; “Temizlenmiş kişiler için bir şifa” olduğunu, “hüzünleri giderdiğini” ve “Kur’an’ı açıkça anlamaya yardım” ederek “huyları güzelleştirdiğini” bizlere söylüyor.

Bir irfân kitabı olan Mesnevî’nin önsüzünde Hz. Mevlâna, “Temiz insanlardan başkalarının Mesnevî’ye dokunmalarına müsâade yoktur” buyuruyor. On sekiz beyit içinde neyin ağzından bizleri şu sözlerle uyarıyor:

“Ney dinleyen her insan, benim neler dediğimi anlayamaz, benim feryâdımı duyamaz, ayrılık acısı çekmiş, gönlü yaralanmış, içli bir insan isterim ki, dertlerimi, acılarımı ona anlatayım.”

Mesnevî bizi aslında Hakk yoluna, İslâm’a ve İki Cihan Serveri Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in yoluna çağırmaktadır.

Mevlâna’ya gönül verenlerin, hakkı ve hakîkati sevenlerin Mesnevî’yi okumaları ve ondan faydalanmaları gerekir. Çünkü; “Mesnevî, temizlenmiş kişiler için gönüllere şifâdır.”

 

***

Büyük Türkçe Sözlük’te edeb: “Hayâ, utanma. Zerafet, nezaket, iyi ahlâk, güzel terbiye. Terbiye ve hayâ icabı örtünmesi gereken yerler, avret. Edebiyat, edebiyat ilmi. Her türlü hatadan korunma, sebebini bilme” olarak tanımlanıyor.

İsterseniz edeble ilgili bir beyin jimnastiği yapalım:

Edebi edepsizden öğren: Edepsizin hareketleri, edepli olmanın kıymetini isbat eder.

Edebini bilmek: Terbiyeyi bırakmamak.

Edebini takınmak: Terbiyeli hareket etmek.

Edeb kapısı: Edeb, saygı ve terbiye sınırı.

Edeb dışı: Edebe uymayan, müstehcen.

Edeb erkân: Muaşeret kaideleri.

Edeb yâhû: Edebe dikkat et.

Edep yeri: Örtünmesi gereken vücut kısmı.

Edebhâne: Abdesthâne.

Edeblenme: Edeblenmek fiili.

Edeblenmek: Edeb ve terbiye kazanmak, utanmak, çekinmek, teeddüb etmek.

Edebli: Edebli olan, terbiyeli, müeddeb.

Edebli edebli: Terbiyeli şekilde, uslu uslu.

Edeblice: Edebli şekilde. Edibâne.

Edebsiz: Edebi olmayan. Terbiyesiz, hâyasız, utanmaz. Ters, şirret: Edebsiz adam.

 

***

Günümüz dünyasında “terbiyesizlik, hâyasızlık, utanmazlık, terslik ve şirretlik” o hale gelmiş ve yaygınlaşmış ki, edebsizlerin yaptıkları kötülüklerden dolayı dünya ateşe verilmiş halde her yer kavruluyor!

Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, Mevlevihanelerle ilgili düzenlenen bilgi şöleninin kapanış oturumunda bize şu tesbiti yapıyor:

“Şu an dünyada büyük bir tsunami yaşanıyor. Bu tsunamiyi oluşturan 3 temel etmen Materyalizm, Kapitalizm ve Sekülerizm’dir. Bunlar çağdaş insanın putlaşmasına neden oluyor. Bu putlaşma insanların birbirleriyle anlaşmalarında faydacı olmalarını ve dünyevî arzuların esiri olmalarını sağlıyor. İşte insanların kendilerine zarar veren bu düşüncelerden sıyrılmaları için tasavvufa, Hz. Mevlâna’ya yönelmeleri gerekiyor.”

Dünyayı kavuran üç temel unsurun maddecilik, dünyevîlik, sömürü düzeni olan ve “insan, insanın kurdudur” felsefesiyle hareket eden kapitalist düşünce sisteminin dünyayı nasıl ateşe verdiklerini belirtiyor. Hakikaten dünyayı kasıp kavuran ateşi körükleyen edebden nasibini almamış ne kadar iyi, güzel ve hoş olmayan unsurlar var ki; işte onlar bu dünyada insana ve insanlığa “tsunami” etkisi yaparak âdemin ve âdemoğlunun gönül dünyalarını da “hercümerç” hâle getirebiliyor.

 

YARIN: “Tohum, Ekin ve İnsân-ı Kâmil”

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.