KONYA, RIZA KONYALIYI NEDEN BAĞRINA BASAMIYOR?

Erol Sunat

Sen “İzmir Huzur Evinde” bile Konya Türküleri oku, “Annem” türküsüyle, Türkiye’nin en güzel annem diyen sanatçısı olarak anıl, bu ülkede seni tanımayan, bilmeyen kalmasın,  lakin, senin şehrin, senden haberi yokmuş gibi davranmaya devam etsin!

Böyle bir şey yok! Böyle bir Konya’da yok!

İnanın bu yaklaşım vefa duygusunu sorgulatıyor! Neredesin vefa, çık artık ortaya dedirtiyor!

Basın konuyu gündeme taşıyınca da, söyleyecek kelime bulunamıyor!

En güzeli susmak, diyenler için, artık deniz bitti, kara göründü!

Susmayı marifet zannedenlerin geldiği yer, tek kelimeyle vefasızlık ve kadir-kıymet bilmemek!

Rıza Konyalı, bu şehrin yetiştirdiği iyi ve değerli sanatçılardan biri! Biz ne ona sahip çıkabilmişiz, ne de diğer sanatçılarımıza.

Ölen öldüğüyle kalıyor, yaşayanlara da, sağlıklarında vermemiz gereken değeri bir türlü veremiyoruz!

Bu insanların adları yaşasın, unutulmasın, her daim hatırlansın diye onların ismini bir sokağa, bir caddeye neden vermedik,  neden vermeyi hiç düşünmedik? Sanatçılarımızı, ve sanatkarlarımızı bir araya getirecek,  bir çatı altında toplayacak bir “Sanatçı Konağı” neden hiç aklımıza gelmedi?

Bir sanatçı kolay yetişmiyor diye ahkam kesmekten başka hiçbir şey yapmayanlar, sanatçılarımızın adını sokaklara koydunuz da itiraz eden mi oldu, yakışmamış, olmamış diyenlere mi rastladınız?

Sanat mahallesi benzeri bir şey oluşturdunuz da, her sokağına sanatçılarımızın ismini mi koydunuz? İzmir ve İstanbul bu konuda vefalı iki şehrimiz. Bizim ise dilimizin ucunda geziyor vefa.

Ahmet Özdemir sokağı, Rıza Konyalı sokağı, Mazhar Sakman sokağı gibi sokaklarla bu şehrin kültürüne ve vefaya en büyük katkıyı sağlayabiliriz.

Bugüne kadar, “-ecek, -acak” diye biten ifadelerden ne kazandık!

Bu ilgisizlik ve vurdumduymazlık yüzünden şehrin heyecanı, coşkusu, yaşama sevinci öldü, mutlu musunuz?

Anlaşılan o ki, sanatçılarımıza sahip çıkma, sahip olma konusu ciddi anlamda sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza arz edilmiyor!

 

BAŞKAN’IN YÜKÜNÜ HAFİFLETMEK SİZLERİN İŞİ DEĞİL Mİ?

Kültür konusunda yaşanan sıkıntıları, görmesi gerekenler, kültür konusunda görevlendirilenler görülmesi gerekenleri görseler, bilmesi gerekenleri bilseler, çare üretseler ve sayın Başkanın önüne bu konuları getirseler, kıyamet mi kopar?

Bazı allameler, çokbilmişler Konya’nın birinci öncelikli konusu bunlar mı, diyebilirler.  Öncelikli konulardan bir kaçını söyleseler de hep beraber dinlesek! Bütün konuları siz daha iyi bilirsiniz Başkanım, diye sorumluluktan kaçmak, kenara çekilmek var mı? Hani ekip ruhu?

Geçtiğimiz hafta, Konya sorunlarının her biri benim için birinci önceliklidir diye konulara yaklaşan bir Başkan dinledik!

Başkan’ın yükünü hafifletmek sizlerin işi değil mi?

Bu şehre, “Adım Hıdır, elimden gelen budur” yaklaşımı yetmiyor. Çünkü iflas edeli çok oldu!

Rıza Konyalı, “ Keleşer” olan soyadını, “ Konyalı “olarak değiştiren ve öyle tanınan bir sanatçı. Eşinin vefatından sonra, Rıza Konyalıya, sağ olsun bir başka Konyalı sahip çıktı.

İzmir Konyalılar Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan.

Onun girişimleriyle İzmir Buca’da 5 yıldızlı otel kalitesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sosyal Yaşam Kampüsünde yaşıyor Rıza Konyalı.

Bizim kültürcüler, nerelere bakarlar, kimleri görürler? Kendi sanatçılarımızı görmedikleri kesin!
Gelin 2020 yılı, Başkanımız Uğur İbrahim Altay’ın önderliğinde Konya kültürüne, sanatına, sanatkarına, sanatın cümle dallarında kalbi bu şehir için atan insanların bir araya geldiği, getirildiği, himaye gördüğü, korunduğu ve elinden tutulduğu bir yıl olsun.

 

RIZA KONYALI, MÜZİK PİYASASINDA BİR KONYA MARKASI!

Konya kültürüne, sahip çıktığını söyleyenlerin Rıza Konyalıdan ve diğer sanatçılardan haberi var mı, ne kadar haberliler diye sormamız gerekiyor.

Eğer haberleri olsaydı, en azından birkaç adım atılırdı.

Rıza Konyalı 87 yaşında…Allah gecinden versin, öldüğünde yine vah vah edeceğiz!

Kıymetini sağken bilmemiz lazımdı diye mangalda kül bırakmayacağız!

Neden bir araya gelip ortak bir paydada buluşamadık diye yalandan cümleler kuracağız!

Gömdükten üç gün sonra, unutacağız!

Rıza Konyalıyı Konya’ya getirmek, Konya’da misafir etmek, onun son günlerini, çok sevdiği Konya’da geçirmesini sağlamak çok mu zor?

Konya’nın sanat elçiliğini, gönül elçiliğini yapan hoş sohbet, tam bir halk adamı olan Rıza Konyalı, son günlerini İzmir’de değil keşke Konya’da geçirseydi!

Bu türden sorular artık geçiştirilmemeli, kulak ardı yani kulak arkası edilmemeli!

Bu şehrin kültürüne, sanatına, hizmet edenlere bir vefa borcumuz yok mu,  olmayacak mı?

Eğer olmayacaksa, biz neyin ve nerenin kültüründen söz ediyoruz?

Vefa denen o güzel duyguyu, hak edenlere sunmak, hem bizi, hem vefayı yüceltir!

İnsanlar haklı olarak soruyorlar…Rıza Konyalı tartışmasız bir şekilde Konya markası ise; Konya, Rıza Konyalı gibi isimleri neden bağrına basamıyor?

Bir şehir, kendini yücelten evlatlarının çabası ve gayretiyle tanınır, bilinir ve sevilir.

Rıza Konyalıya madem İzmir sahip çıkmış, İzmirlilere teşekkür ediyoruz diye mevzuyu kapatacak, üzerini örtecek miyiz?

 

 “SAZIM BENİM HAYATIM, EKMEK TORBAM!”

Rıza Konyalının yaptığı çalışmalara bugün, ”üfürükten teyyare selam söylen o yâre” misali havadan, sudan, yere basmayan sözlerle yaklaşanlar, kaç tane eser ortaya koyduklarını söylesinler de duyalım!

O konuşanların hayali bile böyle bir sanatçıya yetişemez!

67 yıllık kariyerinde 450 taş plak çıkaran Rıza Konyalı için, bazı çok bilmişler taş plak da ne? Onlar çoktan tarih oldu, söylemişse söylemiş diyebilirler.

Bizin esas sıkıntımız, kültür adına konuşanların bu şehrin kültürü noktasında olumlu adımları atma konusunda adeta bile isteye geç kalmaları!

Sorumlu mevkilerde bulunan kültür adamlarının, kültür kurumlarının gecikmesi, işi zamana yayması, iplere un sermesi, bakarız, yaparız, hallederiz, bugünlerde çok yoğunuz gibi gerekçelerin ardına sığınmaları gerçekten trajikomik bir hadise!

Bu, kültürü , önce can çekişmeye, sonra ölüme terk etmek demek!

Dikkat ederseniz, yeni bir şeyler ortaya koyamıyoruz, sanatçılarımıza sahip çıkmaktan imtina etmek gibi bir yanlışın içerisindeyiz!

Ahmet  Özdemir’i toprağa verdik vereli ilgili birkaç sivil toplum kuruluşunun onu anmak, onu  gündeme taşımak yolunda ki girişimlerinin dışında ne yapıldı ki…

Rıza Konyalı,  hayatını İzmir’de huzur evinde sürdürüyor. Birlikte kaldığı arkadaşlarına, moral kaynağı oluyor!

Sazı onun dert ortağı, sırdaşı, arkadaşı, saz onun dilinden, o sazın dilinden anlıyor, onunla birlikte başladığı macera, Rıza Konyalıyı ülke çapında meşhur etmiş.

Rıza Konyalı,  Müzeyyen Senar gibi, Orhan Gencebay gibi, İbrahim Tatlıses gibi, Mustafa Keser gibi, Neşe Karaböcek gibi birçok sanatçıyla aynı sahneyi paylaşma başarısını göstermişti.

Basın mensuplarına yapmış olduğu bir açıklama da,

"Sazım benim hayatım, onsuz yaşayamam." diye konuşan Konyalı, "Her sabah sazımı çalarım. 67 yıllık arkadaşım benim. Benim ekmek torbamdı. Sahnede onun sayesinde para kazandım. Sanat hayatım onun sayesinde devam ediyor. Huzurevinde bile beste yapmaya devam ediyorum." ifadelerini kullanmıştı.

Durum bundan ibaret sevgili okurlar!

 

 

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.