Koronavirüs Terapisi

Prof. Dr. Mehmet Fidan

Zihin ve beden beraber çalıştığı zaman bilinçaltı aktif olmaktadır. İnsanlar günlük yaşamda genellikle hayatta kalma hormonlarıyla muhatap olmaktadır. İnsanlar özellikle bu tür kriz dönemlerinde bedenlerinin ve zihnine bağlı olarak duygularına esir olmaktadırlar. Biz hayatımızdaki problem ve oluşan olumsuz şartları aslında bağımlılığımızı onaylamak için kullanır ve kendimizi kandırırız.

 Eğer bunu çok önemsersen hayatta kalma modunda kendini koruman gerekiyor. Bu şartlar altında hayatta kalma algısı içinde yoğun stres altında yaşayan kişiler daha bencil hale gelirler. Hayatta kalma algısında yaşamak kişiyi ben merkezli, bencil, kendine acıyan, kendinden başka bir şey düşünmeyen biri yapar.

  Bu algıda olduğumuzda her zaman en kötü senaryoyu düşündüğümüz için olabilecek korkunç şeylere karşı kendimizi sürekli manada tedirgin ve tehdit altında hissederiz. Korktuğu olay olmasa bile ona hazır hale geliriz.

  Zihin ve beden bu durumlarda durma veya yorgunluk belirtileriyle normal düşünmeyi gerçekleştiremez. Bu durumda en güzel yapılacak iş, sevdiklerimizle daha çok vakit geçirmektir. Kitap okumanın da zihnin tekrar yerine gelmesinde %40 yakın etkisi vardır.   

  Kaygı belirsizlikten beslenir. Ülkemizde pek çok insan maalesef belirsizlikle baş etmeyi bilmezler. Belirsizlik çaresizliği besler, çaresizlik duygusu ise korku ve kaygıya yol açmaktadır.

  Sosyal medyadaki virüsle ilgili yazılanlar ve sosyal medya terörü virüsten daha tehlikeli duruma gelmiştir. Yalan haberler, zihni ve bedeni yoran bu durum endişe ve kaygı düzeylerini daha da artırmaktadır. Virüs ile mücadelede uzmanların özellikle dikkat etmemiz gereken bağışıklık sistemimizin güçlü olması gerektiğinin önemini söylemektedirler. Hâlbuki: stres ve kaygı bağışıklık sistemini bozan en önemli etkenlerdendir. Bozuk bağışıklık sistemiyle süreci sürdürebilmek zordur. Acaba bu dünya da sanal ve yalnızlık ortamını sağlamak isteyenlerin bir deneysel ortamını oluşturmak için güzel bir alan mı oluşturuyoruz.  Evlerden dışarı çıkmayınız ve kimselerle görüşmeyiniz mesajının sonunda yalnızlık üzerine ve internette geçirilen vakit sonucunda oluşacak durum kalıcı hale gelebilir.

 Okulların kapanması ve çocukların evlerde olması bizlere tekrar güçlü aile yapıları oluşturmamıza vesile olabilir. Aslında birbirine selam vermemek, dokunmamak ve mesafe koymak sonucunda ilişkilerin, iletişimin ve sosyalleşmenin kıymetini tekrar anlamamıza fırsat doğmuştur. Herkesin kendi bahçesini düşündüğü bu zamanda virüs bize açık mesaj yolladı. Tek çıkış yolu aidiyet duygusu, topluluk bilinci, başkasını düşünmek, kendinden daha büyük olan çevreyi korumak ve tabii Yaradan’a sığınmak.

  Yaradan’la en yakın irtibatta namazı kılmaya başladığımızda Allah-u Ekber deyip elleri geriye attığımızda kul için dünyayı arkaya atmanın bir sembolüdür. Namaz başlarken okuduğumuz fatiha süresi ve sonunda okuduğumuz tahiyatta biz diye seslenip huzurda sadece kendini değil, kardeşlerini de düşünmen gerektiği hatırlatıyor aslında bizlere. O zaman bizler bu dönemlerde tedbiri elden bırakmamalıyız ve safları daha da sıklaştırmak zorundayız.

  İhmal ettiğimiz şeyleri hayata geçirelim.  Gerçek mutluluğun her şeyin geçici olduğu bir dünya da sevgi ve aşk da saklı olduğunu bir kez daha fark edelim.  Kalbin sesini geç olmadan hissedelim. Kişinin sağlam inancı varsa, duygu eğitimini yapabiliyorsa dirayetli kalmayı başarabilir.

  Bencil bir kişilikle sanki tedbir alarak kendi başaracakmış gibi değil tedbir alarak dua ve sabır ile Yaradan’ın limanına sığınarak koronavirüs imtihanını geçeceğiz. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.