“İSLÂM BİR YAŞAM BİÇİMİDİR”

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

TARİHE YOLCULUK (306)

Japon Müslüman Shigeru: “İslam aslında bir yaşam biçimidir ve dindar bir Müslüman'ın günlük yaşamının her alanında mevcuttur. Bir caminin ne kadar güzel olduğunun farkına varmak, birisinin İslam'a yolculuğunun başlangıç noktası olabilir.”

 

Japonya’da İslâmiyet ve Japonların İslâmiyet’e istidatlarıyla ilgili hususu araştırırken günümüzde, her ay beş Japon’un İslâmiyet’le birlikte hidâyete erdiğini öğrendim. 127 milyon küsur nüfusa sahip Japonya’da Müslümanların sayısı ise yüzde bir civarında.

Japonya’da İslâmiyet’i tanıtan ve yaygınlaşmasını sağlayan gazeteci ve âlimlerin başında Özbek Tatarlarından olan ve İslâm Birliği fikrini savunan Abdürreşid İbrahim Efendi’nin hayatı ve dünyanın üçte ikisini gezdiği için gezip gördüğü ülkeleri geniş teferruatıyla anlatıldığı “Âlem-i İslâm” adlı eserin Japonya ile ilgili bölümünde, konuyla ilgili önemli bilgilere rastladım. Âlem-i İslâm kitabı, Japonya ve Japonlar ile Japonya’da İslâmiyet konusu araştırmak isteyen araştırmacıların başucu kitabı sayılır.

Meselâ Japonya’da yabancılara arazi satmak yasaktır. Yalnız uzun bir müddetle kiralayabilirler. Daha çok da Amerikalıların kiraladıkları söylenebilir. Seyyah âlimlerimizden Abdürreşid İbrahim, “Umumiyetle Japonlarda dine rağbet yoktur. Japonlarda din meselesi ikinci derecede bir mesele olup herkesin kendi vicdanına havale olunmuştur” dedikten sonra Japon milleti ve halkıyla ilgili bize şu bilgileri veriyor: “Vicdan hürriyeti Japonlarda tam manâsıyla vardır. Fakat Japonlarda siyasî ve iktisadî hayat pek ehemmiyetli olup, âdeta her Japon siyasî hayatla alâkadar bulunuyor. Japonya’nın siyasî hayatını düşünmeyen bir Japon bile düşünülemez. Hamal, arabacı… en aşağı tabakada olanlara varıncaya kadar her Japon, Japonya’nın geleceğini, siyasî ve iktisadî noktadan düşünür, hem gayet uzun düşünür.” Abdürreşid İbrahim Efendi, bunun da ailede ilk öğretmen olan ve millî ahlâkla mücehhez olarak kız okullarından iyi bir eğitim alarak yetiştirilen geleceğin anneleri olacak Japon kızları sayesinde sağlandığını bize ifade ediyor. 

MİSYONERLER: “İFLÂH OLMAZ HAŞERELER”

Japonya’da Hıristiyanlığı yaymak isteyen misyonerlerden “iflâh olmaz haşereler” olarak bahseden İbrahim Efendi, Rus, Fransız, İngiliz, Alman, Amerikan her ülkeden misyonerlerin bulunduğunu ve Tokyo’da 45 seneden beri misyonerlik yapan Nikola isminde bir adam sayesinde kırk beş sene içerisinde 300 bin kadar Japon’un Ortodoksluğu kabul ettiğini de belirtiyor. Hıristiyanlık modası bitince de bütün misyonerlerin, 1906’da el birliği ederek İslâmiyet’in Japonya’ya girmemesi için ve genel düşman olarak gördükleri İslâmiyet aleyhine Japon lisanıyla “Muhammed” adında 5 milyon adet bir küçük kitap bastırarak bunu köylere varıncaya kadar dağıttıklarından da söz eden Abdürreşid İbrahim Efendi, bu kitapların kapaklarında da Hz. Peygamber’in sureti bir elinde kılıç ve diğer elinde Kur’an olan bir Arap resmi yer aldığı, İslâm dini ve Peygamber Efendimiz hakkında yalan ve iftiralar ile edepsizce sözlerle dolu böylesine propaganda yapıldığını da üzülerek bize bildiriyor. Bunun üzerine Mısırlı Ahmed Fazlı Efendi’ye giderek beraber Japonya şehirlerinde konferanslar vermek suretiyle yalan ve iftiralara cevaplar verdiklerini belirterek “Bu suretle Japonların kulakları bir derece İslama alıştırılmıştı. Mümkün oldukça Japonlara İslamiyetin adını duyurmakta bu muvaffakiyet idi. Zira Japonlar İslâm kelimesini çok az işitmişler. Bütün Japonya’da Japon ırkından Müslüman hemen yok denilecek derecede imiş.” diyor.

Tokyo Camii ve Türk Kültür Merkezi'nde çalışan Shimoyama Shigeru, bir Japon gazetesinde kendisiyle yapılan söyleşide, “Kur’an ya da kılıç” ifadesinin olumsuz olarak algılandığını belirterek “Özellikle 11 Eylül'den sonra, medyanın da etkisiyle İslâm, birçok insan tarafından “korkutucu” bir din gibi görünüyordu” diyor ve bir başka soruya cevap oalarak insanlar arasındaki iletişimin önemine şu sözlerle dikkat çekiyor:

“İslam aslında bir yaşam biçimidir ve dindar bir Müslüman'ın günlük yaşamının her alanında mevcuttur. İnsanların gündelik yaşamdaki etkilerini görerek İslam'la ilgileneceklerini ve Müslümanlarla kişisel ilişkilerinin İslam'ı daha iyi anlamalarına yardımcı olacağını umuyorum. Tabii ki, bazı insanlar bir sanat eseri olarak bunu takdir etmek için camiyi ziyaret ederler. Ama bir caminin ne kadar güzel olduğunun farkına varmak, birisinin İslam'a yolculuğunun başlangıç noktası olabilir.”

 

YARIN: Japonlarım Müslümanlara Muhabbeti ve Japon eğitiminde Cengiz Han’ın etkisi.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.