Kabuller Ve Gerçekler

Yrd. Doç. Dr. Fatih Uslu

“düşünmüyorsan o halde yoksun”
Dünya’nın yaşı, Samanyolu’nda bulunan gezegen sayısı, paralel ve meridyenler, dünyanın yaradılışı, insanoğlunun yerküre üzerinde yaşama başlama zamanı, iki iki daha dört eder dayatması ve yer çekimi üzerine bazı düşünceler…
Yukarıda bahsi geçen konular üzerine düşünen bilim insanlarının belli kabuller üzerinde anlaştıklarını ve tüm dünyaya bu kabulleri dayattıklarını düşünenlerdenim. Galileo’nun “ben dünya dönüyor desem de, dönmüyor desem de dünya dönüyor” dediği gibi ‘ben bu satırları yazsam da, yazmasam da dünyadaki bilimsel veriler kabuller üzerinde yürütülüyor’. 
İnsan kelimesi, Yunan filozoflarına göre düşünen hayvan, Arap düşünürlere göre konuşan hayvan,  İslami kaynaklara göreyse eşrefi mahlûkat’tır. Gerek düşünen, gerekse konuşan ve hele hele yaratılmışların en şereflisi olan insan, elbette “akledecektir” de. “Düşünüyorum, o halde varım” diyen Descartes, esasen “Siz hiç akıl etmez misiniz” diyen Kur’an-ı Kerim ile aynı şeyleri söylemiş, hem de tam 1000 sene sonra. Yani aslında hepimizin dilinde pelesenk olan o sözün orijinali yüce yaratıcıya aittir. O yüzden aklediyorum ve bu yüzden varım.
Düşünüyorum ve diyorum ki ne dünyanın yaşı ne de gezegen sayısı anlatılan gibi değil, biz ilkokulda dokuz gezegen öğrendik, üniversite yıllarımızda on gezegenden söz edildi, şimdi kontrol ettim vikipedia’da sekiz gezegen gözüküyor. Plüton kaybolmuş! Ve bilimsel kabuller sadece bunlar ile sınırlı değil, örneğin, “yerçekimi yoktur (yok denecek kadar azdır), asıl olan atmosfer basıncıdır” diye bir tez ortaya atsam ve bunu aya çıkmış olan insanların orada adeta uçtuklarını, ortalama bir insanın 17 kg gibi 1/5 oranında daha az kilo bastığını ve bunun sebebinin ayda atmosferin olmadığını söylesem. İnsanın öz kütlesinin yer çekimi ile birlikte 17 kg civarında olduğunu, atmosfer basıncı etkisi ile 70/80 kg’lara çıktığını iddia etsem ne dersiniz? 
Sonuç olarak bize bilimsel gerçekler diye dayatılan kabulleri olduğu gibi kabul etmeyelim, düşünelim, araştıralım ve ilahi olmayan hiçbir kaynağı mutlak doğru olarak görmeyelim. Ayrıca ilahi kaynakları da mutlak doğru olarak görmeyenler de olabilir, o da onların kabulleridir.  

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.