Hüdâ’ya ulaşmada aşk ve sevgi mihenk taşıdır

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)
  • Korku, aşk ve sevgiyi Rabbanî nimetler arasında sayan Mevlânâ; Hüdâ’ya ulaşmada, aşk ve sevgiyi “mihenk taşı” olarak alıyor. Sonra diyor ki: “Sevgi, insanı havalara uçuran kanattır. Onunla denizden göklere, toprak altından Süreyya Yıldızı’na yükselir!”

 

 

 

Mevlânâ Celâleddin Rûmî’yi  anlamak babında yine ondaki sevgi ve aşkı anlamak açısından sevgi, aşk ve muhabbetin kapısını biraz aralamaya çalışacağız.

“Şüphesiz ki, sevgi acıyı tatlıya, toprağı altına, bulanıklığı saflığa, ağrıyı şifaya, hapishaneyi bahçeye, hastalığı nimete, kahrı rahmete çevirir. Demiri yumuşatan, taşı eriten, ölüyü dirilten ve ona hayatı üfleyen ve köleyi efendi eden de sevgidir.”

“Bu sevgi, ağır ve maddî olan insanı, havalara uçuran kanattır. Onunla denizden göklere, toprak altından Süreyya Yıldızı’na yükselir!”

Korku, aşk ve sevgi Rabbanî nimetlerdir. Hüdâ’ya ulaşmada aşk ve sevgiyi mihenk taşı olarak alan Hz. Mevlâna, asıl sevgi ve aşkın içte olduğunu ifade ederek âdemoğullarını; sevgiye, aşka ve muhabbete çağırmıştır. Mesnevî’sinde; “Muhabbet, babamız Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın mirasıdır. Dehâ ise, şeytanın malıdır. Hikmet sahibi olan dâhi kişi, gücüne ve aklına güvenir. Muhabbet ise, teslimiyettir.  Akıl yüzmedir, onunla insan sahile varabilir veya varmadan batar. Muhabbet ise, Hz. Nuh’un gemisi gibidir. Ona binenlere batma korkusu yoktur. Bu gemi de iman ve muhabbet gemisidir” diyor.

Mesnevî-i Şerîf’inde; “Her insan sevilmez. Onun sevilmesi için onda, her insanda olmayan sıfat ve faziletlerin olması gerekmektedir. Lâkin, herkesin muhabbetten nasibini alıp onunla mutlu olması mümkündür” diyen Hz. Pîr, İslâm’a ve dolayısıyla ‘Şeriat’a saldıranları hiç de hoş görmüyor. İslâm’a saldıranlara karşı Mevlâna Hazretleri, Mesnevî’sinde; “İslâm’a karşı üreyip duran azgın köpek” diye hitabetmektedir. Hz. Pîr, “Her insan sevilmez” derken acaba kâfirlerimi kastetmek istedi? Şüphesiz ki hidâyet Allah’tandır. O (azze ve celle) her şeyi bilen ve görendir.

“Allah, kimi dilerse kendine çeker (yöneltir), kendine dönmekte olanlara da doğru yolu gösterir.” (Şura/13)

Bakınız Hz. Mevlâna, muhabbet ve sevgi için, tâ on üçüncü asırdan bize ne de güzel sesleniyor: “Muhabbetin hikâyeleri tükenmez. Dünya fâni olur, bunun acayibi hiç bitmez. Çünkü dünya sonu olan bir gâyedir. Sevgi ise, ölmeyecek ve Bâki kalacak olanın vasfıdır.”

Aşkı, Mesnevî’sinde; “Aşk bir denizdir, gökyüzü; bu denizde bir köpük. Aşk, Yusuf’un hevasına kapılan Züleyha gibi insanı hayran eder” diyerek tarif eden Mevlâna Celâleddin Rûmî, “Göklerin dönüşünü aşktan bil. Aşk olmasaydı, dünya donar kalırdı” buyuruyor. Yâni dünyanın, Cenab-ı Hakk tarafından aşk üzerine halk edildiğini söylüyor.

Günümüz genç kuşaklarına ve genç âşıklarına, Mevlânâ’ca bir sesleniş:

“Aşk, kimseye niyâzı ve ihtiyacı olmayan Hakk’ın vasıflarındandır. O’ndan başkasına âşık olmak, geçici bir hevestir.

Çünkü mecazi aşk, altınlarla bezenmiş bir güzelliktir. Görünüşü nûrdur, fakat içi dumandır.

Nûr gitti de duman meydana çıktı mı, mecazi aşk derhal soğur, donar

O güzellik aslına gider, beden kokmuş rüsvay, kötü bir halde kalır.

Hakk’a ait olan aşk, yücelik güneşidir. Halk da gölge gibi onun nûrunun emrindedir. Kimin aşka meyli yoksa, o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona!”

 

AŞK, MUHAMMED İLE EŞTİ

‘Yoluna toz” olduğu İki Cihan Güneşi ve Kâinatın Efendisi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem’in yüzü suyu hürmetine yaratılan âlemler ile ilgili olarak Hz. Pîr, şu güzel sözleri söylüyor:

“Pâk aşk, Muhammed ile eşti. Hüdâ aşk yüzünden ona “Sen olmasaydın..” dedi.

Hâsılı o, aşktan tekdi. Onun için Hüdâ, onu Peygamber içinden seçti.

Sen, pâk aşka mensup olmasaydın, sen de aşk olmasaydı dedi, hiç gökleri var eder miydim?

Ben, aşkın yüceliğini anlayasın diye, -kadri yüce göğü- yücelttim.

Âşıkların horluğundan bir koku alsın diye, toprağı tamamiyle hor ettim, ayaklar altına serdim.

Aşkla bir yoksul nasıl değişir, anlaman için toprağa yeşillik ve tazelik verdim.

Şu yerinden kıpırdamayan dağlar da, sana âşıkların sebatını söyler.”

O halde aşk, şevk, sevgi ve muhabbetle yaratılan evrene bakıp da, Allah azze ve celle’nin kuvvet ve kudreti karşısında korkudan hayrete düşmemek ne mümkün!

 

 

YARIN: Mevlânâ’da pergel metodu..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.