Güzellikler diyârı; Mardin

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)
  • Mardin’de ziyaret edilmesi gereken eserler arasında Zinciriye Medresesi, Ulu Câmiî, Şeyhçabuk Camiî, Şehidiye Camii, Abdüllatif (Latifiye) Camii, Kırklar Kilisesi, Eski PTT Binası, Dayrulzafaran Manastırı, eski çarşılar sayılabilir.

 

Eski Mardin’de gezilecek ve görülecek o kadar çok tarihi eser var ki…

Bunlar arasında görmeniz gereken medrese ve camiler arasında Zinciriye Medresesi, Ulu Câmiî, Şeyhçabuk Camiî, Şehidiye Camii, Abdüllatif (Latifiye) Camii, Kırklar Kilisesi, Eski PTT Binası, Dayrulzafaran Manastırı, eski çarşılar, Dara, Midyat, Nusaybin ve Savur ilçelerindeki tarihi ören yerleri sayılabilir. Mimari açıdan incelenmeye değer ve sarı kalker taşından yapılma sanki birbirine geçme gibi görünen Mardin evleri ise şehre ayrı bir güzellik katıyor. Bizim Sille ve Gilistra’daki evler ile şehir merkezinde eskiden apartmanların kapı veya duvarlarda yazılı “maşaâllah” yazıları gibi eski Mardin evlerinin kapılarının üzerindeki “maşaâllah” yazıları ve besmeleler bu güzelliğe sanki ayrı bir ruh katıyor. Nazar insanların üzerinde oldukça tesiri görüldüğü gibi güzel ve estetik yapılar için de geçerli…

 

SEYR-İ MARDİN

Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Mardin’in bir diğer özelliği de, kendine özgü bir yemek kültürünün olmasıdır. Özellikle yöresel baharatlar şehre özgü yemeklere bambaşka bir tat ve görüntünün yanında lezzet de katıyor. Kaburga dolması ve sembusak Mardin’e özgü yemekler arasında başı çekiyor.. Bu tür yemeklerden sonra Mırra denen özel bir kahve içmek adettendir. Bu kahve hazmetmeyi kolaylaştıran bir özelliğe de sahip. Ayrıca şeker hastalarına da iyi geliyor. Başlıca yöresel yemekler şöyle: Çiğ köfte, kelle paça, etli ekmek, işkembe dolması, içli köfte, kaburga dolması, sembusak, kebap çeşitleri, kıbbe, zerde, helva çeşitleri ve ceviz tatlıları...

Eski Mardin’i beraber gezdiğimiz arkadaşlarla birlikte şehir merkezinde bulunan Seyr-i Mardin Restaorant’ın çatı katında, Ulu Camii’nin ayakta kalan tek minaresinin gölgesinde ve bez çaputlar arasında önümüze gelen mahalli yemeklerin tadımlık olarak sunulduğu Mardin Tabağı’nın içinde bulunan Irok (kızarmış içli köfte), Senbusek (kapalı lahmacun - şır böreğe yakın), Haşu (iç pilav), Kıdre, Ihbeys ıb-lehmi ve ekşili batlıcanın tadına baktık.

Tas içerisinde ve kepçeyle birlikte gelen ayranlarımız ise içecek olarak güzeldi. İşin ilginç tarafı ise, Mardin’i ve Bereketli Hilâl içerisinde yer alan Mezopotamya ovasının ve eski evler ile tarihi eserlerin seyrine doymak ayrı bir güzellikti. Bu arada bol baharatlı kuşbaşı etinden yapılmış tereyağlı, kaşar peynirli Seyr-i Mardin Usta Kebabını da afiyetle yiyebilirsiniz.

 

ULU CAMİÎ

Yöresel yemeklerin tadına baktıktan sonra ilk ziyaretimizi minaresine hayran kaldığımız ve üzerinde Artuklu, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı karakterlerinde toplam 16 kitabenin yer aldığı Ulu Camii’ne yaptık.

Mülkiyeti Melik Salih Kudbat Vakfına (Cami-i Kebir Vakfı) ait, Anadolu’nun en eski camilerinden olan Mardin Ulu Camiindeki en erken kitabe ise 11.yüzyıla ait. Cami iki minareliyken günümüze doğudaki ayakta kalan minaresi ulaşabilmiş. Minare, Artuklu dönemine ait ve 1176’da yaptırılmış. 1889’da yenilenen bu mabedin en kapsamlı onarımı ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2012 yıllarında yapılmış.

 

YARIN: Zinciriye Medresesi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.