Ereğli’ye “merhaba” dedik

Mustafa Balkan

Konya’ya yüz elli kilometre mesafede ve kara yoluyla otobüsle iki saat süren Ereğli’ye geçtiğimiz Pazar günü bir gezi düzenlendi.

Konya Aydınlar Ocağı tarafından tertip edilen geziye yirmi kişi katıldı. Bir minibüs dolusu aydın ve kültür insanı, Karapınar ile Ereğli’nin tarihi yerlerini gezdi. Bu sırada Ereğli’de yapılan Bekdik Türkmenleri Şenliği’ni de yerinde görerek bazı yarışmaları da izlediler.

Yüz kırk üç bin bin nüfusuyla Konya’nın dördüncü büyük ilçesi olan Ereğli, Orta Anadolu Bölgesi’nde kendi ismiyle anılan bir ovada yer almaktadır. Yeni Ereğli’nin Rusların önermesiyle Torosların eteklerinde neden kurulmadığı, o zamanki idarecilerin bu teklifi neden gözardı ettikleri ise oldukça düşündürücü.

Rehberimiz Mustafa Akçay, Ereğli’yi yakından bilen biri olması dolayısıyla Yeni Ereğli’nin, fabrika yapmaya gelen Ruslar tarafından Toros Dağları eteklerinde kurulmasını ve eski Ereğli’ye dokunulmaması önerisinde bulunulduğunu, fakat bu teklife o dönemin yöneticileri tarafından sıcak bakılmadığı ve Konya gibi Eski Ereğli’nin yerinde imarlaşmadan dolayı yeller estiğini söyledi. Mustafa Bey ayrıca, 1970’lerde Ereğli’de büyük bir göç olayının yaşandığını ve bundan dolayı Ereğli’nin üst aşiret yapısında büyük değişimlerin yaşandığından söz açarak günümüzdeki baskın yönetimin Bekdik Aşireti ile Kakınlılar ve dağlılar arasında bir konsensüsten de bahsetti.  Ağır basan tarafın ise Bektik Türkmenleri olduğunu düzenlenen şenlikte müşahede ettik.

“Ereğli “İL” olur mu?” sorusu, yıllardan beri tartışılmaktadır. Hatta Akşehir’le birlikte yarış halindeler.

Konya’nın en büyük ilçelerinden biri olan Karaman, ANAP iktidarı döneminde “İl” olmuştu. Daha sonra Konya’dan ayrılmak isteyen ilçelere Ereğli ve Akşehir de eklendi. Bazen Beyşehir ve Seydişehir de “İl” olma yönünde seslerini yükseltmektedirler.

Ereğli’nin AK Parti iktidarı döneminde Konya’dan ayrılması çok uzak bir ihtimal olarak ortada duruyor. Çünkü demografik yapı ve 1080’den önceki söylemle ifade edilecek olursa; “Küçük Moskova” denildiği için siyasi açıdan da tercih noktasında biraz zor görünüyor. Ereğli’den önce Akşehir ön sırayı kapmış görünüyor.

Ereğli’nin tarihi Hititlere kadar uzanıyor.

Ereğli’de ne yazık ki Selçuklu ve Osmanlılar’dan günümüze pek tarihi eser kalmamış.  Akşehir’deki Selçuklu eserleri 100’ün üzerinde. Ereğli’de ise Ulu Camii ise İlhanlılar dönemine ait. İvriz Çayı ise Ereğli’nin tabiat olarak en güzel yerleşim yerlerinden. Hitit anıtı bu bölgeye ayrı bir renk katıyor. İvriz çayının çıktığı kaynak suyunun ne yazık ki kuruduğunu gördük. Kaynak suyun azaldığı ve köprüye yakın bir yerden çıktığı da söylenebilir. İvriz suyundan kana kana içtik. Çünkü su o kadar tatlı ve mineral yönünden bir o kadar da zengin.

Bu güzel suyun Konya’ya niçin ve neden gelmediği ise bir soru işareti olarak ortada duruyor.

Akgöl’e kuruduğundan dolayı ne yazık ki gidemedik. Küresel iklim değişikliği Ereğli ve Karapınar ovalarını da olumsuz etkiliyor. Bütün bu olumsuzluklara karşın Mavi Tünel ve KOP projesinin bir türlü bitirilemeyişi Konya Ovası’yla birlikte Aksaray, Niğde’ye kadar uzanan ve Tuz Gölü’nü de içine alacak şekilde diğer ovaları da gözeten havza; toprağa hayat verecek olan suyun akmasını beklemekte.

Üç büyük caddesi olan (İstasyon Caddesi, Uğur Mumcu Caddesi, Alaparslan Türkeş Caddesi) olan Ereğli, gözümüze, ne yazık ki bakımsız ve sahipsiz gibi göründü.

 

Meke Gölü yine de güzel

Gezimizin ilk durağı olan Karapınar Sultan Selim Camii ve dünyanın gerdanlığı sayılan Meke Gölü, ne kadar susuz yazı yaşasa da görüntü itibariyle bana yine de güzel göründü. Su olsaydı o kartpostallarda kalan görüntü gibi elbette harika görünürdü.

Bir krater gölü olan Acı Göl’de, ayaklarımızı suya sokarak magnezyum ve sülfat minarelleriyle biraz dinlendirdik.

Yine de güzel bir geziydi.

 

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Ereğli ve Karapınar, geçiş noktasında olmalarından dolayı eskiden beri jeopolitik bir öneme sahipler.

Höyükler bu bölgede daha çok oluşmakta ve görülmektedir. Karapınar’ın önemi ise güneş enerjisi yatırımlarından dolayı daha da artmıştır. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yatırımların daha da arttığını ERKON Konsantre Fabrikası’nı gezince gözlemledik.  Konya Şeker, Çatalhöyük marka bulgurlarını bu bölgede sıfırdan kurduğu fabrikada üretiyor.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.