HAYALLER

Ahmet Çapanoğlu

Hep hayallerin ve geleceğin esiriyiz. Daha çocukluğumuzda başlar hayallerimiz. Bayramlar bize bayram. Giyeceğimiz kıyafetten alacağımız harçlıklara, yiyeceğimiz çikolatalara kadar her şeyin hayalini yaşarız bayram gelmeden. En çok kim harçlık veriyorsa, ilk onu ziyaret etmeyi düşünür, bu bayramda vereceği harçlığın hayalini kurar ve onunla alacağımız şeyleri düşünürüz. Zamana meydan okurcasına ergenliğe geçmeyi, büyümeyi ve güçlenmeyi hayal ederiz. Zaman öyle geçer ki, hayal ettiğimiz ergenliğe ulaşmış olur, çocukluğumuzda ki o küçük mutluluklar, elma şekerleri, çikolatalar ve mendillere konulan küçük harçlıklarda tatmin etmez olur. Artık kendi kendimize yettiğimizi ve bağımsız hale geldiğimizi düşünür, geleceği şekillendirme hayalleri kurmaya başlarız. Maceralar, serüvenler, idealler hayallerimizi süslemeye başlar. Daha da büyümek, daha çok sahip olma hayalleri dolaşır başımızda. İhtirasla büyümek, büyürken hayal ettiklerini elde etme çabası.

Hafta başından başlar hayallerimiz, hafta sonu yapacaklarımıza dair. Zamana hükmedercesine, sonsuz yaşama gayesiyle durmadan ilerlemek hayali sarar bütün benliğimizi. Başını ve sonunu düşünmeden, gerçeklerle yüzleşmeyi, geçmişten ders almayı düşünmeden hoyratça yaşamaktır artık düşüncelerimiz. Hayallerimiz vardır, ulaşılamayacak da olsa ona doğru koşma hayali. O noktalara bile hükmetme hayalimiz var, onu gerçekleştirecek finansal güce kavuşma hayalleri. 

Zamanla tatminsizlik başlar, ulaştığımız hayaller bile yetersiz kalır, daha çoğuna ulaşma hayaliyle ulaştığımız hayallerimiz bile tatmin etmez, koşturmalar, yeni hayaller ve bizi tatmin edecek yenilikler peşinde ömür törpülemeye başlarız. Amacımız daha fazlasıdır ama her ulaştığımız, bizi daha yukarılara iten hayalleri önümüze çıkartır. Nedir bu hırs ve daha çok kazanma ve edinme hayali? Nedir zamanla yarışma gayretin ve seni yoran bu koşuşturma? Mutsuzluk verecek, sahip olamayacağın ve hükmedemeyeceğin bir zamanla yarışın neden?

Dün kendi kendine bile yetemezken, bugün her şeyi yapabiliyorsun. Dün annene muhtaçken, bugün ayakların üzerinde durabiliyorsun da, yarışının kimle olduğunu fark etmeden zorluklara katlanarak hayata meydan okurcasına ve kendine eziyet edercesine hayatı kendine yaşanmaz kılıyorsun? Unutma ki, bu ihtiraslar ve bu hayatı kendine zindan edercesine kurduğun hayallerle elde edeceğin hiçbir şey sende kalmayacak. Bırak bu içindeki ihtirasları ve geleceğe dair hayalleri. Gelecek varsa gelecektir, sen bugünü yaşa. Zamanda yetinmeyi, olanla mutlu olmayı dene. Dün hayalini kurup gerçekleşen mutluluğunu bile tam olarak yaşayamayıp yeni hallere yöneldiğin ne kaldı ki elinde? Dün o hayalini kurduklarının bugün ne kadar değeri kaldı sende? Hep tatminsizlik, hep yorgunluk ve yine hayaller, yeni hedefler. Seni sen olmaktan uzaklaştıran davranışlar. Sen sen olmaktan çıkıyor, hayal diye nitelendirdiğin ihtiraslarınla boğuşuyor, onun esiri oluyorsun. 

Hayatın hep hayaller ve beklemekle geçer. Andaki mutluluğu yaşamaz, sonra gelecek mutluluğun peşinde koşarsın. Bugünde yaşanmaz, hep bir sonrakidir beklediğin. Ama hepsi yaşanmışlık olarak geride kalır. Ne kadar mutlu oldun veya beklentilerinden dolayı ne kadar yorulup mutsuz oldun? Kurduğun hayallerin ne kadarı gerçekleşip seni mutlu etti veya yaşamadığın mutlulukla bir sonraki hayali düşünürken neler kaybettin?

Ne aldın ne verdin? Ne kaldı elinde dünden bugüne? Kaç nefes tükettin, kaç saat harcadın ömründe? Ne kadarı sana fayda sağladı ömür cenderesinde Hakka ulaştıracak? Hangi arzuların yerine geldi de, sana sonsuz mutluluğun kapısını açtı? Hangi arzularına ulaşamadın da, seni cendere gibi sarıp sıkıştırdı, mutsuz kılıp seni yordu? Hep peşinde koştuğun neydi ki? Bekli de elde edemediklerin bir sonrası için unutuldu gitti. Hangi hüzün ebedi kaldı da, hangi sevinç sonsuz sürdü? Kiminleydi, büyüyüp gelişip, her şeye sahip olma yarışın? Bunları düşünme zamanın gelmedi mi?

Hayal dedin, daha fazla dedin ama daha fazla ömür de kalmadı. Ne çocukluğunla tam tatmin oldun, ne gençliğinle, ne de elde ettiklerinle. Tek elde ettiğin yorgunluk, tek elde ettiğin mutsuzluk oldu ve esaretini teslim ettiğin ihtiraslarına köleliğin.

Hangi demdesin farkında mısın? Girdiğin hangi yarışın sonsuz ödüle layık görüldü. Büyüdün ve her şeye sahip olma yarışına girdinde elinde ne kaldı? Ne mi kaldı, ben sana söyleyeyim. Belki yiyeceğin bir lokma ekmek, verip de alamayacağın bir nefes. Haydi, geçmiş olsun,  dönüşün yok artık. Ne emeklemeye geri dönebileceksin, ne de nefsine gem vurup Rabbine yönelmeye. Ne için yaşadıysan, ne için yarışıp ne elde ettiysen, onunla gideceksin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.