KABULLENMEK

Ahmet Çapanoğlu

Hepimizin sahip olduğu değerler vardır. Bu değerlerin içinde sahip olduğumuz, elimizde olsa da olmasa da hayatımızı yaşıyoruz. Bilinmez ki hayatın bize ne getirdiği veya ne getireceği. Ya tadını çıkartıp mutlu oluyoruz, yada canımız çıkarcasına, mutsuz olarak varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bu canımızı çıkarırcasına yaşadığımız acılar karşısında ezilmeden yaşamak gerektiğini unutuyoruz.

Peki bu acılar ve mutsuzluklarla uğraşmak yerine bunlardan kurtulmanın yolu yok mu? Elbette var. Bunlardan kurtulmanın en kolay yolu kabullenmektir. Zordur kabullenmek ama olmuşu ve elimizden gelmeyen şeylere takılıp kalmamak için kabullenmek sıkıntımızı giderecek ve üzüntülerimizi yok edecek, sızlayan yaramıza sadece merhem olmayacak, onaracak.

Neyi kabulleneceğiz. Elimizde olmayan ne varsa, dünde gelişen, bugün oluşan önüne geçemeyeceğimiz yaşlanmayı kabullendiğimiz gibi. Zaman elimizde olmadan akıp gidiyor. Hep bir eksiğimizden bahsederiz mutsuzluğumuzu yaşarken. Ya boydan yoksunuz, bacaklarımız çarpıktır, neden gözlerimiz renkli değil, neden saçlarım döküldü, neden orantısız kulaklarım var gibi. Maalesef çoğumuz bunları düşünerek mutsuz olup kaderi kabullenemiyoruz ve mutsuz oluyoruz.

Elimizde olmayanı kadere yükleriz hep. Mesela, kaderim olsaydı zengin bir ailede doğardım, dünyaya erkek olarak gelmek varmış derken, kimimiz de sahip olamadıklarımıza isyan eder, yaradılış gayemizden ve kadere uzak yaşama düşüncesindeyiz.

Anı yaşarak sıkıntıların altında ezilmeden, önüne geçemeyeceğimiz veya engelleyemeyeceğimiz şeyleri kabullenmemiz acı çekmemizi engelleyecektir.

Peki kabullenmek o kadar kolay mı dersiniz? İnancımız gereği kader deriz ama bunlar sadece dilimizde birer sözden ibaret kalır, kabullenmekte zorluk çekeriz. Yeri gelir bunları unutmaya çalışır, unuttuğumuzu zannederiz ama unutmakta çözüm olmamaktadır. Unutan hatırlar. Unutmak yerine kabullenirsek olanlardan ve gördüğümüz eksikliklerden ders alıp kendimizden daha kötülerini görünce kabullenip ders çıkarmamız, bizim acı çekmemizi önleyecektir. Kabullenmek, aklın çözemediği ve Yaratıcının verdiğine razı olup rahatlamanın yoludur. 

Gönül gözüyle bakın. Gönül gözüyle düşünün ve nedenleri sorgulamaktan vazgeçin. Gönül gözünüzü ruhunuza eş edip rahatlama yolunu seçin.

Her zaman olaylar karşısında veya elde edemediklerimiz karşısında egomuzun saldırısına uğrarız. Kıskançlığımız ve daha büyüğü hased duyarız. Kabullenmemizi zorlaştırır. Unutmayın, hayatta her şey istediğimiz şekilde var olmaz. Her şeyin isteğimiz doğrultusunda gelişmesi gerektiği düşüncesinden kurtulmamız gerekir. Kışın soğuktan nefret edip yazı isterken, yazın sıcağında şikayetçi olmaktan vazgeçmek, her iki mevsimi de olduğu gibi kabullenmek gerekir. Elinizde değil, kabullenin. Eğer bu iki iklimin şartlarını kafanıza takmazsanız, her şeyin güzel olduğunu görecek, zevk alacak ve mutlu olarak anın tadını çıkartacaksınız.

Hayatın zorluklarını sırtınıza alıp kamburlaşmayın, altında ezilmekten kurtulun. Çünkü musibetler, zorluklar yaşadığımız sürece bizi ara ara yoklayacak. O gelen sıkıntıları bir misafir ağırlar gibi ağırlayın. Nasıl ki yeri geldiği zaman Allah kullarını nimetlerle sevindiriyorsa, bizimde gelen ne olursa olsun ağırlamamız gerekir. Geleni de, gideni de severek ağırlamak gerekir. Unutmayın hep pohpohlanmayacağımız gibi, acılarla da yaşamayacağız. Şükretmesini bilerek yaşamayı bilmeli ve yaşarken mutlu olmayı bilmeli.

Verende Allah, alacak olanın da Allah olduğunu bilerek “kahrında hoş lütfun da hoş” dersek, bunu yüreğimizle yaşarsak o zaman huzur bulmuş olacağız.

Haydi şimdi bir karar alalım ve bir söz verelim kendimize. Elimizde olmayan ve önüne geçemeyeceğimiz, başımıza ne gelirse gelsin onu kabullenip, her şeyin sahibine tevekkül edelim. Hayatı ve insanları kabullenelim. Eşinizin çok konuşmasını, karşılaştığınız birinin hoşgörüsüzlüğünü ve hayatın getirdiklerini. Olumsuz gördüğünüz her ne varsa.

Derin bir nefes alın ve kendinize bu kabullenme konusunda söz verin ve bunu birkaç gün uygulayın.

Hayatı, insanları, dertleri, yağmuru, güneşi ve güzellikleri kabullenip gülümsemeyi unutmayın. Anı olduğu gibi kabullenip yaşayın. İşte o zaman yaşadığınızı ve mutlu olduğunuzu hissedeceksiniz.

Denemeye değer, ne dersiniz?

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.