“HIRSIZ VAR” yazacağına “NEDEN HIRSIZ” demelisin…

Uğur Özteke

38 yıllık gazetecilik hayatım boyunca mesleğimiz gereği hep polisle, askerle, hakim savcılarla, hatta gardiyanlarla belli dostluklar veya dostluklar demeyelim de ahbaplıklarımız oldu. Allah’a çok şükür şöyle geriye dönüp baktığımız zaman hiç birine bilinçli olarak bir hata yapmadım hele hele hainlik hiç yapmadım. Şahıs ya da çalıştığım kurumlar yasal veya yasal olmayan durumda o ince çizgiye yaklaştığımız anda çevremizde bırakın ahbabı, tanıdık bile yoktu. Bu işin bu mesleklerin garip ince ilişkisi olduğunu artık kabul etmiş durumdayım.

Ancak mesleğimizin hatta ömrümüzün son bölümünde polisten göstermelik hatta birilerine vururken, bizi de yanına koyup dosyayı tamamlamak için o vurduğu sopa ile polisten nefret ettim.

Bu dediğim durumu yaşamayan bilemez, anlayamaz.

Hâlâ ailecek oturduğumuz polis dostlarım var. Yaş olarak benden küçük olanlarda var büyükler de var. Kişiliğine güvendiğim için sır paylaştığımız polis müdürü, amiri, memuru da var. Bırakın bu aile dostlarını, güvendiğim isimleri polis olan hatta kanımızdan polisler bile var.

Ama bana “polis” dediniz mi tüylerim diken diken oluyor. Bunu Allah da biliyor. O zaman polisten mi saklayacağız. Kul da bilsin.

…..

Kendi gönül dünyamda bugün polis-dost-düşman “git gel”leri içerisinde geçen hafta önce uzaktan tanıdığım sonra her oturuşumuzda kişiliğinden görevine saygı duyduğum genç bir polis amiri ile kısa bir görüşmemiz oldu.

Bu görüşme kesinlikle resmi ya da gayri resmi bir polis-gazeteci görüşmesi değildi. Bu genç dostumuz bizi bir konuda bilgilendirmek istiyordu. Kendisinden Allah bir değil bin kere razı olsun. Gerçekten de beni o gün çok aydınlattı.

Bu aydınlanma durumunu şimdi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Biz geçtiğimiz günlerde bize gelen hırsızlık olaylarından dolayı “HIRSIZ VAR demekten korkuyorum” başlığı ile bir yazı yazmıştık. İşte narkotik ve hırsızlık konusunda uzman olan bu polis amiri “hırsız ve hırsızlık” olaylarında bize özetle şunları anlatıyordu.

Şehrimizdeki hırsızlıkların yüzde 20’si profesyonel hırsızlıkmış. Geri kalan yüzde 80’lik bölüm ise bir yerde mecburiyetten(!) miş.

İlk başta, bana da çok saçma ve garip geldi. Polis dostumuz iki üç hafta önce yaşadığı bir olayı aktardı. O yüzde 80’lik bölümün içinde olan bir genç hırsız yakalanmış. Sorgusunda “neden, niye?” derken genç dile gelmiş, “Abi bunu kullandığım hap için çalmak zorundayım. Ben bu hapı 12 saatte bir kullanıyorum. Evde, anamda babamda alacağım para kalmadı. O zaman sen bana ne yaparsan yap ben yine çalacağım yine o hapı kullanacağım.”

….

Bu hap meselesinden 100 küsur defa çalıp yakalananlar varmış. Hırsızlık sadece o hap parası içinmiş. Peki biri gelecek “o hap map” bahanesi ile bizi soyacak. Evimize, iş yerimize, cebimize girecek. Hırsızlığın asla gerekçesini kabul edemeyiz. İkinci merhalede bu durumdaki insanı polis yakalayacak (yakalayabilirse), yasa salacak. Sonra bir daha bir daha aynı film oynayacak...

Biz sorduk alanında uzman polis samimiyetimize güvenerek (Belki de bunları yazacağımızı tahmin etmeyerek) çok net konuştu, “Bu yarayı başta Diyanet olmak üzere Sağlık, Emniyet en başta da bilinçli aile bireyleri ile çözebiliriz. Bu konuda şahsi kanaatim en büyük iş Diyanet’e düşer. Değilse siz yazarsınız, millet okur, biz yakalarız, o çıkar tekrar aynı şeyler olup gider. Yara belli, teşhis belli. tedavi de yaranın üzerini kapatmadan içine girip çözmekten geçer” diyordu.

Ben o polis amirine inandım. Siz ister inanın ister inanmayın. Konya’da hap, tiner, çakmak, toz, yaprak… adına ne derseniz deyin. İşin korkunçluğunu görmek için tedavi merkezlerindeki randevu kuyruğuna bakın yeter.  

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Ümit, dünün yaraları üzerine giydiğimiz rengarenk çocuk pijaması imiş.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Eğitimin önemini anlayabildiğimiz zaman ADAM oluruz 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.