Er-Rızk Camii ince ve uzun minaresiyle dikkat çekiyor

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)
  • Eyyubi meliki Ebu’l Mefâhir Süleyman tarafından 811/1409 yılında yaptırılan Er-Rızk Camiî, günümüze ancak büyük bir tahribata uğrayarak gelen bir mabet.

 

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan ve Batman’a 37 km. uzaklıkta olan Hasankeyf, Raman dağının eteklerinde ve Dicle nehri kıyılarında sarp kayalıklar üzerine kurulan ve tarih kokan bir yerleşim alanı.

Kayalarla oyulmuş binlerce mağara şeklindeki meskenleri sebebiyle, bu güzel şehre, Arapça olarak “Mağaralar Şehri” ya da “Kayalar Şehri” mânâsına gelen “Hısn-ı Keyfa” denilmiş. Tarihi kaynaklarda “Cepha (Kefa)” ve “Hısn-ı Kefa”, Osmanlı döneminde ‘Hasankeyf’e dönüşmüş.

Roma İmparatorluğu tarafından askerî üs olarak kullanılan Hasankeyf, ilk defa hicri 640’ta Hz. Ömer döneminde İslâm topraklarına katıldığı ve halk inançlarına göre; Cafer-i Tayyar’ın oğlu İmam Abdullah’ın 651’de burada şehit düşerek, sonraki senelerde adına bir türbe ve zaviye yapıldığı ileri sürülüyor. Emevi ve Abbasilerden sonra Selçuklular zamanında, Sultan Alp-Arslan’ın komutanlarından Artukoğlu Sökmen, 1101’de Hısn-ı Keyfa Artukluları adıyla bir devlet kurdu. Artuklular’a 130 yıl başkentlik yapan Hasankeyf, 1232’de Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’l Kâmil tarafından zapt edilerek Artukluoğulları’nın hâkimiyetine son verilmiş. Moğolların tahribatı ve zulmü 1260’larda buraya kadar uzanarak Hasankeyf, bu istilada büyük zarar görmüş. Eyyûbiler ise, onlara tabi olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişler.

Akkaoyunlu (1461-1482) hâkimiyetinde 21 yıl kalan Hasankeyf, Karakoyunlu ve Mardin Beyleri arasında sık sık el değiştirdikten sonra 1517’de, Osmanlı egemenliğine girmiştir. Osmanlı’da Diyarbekir Beylerbeyliği’ne bağlı kaza ve sancak merkezi olarak idare edilen Hasankeyf, 16. Yüzyılın sonlarına doğru kaynaklarda 9,500 nüfusun bulunduğu 1700 haneli varlıklı bir şehir olarak geçmektedir. Tarihi İpek Yolu’nun değişmesiyle birlikte şehrin ticari hayatını da bir hayli etkilediği ve 1867’de, Midyat’a bağlı bir nahiye, 1926’da da Gercüş ilçesine bağlanan Hasankeyf, Batman’ın 1990’da il yapılması üzerine ilçe olarak Batman’a bağlanmış.

 

ER-RIZK CAMİİ

Hasankeyf’in günümüze yansıyan görüntüsü Eyyûbî döneminden kalma eserleri oluşturmaktadır. Şahabiye Medresesi ve buna eklenen Sultan Süleyman Camii ile Er-Rızk Camii, Kızlar (Eyyûbî) Camii, Yamaç Külliyesi ile İmam Abdullah Türbe ve Zaviyesi Eyyu’bi eserleri arasında yer almakta.

Kısa bir zaman diliminde ne yazık ki bu tarihi yerleri gezip görme imkânımız olmadı.

Hasankeyf’in simgesi ize, Anadolu’da tek örnek olan Akkoyunlu Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey için yapılan türbedir. Burası medrese ve kervansarayıyla birlikte bir külliye hüviyetindedir.

Kale ile Hasankesf Köprüsü arasında bulunan, ince ve uzun minaresiyle dikkatleri çeken Er-Rızk Camii ise, kitabesine göre; Eyyubi meliki Ebu’l Mefâhir Süleyman tarafından 811/1409 yılında yaptırılmış. Camiye giriş kısmında bir levhada camiyle ilgili kısa bilgi yer almakla birlikte bu tarihî mabedin, içinde ve dışında kısa bir inceleme sonucunda çok büyük ölçüde tahribata uğradığını gözlemleyebiliyorsunuz.

 

GÜNÜMÜZE İNCE UZUN MİNARESİ ULAŞABİLMİŞ

Günümüze harimin kuzey duvarı ile avlu giriş cephesi, taç kapı ve minaresi gelebilmiştir. 1953’te yapılan onarım çalışmalarının sonucunda kuzey revakın önü, duvarla kapatılmış ve burası ibadet yeri olarak kullanıma açılmıştır. İleri düzeyde bir taş işçiliği ile bezenmiş taç kapı ve minare, yapının anıtsal öğeleridir. Taç kapıdaki tahribat ise içler acısı bir görüntü oluşturmaktadır. Caminin kuzeydoğu köşesine bitişik, yüksek kare prizma kaide üzerindeki silindirik gövdeli minare, küçük mozaikler halinde kesilmiş renkli taşlar ve kakma tekniği ile düzenlenmiş ince geometrik örgülerle bezenmiştir. Minarenin dışa fazla çıkıntı yapmayan tek şerefesi ile kısa bir peteği bulunmaktadır. Minarenin şerefesine gövdesi içerisinden iki ayrı merdivenle ulaşılmaktadır. Günümüze harap bir durumda gelen avlunun kuzey duvarının ön yüzü ileri düzeyde bir taş işçiliği gösterirken; arka yüzü çeşitli dönemlerde değişikliklere uğradığı görülüyor.

 

YARIN: Zeynel Bey Kümbeti ve Taşınma Hikâyesi…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.