MARKA TİCARETİ DOĞRU MU?

Ziya Uysal

Kullanılan markalardan her birinin elbette kendine göre bir marka değeri vardır. Ama siz  aklınıza gelen tüm sözcüklere marka tescili alır, sonra da bunları maliyetinin elli katına yüz katına satarsanız bu olmaz, olmamalı. Olmamalı çünkü yeni iş kuracak olanlara neredeyse marka tescili yaptırabileceği sözcük kalmıyor. Örneğin bir girişimci yeni kuracağı şirket için isim aradığında, ne kadar sözcük bulursa bulsun, neredeyse hepsine önceden tescil alınmış olduğunu görüyor. Kullanılan markalar için sözümüz yok. Ama sırf ticaretini yapmak için alınıyor ve çok sayıda tescilli marka, koca koca fiyatlarla internette satılıyorsa, bence bu iyi bir durum değildir. Çünkü buna izin vermekle iş yeri açmayı biraz daha pahalı ve zor hale getiriyoruz. Dolayısıyla işsizliğin biraz daha artmasına, ekonomik büyümenin biraz daha yavaşlamasına yol açıyoruz.

******

MEPAŞ NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?

Mepaş bir hizmet veriyor ama her halde kimseyi memnun edemiyor. Nasıl etsin ki, o mantıkla bu asla mümkün olmaz: Aldığı depozitonun veya teminatın yüzde beşi kadar bir gecikmiş borçtan dolayı bile derhal elektriği kesiyor. Sonrasında hemen sözleşmeyi de feshediyor. Elektriği kestikten sonra borca vade farkı işletmek dururken sözleşmeyi niçin feshediyor, anlamak mümkün değil. Elektrik idaresi kamudayken bile bu kadar katı bir uygulama yoktu. Bu tür uygulamalar, özel sektör mantığıyla bağdaşan uygulamalar değildir. Düşmanca bir uygulama demeye de dilim varmıyor. Şaşırdık, anlayamadık diyelim.

******

DÜNYA BATIYOR MU?

Dünyayı kuşatan ölçek ekonomisi ve yeni üretim teknikleri üretimi çok arttırdı. Bu durum maliyetleri ve satış fiyatlarını da düşürdü. Artık her türlü üründe bir mal bolluğu var. Buraya kadar iyi gibi görünüyor ama bunların getirdiği bazı sonuçlar da maalesef hiç iyi değil:

Doğal kaynaklar hızla azalıyor. Çöp dağları sürekli büyüyor. Çeşitli atıklar, çevre sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Herkes tüketim bağımlısı oldu. İnsanlar, israfı ihtiyaç gibi görmeye başladı. Kazancın çok üstünde harcama yapmak ve borçlu yaşamak artık normal kabul ediliyor. Toplumlar, sürekli artan bir borçla yaşamaya başladı ve bunu kanıksadı.

Lüks yaşam, insanların hayattaki tek ideali haline geliyor. Para ve banka bağımlılığı artıyor. İnsan hayatı lüks ve aşırı tüketim, eğlence, sigara, alkol, kumar, fuhuş, uyuşturucu vs. gibi bağımlılıklar tarafından kuşatılıyor. Bunlar insanları bir çeşit özgür köleler haline getiriyor. Artık çoğunun endişeleri de hayalleri de parayla satın alınan şeylerle ilgili olmaya başladı.

Reklamlar, taksitli ödemeler, kredi kartları, indirim kampanyaları, tüketici kredileri gibi tahrik edici, tüketime, borçlanmaya, saçıp savurmaya özendiren tuzaklara her gün yenileri ekleniyor ve insanlar da ne yazık ki, bu tuzaklara düşüyor. Giderek duyarsız; şişman; mal, zevk, keyif ve eğlence düşkünü; helal-haram gözetmeyen; bencil, kolaycı toplumlar ortaya çıkmaya başladı.  

İnsanlığı esir almış olan aşırı bir savurganlık var. İsrafa batmış dünyada bir de sigara, alkol, madde bağımlılığı, fuhuş ve kumarda dönen, gittikçe daha da büyüyen dev bütçeler var. Sırf eğlence sektörüne akıp giden bir dünya serveti var. Bütün bunların yanında bir de açlıktan ölen Müslümanlar, Afrikalı, Yemenli çocuklar, cami avlusunda ve kırmızı ışıkta dilenenler var. Yiyecek ekmeğe, güven içinde yaşamaya, sıcak bir yuvaya muhtaç insanlar var.

Ne diyelim, iyi ki bir de hesap günü ve cehennem var!   “…Allah israf edenleri sevmez.” Araf Suresi/ 31. Allah bizi israf etmekten korusun. İsrafı icat edenlerden de korusun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.