Kâinatta birlikte yaşama ahlakı

Namık Ceyhan

Birlikte yaşamak sadece müminlerin birlikte yaşaması değil, diğer canlılarla da birlikte yaşamayı öğrenmektir. Yüce Allah’ın  yarattığı her canlıya yaşama hakkı tanımaktır.Sadece insanoğluna değil, bitkilere,hayvanlara, doğal hayata yaşama hakkı tanımaktır.

 Dil, din, mezhep ve coğrafya ayrımı yapmaksızın tüm dünyada hiç kimseyi ötekileştirmeden bir arada birlikte yaşamak, toplumların barışı için giderek önem kazanmaktadır. Bu itibarla Diyanet İşleri Başkanlığı   2015 yılı Kutlu Doğum Haftasının temasını “Hz. Peygamber, Birlikte Yaşama Ahlâkı ve Hukuku” olarak belirlenmiştir.

Yine Diyanet İşleri Başkanlığı hazırladığı afişlerde “Dünya Bize, Biz Biri birimize Emanetiz” denilmektedir. Yüce Allah(c.c) emaneti insanoğluna vermiştir. Emanete sahip çıkmak onu korumak ve yaşatmak bizim hem kulluk görevimiz hem de yasal görevimizdir.

Dünya, sadece biz insanlar için yaratılmamıştır. İnsan bu büyük düzenin sadece bir parçasıdır. Allah(c.c)’ın önemli ölçüde sadece bizlere verdiği zekamızı bencilliğimize kurban etmeyelim. Tüketerek ve kirleterek değil, diğer yaratılanlarla bölüşerek ve onları da koruyarak mutlu olmayı öğrenmeliyiz.

İnsan olma onurunu taşıyan her bireye kıyamete kadar devam edecek ağır bir sorumluluk yüklenmiştir. Hepimiz, bir arada yaşayacağımız bu alemi imar etmekle görevlendirildik. Bu bağlamda doğaya, bitkiye, hayvana; gerçek manada çevre duyarlı bir yaşam tarzı benimsemeliyiz. Unutmamalıdır ki yaratılanı  sevme ve koruma çabaları ve mücadelesi de gerçek bir ibadettir.

Ülkemize, gönül coğrafyamıza ve insanlığa barış, huzur, esenlik, merhamet, şefkat, adalet ve fazilet aşılamanın yolu, birlikte yaşama ahlakını yeniden yaşanır kılmaktan geçer.

Bu topraklarda, “Yaratılanı Sevelim, Yaratandan Ötürü” anlayışındaki Yunus Emre’ler, “Değil mi ki Sen Bensin; Ben de Senim. Kendi Kendimizle Bunca Savaşmamız da Ne?” diyen Mevlana Celaleddin Rumi’ler yaşadı ve toplumumuza insanlık mirası hediye ettiler. Bize düşen görev Hz. Peygamberin, Yunus’un ve Mevlana’nın ahlakı ile yaşamaktır.

Yeni ve güçlü bir Türkiye için hepimize yeni bir çevre ahlakı gerekiyor. Yeni Çevre ahlakı, yeryüzünde yaşamakta olan insanların birbirine ve gelecek nesillere karşı sorumlulukları yanında çevreye karşı sorumluluğun ahlâkî temelleri üzerinde durur

Bu ahlak, yanı başımızdaki kardeşimizin yanı sıra sokaktaki kediye, köpeğe, yerdeki karıncaya gökteki kuşlara, ormandaki ağaçlara, yaban hayatına, sulak alanlarımıza, doğal güzelliklere kısacası yaratılan her şeye sahip çıkan onu yaşatan koruyan bir ahlak anlayışıdır.

Kutlu Doğum Haftasının, toplumumuzda, aramızdaki saygı, ülfet, muhabbet, kardeşlik, paylaşma, yardımlaşma, dayanışma duygularının pekişmesinin yanı sıra kainatta var olan her varlıkla barış ve sevgi içinde, birlikte yaşamayı öğreten yeni bir çevre ahlakına sahip olmaya  vesile olmasını diliyorum. Bu bağlamda;

Eğer siz, “Kıyametin Kopacağını Bilseniz Elinizdeki Fidanı Dikiniz” diyen bir Peygamberin ümmeti olmaktan gurur duyuyorsanız,

Eğer siz “Yaş Kesen Baş Keser”  diyen Fatih Sultan Mehmet’in torunları olmaktan onur duyuyorsanız,

Eğer siz “Vatan Toprağı Kutsaldır, Kaderine Terk Edilemez diyen M.Kemal Atatürk’ün emanet ettiği cumhuriyetin bekçisiyiz”  diyorsanız

Kutsal Vatan Toprağımıza,  hayat veren yeşil yaprağımıza ve bizi biz yapan ay yıldızlı bayrağımıza sahip çıkın,

Unutmayınız ki “Muhtaç Olduğumuz Kudret Damarlarımızdaki Asil Kanda Mevcuttur”. Kalın sağlıcakla.

ÇEVRECİ SÖZÜ: Bu dünya bize dedelerimizin mirası değil, torunlarımızın emanetidir. Emanete sahip çıkalım.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.