“Filistin’i bizler Yahudi’ye verdik”

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

TARİHE YOLCULUK (161)

Muhammed Emin El - Hüseynî: “Sultan Abdülhamid’in, çok cazip teklifleri reddederek vermediği Filistin'i, bizler maalesef Yahudi'ye verdik..."
 

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Kandemir, Kudüs’te, 1937’de Filistin Müftüsü Esseyid Muhammed Emin El-Hüseyin ile yaptığı mülâkatta “Filistin Arapları olarak siz ne istiyorsunuz?” diye soruyor. Bu soruya Filistin Müftüsü el-Hüseynî şu cevabı veriyor:

1-Öz yurtları olan Filistin’de Arapların tam istiklâllerinin tanınması,

2-Sanisen millî Yahudi vatanı kurmak tecrübesinden vazgeçilmesi,

3-Salisen mandanın kaldırılması ve yerine Irak’la ve Mısır’la İngiltere’nin, Suriye ile Fransa’nın yaptığı gibi bir muahede ile Filistin’de müstakbel bir devlet tesisi,

4-Rabian Filistin’e akan Yahudi muhaceretinin durdurulması ve Yahudilerin burada arazi sahibi olmalarının kat’i şekilde önüne geçilmesi.”

Kurucu, El – Hüseynî’yi anlatıyor

El- Hac Muhammed Emin El Hüseynî, Hicri 1313(M. 1895) senesinde Kudüs'te, şehrin ileri gelen ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kendisi Seyyid olup, ailesinin kökeni Hz. Hüseyin'e(r.a) dayanmaktadır.

Hüseynî ailesi, Miladi 14. yüzyılda Kudüs'e yerleşmeye başlamalarından önce, iki yüzyıl kadar Kudüs'ün güneybatısında küçük bir köy olan Vâdi el Nusur'da ikamet etmişlerdir. Kudüs'e yerleştikten sonra Hüseyniler, zamanla Kudüs müftülüğü, şeyh-ül Harameynlik (Kudüs'teki iki büyük caminin görevlisi olma) ve Nakîb-ül Eşraflık vazifelerinde bulunmuşlardır. 18. Yüzyıl'ın sonunda Kudüs müftülüğüne getirilmelerinden sonra da 20. asrın ortalarına kadar- bazı kısa fasılalar hariç- bu vazifeyi deruhte ettiler.

Osmanlı devletinde itibarlı bir sülale olan Hüseynilerden Said el Hüseyni 1876'da kurulan ilk Osmanlı Meclis-i Mebusanında Kudüs milletvekili olarak vazife almıştır.

Babası Tahir Efendi Kudüs müftüsü idi ve üç oğlundan birinin(Kâmil, Emin, Fahri) kendisinin yerine geçmesini arzu ediyordu.. Emin Efendi'nin annesi Zeynep hanımdı. Çok muttaki bir hanımefendi olan Zeynep hanımın küçük Emin'in ahlaki ve manevi terbiyesinde en büyük rolü oynadığını söyleyebiliriz. Tahir Efendi'nin ikinci hanımı olan Zeynep hanımdan iki erkek evladı olmuştu; Emin ve Fahri Efendiler. İlk hanımından da yedi kızı ve bir oğlu vardı.

 

“Allah'ım! Halifemizi koru”

Hüseyni ailesi kadimden bu yana Osmanlı devletine sadakat ile bağlı idi. Emin Efendi buna işaret sadedinde; "biz evimizde, sofra dualarımızda filan; “Allah'ım! Manevi babamız olan Peygamber vekili Halifemizi koru” diye dua ederdik" demiştir.

Küçük Emin, ilk eğitimini Kudüs'te babasından aldı. Emin Efendi evdeki eğitiminin yanı sıra bir mahalle mektebine kaydoldu. Kaynaklarımız, kendisinin on yaşlarında Kur'an'ın bir kısmını ezbere aldığını belirtmektedir. Daha sonra, Türkçe eğitim veren bir hükümet okulunda Türkçesini ilerletmiş, ardından da mahalli bir Fransız okulunda Fransızca öğrenmişti. 1908 senesinde babası Tahir Efendi'nin vefatı üzerine, babası yerine Kudüs müftüsü olan üvey ağabeyi Kamil Efendi'nin ve annesi Zeynep hanımın ısrarları ile kuzeni Yakup el -Hüseyni ile birlikte Mısır'daki Ezher Üniversitesine kaydoldu. 1912 senesinde Ezher'e kaydolan Hüseyni, Fıkıh, İlm-i Kelam, Arap dil ve edebiyatı ve Felsefe dersleri aldı. Genç Emin'in ilk siyasi faaliyetleri de Ezher'de filizlenmiştir denebilir. O sıralar Filistin'e Yahudi göçü hızlanmıştı. Öyle ki, politik Siyonist hareketin kurucusu Theodor Herzl (1860 -1904)'nin 1897 senesinde topladığı ilk Siyonist kongresinden sonra, zamanla Yahudi nüfusu kabarmaya başlamıştı. 1882'de 25 bin olan bu nüfus, 1914'de 85 bine yükselmişti. Mezkûr kongrede Herzl şöyle demişti; “Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem, bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir.”

Sultan Abdülhamid’in İmanı

Filozof Rıza Tevfik'in dediği gibi “asrın en siyasi padişahı” olan merhum Sultan Abdülhamid Han, Uluslararası Yahudilik ve onun yardakçılarına karşı otuz üç sene dimdik durmuştu.

Emin el Hüseyni bu konuda şunları söylüyor: “Hayret ederim: Sultan Abdülhamid, yalnız başına, Yahudi denen bu güçlerle nasıl savaşmış; otuz üç sene nasıl dayanmış. Ne kuvvetli imanı varmış!”

“Herzl, hatıratında “Dokuz sene Sultan'ın peşinde koştum etrafında dolaştım, ancak beş kere görüşebildim... Saray erkânını elde ettim, hepsiyle ahbap oldum. Buna rağmen bir şey elde edemedim. Bu adam beni dertli etti, diyor.

Ali Ulvî Kurucu, Filistin Müftüsü Emin El-Hüseynî hakkında bize önemli bilgiler aktardığı o Hatıratı’nda, el-Hüseynî’nin şu sözünü naklediyor: “Sultan'ın, çok cazip teklifleri reddederek vermediği Filistin'i, bizler maalesef Yahudi'ye verdik..."

 

YARIN: Muhammed Emin el-Hüseynî, Çanakkale Cephesi’nde…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.