Hasretiz 23 Nisan’a!

Erol Sunat

“Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” diye yazan şairlerin o coşkusu, o neşesi, o heyecanı yansımıyor çocuklara, yansımıyor çocuklarımıza.

Bizler o coşkuyu, o hazırlıkları, o meydanlarda, o statlarda yaşanan heyecanı yaşamış çocuklarız.

Bizler meslek olarak Öğretmenliği seçtiğimizde, çocukken öğretmenlerimizin bize yaşattığı 23 Nisan coşkusunu ve neşesini, öğrencilerimize yaşatmaya çalıştık.

Şimdi çocuklarda, öğretmenlerde bu güzel duygudan, coşku ve heyecandan mahrumlar!

Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünyanın çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayramı 23 Nisan!

Böyle bir bayramı dolu dolu çocuklarımıza yaşatmak, dünya çocuklarıyla birlikte bir arada yaşamak, 23 Nisan’ın dünyanın bütün çocuklarının bayramı olarak kabulü yönünde adımlar atmak, çocukların yüzünü güldürmek yüzüncü yılımıza yakışırdı.

Bunları yapabilecek dünya kadar zamanımız vardı, ne yazık ki, ıskaladık, pas geçtik, başaramadık, her şeyi getirdik dağ gibi yığdık, 2023 yılının önüne bıraktık!

Çocuklarımıza ait olan bir bayram, eski güzel günlerine hasret büktü boynunu bir gören olur, bir ilgilenen olur diye bekliyor.

Günümüz dünyası oldukça insafsız!

Çocuklara karşı merhametsiz!

Vicdanı titremiyor bile!

Acıma duygusu körelmiş bir halde!

Çocuk hakları savunucuları, neyin ve kimin hakkını savunuyorlar acaba?

Savaşın hüküm sürdüğü, terörün kol gezdiği, kargaşa ve karmaşanın her an var olduğu her yerde olan çocuklara oluyor! Günleri, bayramları zehir oluyor, zehir ediliyor!

*****

Çocuklar gülmeyi unuttu, ağlamaktan, üzülmekten acı ile kıvranmaktan gülmeye vakitleri yok. Onların gözyaşları dünyanın en masum gözyaşları!

En temiz gözyaşları!

En içten, yapmacık olmayan, yalancı olmayan gözyaşları!

Çocuklar ağlamamalı!

Lakin kim dinliyor?

Çocuklar anasız-babasız büyümemeli!

Kim aldırıyor?

Çocuklar vatansız, yurtsuz, evsiz-barksız bırakılmamalı!

Kim duyuyor, kim görüyor, kimin umurunda?

Burnumuzun dibinde ki Ukrayna’da kaç çocuk öldü, kaç küçücük yüz soldu, kaç minicik kalp durdu, kaç çocuk anasını-babasını kaybetti, kaç tanesi öksüz, kaç tanesi yetim, kaç tanesi hem öksüz, hem yetim kaldı, bilen var mı?

Çocukların dünyası denen bir dünyamız yok bizim!

Çocuklar için hazırladığımız, çocuklar için düşündüğümüz, çocuklar için güvence altına aldığımız ne var? Yalan dünyanın, boğazına kadar yalana gömülmüş, yalancı insanlarıyız hepimiz!

*****

O minicik yüzlerdeki gülücükleri dondurmuşuz!

Bu nasıl bir dünyadır ki…

Orta-Doğuda gülmez çocukların yüzü…

Doğu Türkistan’da gülmez!

Afrika’da gülmez!

Savaşın, yokluğun, kıtlığın, açlığın ve kötü yönetimlerin hüküm sürdüğü coğrafyalarda gülmez!

Ağlatmayın çocukları!

Ağlamasın çocuklar!

Küsmesinler hayata!

Ümitlerini kesmesinler bu dünyadan, insanlıktan!

Bayramları dahi çocuklara bırakılmayacak bir hale getirmiş olan bizler, ne zaman kendimize geleceğiz!

Bayramın Gazi Meclisimizin kuruluş yılına denk düşürülmesi ise Atatürk’ün büyüklüğü ve Türk çocuklarına verdiği değerin bir nişanesi.

Onlara armağan edilmiş bir bayramın gerçek sahipleri çocuklarımız. Hak onların, bayram onların. Gönüllerince, içlerinden geldiği gibi kutlamak onların hakkı.

Şöyle yapsınlar, böyle yapsınlar demek ise biz büyüklerin icadı!

Geri verelim çocuklarımızın bayramını!

Geri verirken de, bir daha almayalım ellerinden!

*****

Yarın 23 Nisan, nerde bizim çocuklarımız?

Nerede o cıvıltıları?

Nerede o neşeleri?

Nerede o kahkahaları?

Nerede o bayram telaşları?

Nerede o 23 Nisan sabahı duydukları heyecan?

Yıllardır cevabını aradığımız, ancak bulamadığımız sorulardan sadece birkaçı bu sorular!

Cumhuriyetimiz yüzüncü yılına girmek üzereyken, milli bayramlarımız, mahalli kurtuluş günlerimizi yeniden ihya edilmeli, yeniden kendine gelmeli, yeniden kendini bulmalı demekten kendimizi alamadık!

Ne mi oldu?

Hiçbir şey!

Hemen her yıl “-ecek” dendi, “-acak” dendi, bir sonraki yıla ertelendi.

Artık ertelenecek yıl da kalmadı, bayram da!

*****

Yıl 2022! Geldiğimiz nokta, yüzüncü yılın arifesi! Bayramlar bizden uzak, biz bayramlara! O bildiğimiz, o aşina olduğumuz bayramlar gözümüzde tütüyor!

O coşkulu bayramların tadını, neşesini aramadığımız yer yok! O hava, bir başka bava, bayram havası derler ya, tam da o hava işte!

Hasretliğimiz ne zaman sona erecek diye bekliyoruz! Tarih olarak çok yakınız, ancak bir o kadar da uzak! Nihayetinde geldik, yüzüncü yılın arifesine…

Bu 23 Nisan, yüzüncü yılın kilometre taşlarından biri.

Çocuklarımız için olanı! O an yaşanan, yaşatılan ve yaşanması gereken bir bayram!

Gazi Meclisin 102. yılında bir başka olur diyebileceğimiz bir 23 Nisan!

Kutlu olsun çocuklarımıza!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.