MELAS GÖLÜ

Ziya Uysal

Melas, şeker fabrikalarının değerli bir yan ürünüdür. Tadı ve görünüşü pekmezi andırır. Birçok kullanım alanı olmakla birlikte en çok maya ve yem sanayilerinde kullanılır. 2000 veya 2001 yılıydı. Yönetici olduğum yem fabrikasında kullanılmak üzere her yıl yaptığımız gibi, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünden melas talep ettik. Yöremizdeki bir fabrikadan, talebimizin yarısı kadar melas tahsis edildi. Ülkemizdeki melas bitmek üzereydi, dışarıdan ithal edileceğine dair haberler geliyordu.

Tahsis edilen melası taşımaya başlamak üzereydik. Bu esnada ilgili şeker fabrikasından bir telefon geldi. Melasın toprak havuzda olduğunu, sorun yaşamamak için önce bir görmemizi istediler. Gidip baktım, yüreğim sızladı: İşletmelerimiz melas diye kıvranırken ve ithal melas almaya mecbur kalırken, kendi milli ürünümüz olan daha kaliteli ve daha ucuz melasın böyle heder edilmesine çok üzüldüm.

Toprak havuz dedikleri adeta küçük çaplı bir göl, bir melas gölüydü. İçinde kaç bin ton melas vardı bilmiyorum. Ama tamamının işe yaramaz hale geldiği kesindi. Çünkü gölün üzeri açıktı. Rüzgârın getirdiği toz-toprak ve her çeşit çöpten, plastik poşet ve kâğıt ambalaj atıklarına, kuş ölülerine kadar, her şey vardı gölün üstünde. Yüzeyi ilk bakışta bir çöplüğü andırıyordu.

Beni gezdiren yetkiliye, milletin malına niçin böyle yazık ettiklerini sordum. Dedi ki, “Biz burada kasamıza giren her kuruşu, aynı gün genel müdürlüğümüzün hesabına göndermek zorundayız. İhtiyacımız olan parayı da genel müdürlükten talep ederiz. Ancak üst makam kabul eder ve gönderirse harcama yapabiliriz. Bu melası da tanklara koymak ve mevcutlara ek melas tankları yapmak için ısrarla tahsisat istedik, gelmedi. Çıkan melası hemen çekilmek şartıyla satmaya çalıştık olmadı. Başka koyacak yer olmadığı için buna mecbur kaldık.” Bu durumdan Ankara’nın haberi var mı, diye sordum. “Olmaması mümkün değil” dedi.

Dediği doğruydu: Kamu kurumlarında istismarı önlemek için böyle bir işleyiş vardı. Ama bunun iyi yanları olduğu gibi böyle olumsuz yanları da vardı. Bu işleyiş, iktisadi ve ticari bir yapısı olmayan devlet daireleri için doğru olabilir. Ama söz konusu olan bir şeker fabrikasıysa işte böyle sonuçlar da ortaya çıkarabiliyor. Bunlar için özel bir sistem geliştirmeye gerek yok. Bu kez de diğerleri için gerekir ve çok sistemli bir kaos ortaya çıkar. En iyisi böyle işletmeleri özel sektörün işletmesidir. Özel sektör de bu milletindir ve mevcut özel şeker fabrikalarımız çok daha başarılıdır.

O havuzdaki melas, o haliyle yalnızca kömür tozunu briket haline getiren işletmelerde yapıştırıcı olarak kullanılabilirdi. Maya ve yem sanayilerinde kullanılamaz hale gelmişti. Maya ve yem sanayileri ithal melas almak zorunda kaldılar. Gelen ithal melasın ise yerliye göre hem kalitesi düşük, hem de fiyatı yüksekti.

O tarihten sonra şeker fabrikaları özelleşsin diye Konya Milletvekillerine bu konuyu birçok kez anlattım ama maalesef netice alamadım. Gelecek tepkileri düşününce bunu yapmak kolay değildi. Her halde koalisyon hükümetlerinin bu işe gücü yetmeyecek diye düşünmüştüm.

Nihayet özelleştirme kararı alındı. Bu çok doğru ve geç kalmış bir karardır. Bence itirazlar özelleştirmeye değil, bunun doğru yapılması konusunda olmalıdır. Başta çalışanlar ve pancar ekicileri olmak üzere hiç kimsenin mağdur olmayacağı bir özelleştirme olmalıdır. Sonra da detaylarına inilerek modernizasyon, daha ileri kapasite ve yeni yatırım şartları getirilmelidir. En az beş yıl işletme şartı da çok kısa bir süreyi kapsamaktadır. Bu süre için ciddi yatırımlar yapmaya değmeyeceği için kimse yatırım yapmaz. Bu şartlarla beş yıl sonra bunların çoğu şeker üretimini sonlandırabilir. Fabrikanın fiyatı ikinci plandadır, asıl önemli olan bu fabrikaların özel sektör dinamizmiyle uzun yıllar işletilmesidir. Allah’a emanet olunuz.

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.