Kaybetmek ve Kazanmak

Prof. Dr. Mehmet Kamanlı

Türk siyasi yaşamı, hızla değişmekte olan dünya ve bölge şartları içerisinde Türkiye’yi bilgi çağına nasıl taşıyacak? 
Bu aşamadan sonra ülkeyi yönetme erkini elinde bulunduranlar, ya da söz sahibi olacak iktidarlar ne yapmalıdır? 
Nasıl davranmalıdır? 
İdare-i Maslahat dönemi bitmiştir. 
Demokratlaşmak, eğitim, sağlık, istihdam, terör, süreç, özgürlükler, enflasyon ve asayiş gibi problemlerin üstesinden gelebilecek yeni, doğru, kalıcı ve yararlı projeler üretme zamanı gelmiştir.
Şahsi kanaatime göre; Türkiye’deki siyasi hayatın, sistemi işletmesi adına ortaya çıkan en büyük engel, müteakip seçim zaferini garantilemek amacıdır. 
Doğruluğuna ve isabetine yüzde yüz güvendiği halde ‘siyaseten intihar olur’ mantığıyla atılamayan her adım, ülkenin yarınlarına ipotek koyuyor. 
Sağduyu ve basiret ortadan kalkıyor. 
Yeni bir zafer kazanma adına basiretsizlik ve popülizm kokan hizmetler yutturulmaya çalışılıyor. 
Zaten zaaf da burada karşımıza çıkıyor. 
‘Acı ilacı’ yıllardır sunuyorlar. Ama ‘tatlı hayat’ bir türlü bulunamıyor. 
Korkunç bir fazilet erozyonu hakim. Yine aynı sendromları yaşıyoruz. ‘Vakt-i Merhunu Geldi’ edasıyla seçim sathı mahalline giriyoruz. Yine ‘cülüs’ bahşişleri dağıtılmaya başlanacak.
Yıllardır yeniden seçim kazanmak endişesi adına kamu kaynaklarının yağmalandığını hepimiz biliyoruz. 
Her dönem çıkarılan tasarruf genelgelerinin ne işe yaradığını çok iyi biliyoruz. 
‘Yırtılan deli Bekir’in yakası’ mantığıyla, olan yine halka oluyor. 
İstihdam adına ‘liyakat’ hiç hatırlanmıyor, ‘adama göre iş’ mantığı şu anda da buram buram kendini gösteriyor. Bu bizim kaderimizmiş gibi algılandırılıyor. 
‘Seçmen ne der, nasıl tepki gösterir?’ gibi soruların hiçbir anlamı ve önemi yok gibi gözüküyor. 
O halde bize ne lazım? 
Tabir yerindeyse bir ‘Kamikaze iktidarı lazım’ diyecek, ‘gelecek seçimlerde kaybetmeyi göze alıyorum. Ülkem için, Türkiye için, siyasi kariyerimi riske sokmaya hazırım’ diyen siyasi bir iktidara, harekete ve kadrolara, hiç olmadığımız kadar şiddetle ihtiyacımız var…
İdeolojik mesaj zamanı geçmiştir. 
Seçmen davranışları ve eğilimleri artık karizma, mağduriyet psikolojisi, ideolojik bakış gibi faktörlerle izah edilemiyor. 
Yeni siyaset; ahlak ve fazilet, ülke sevme anlayışı, vatan aşkını algılama biçimi gibi kavramlar siyaseti belirlemeye başlıyor. 
Müteakip ilk seçimi kaybetmeyi ve halkına ‘acı reçeteyi’ sunmayı göze almış, varlığını Türk milletinin ruhundan alan inanmış bir kadro, ülkeyi bilgi çağına ehliyetli bir biçimde taşıyabilir. 
TÜRKİYE daha iyisine layıktır. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.