Mesele ne AK Parti ne de...

Emrullah Nergiz

2001 krizinde Zafer’de protesto yürüyüşü yapanlar arasında ben de vardım. Halk Başbakan Ecevit’e karşı ağza alınmayacak şekilde sloganlar atıyordu. Esnaf kepenk kapatmıştı.

Firmalar batıyor, insanlar sonsuz derecede huzursuzdu… Ülkenin Başbakanı bir hastanede tutuluyor ve akıbeti meçhul şekilde durumu halktan saklanıyordu. Her gün yeni bir komplo teorisi yazıyordu gazeteler…

Bugün ülkenin gergin olduğunu savunan güruh o günleri aklının ucuna getirebilme cesareti gösterebilir mi?

Belki inanmıyorlar. Belki görmüyorlar ama daha nasıl afişe edilebilir?

Bu ülke kendi imkânlarıyla köprüler, hava alanları, tüneller yapıyor.

Askeri alanda aklımızın ucuna gelmeyecek teknolojileri yerli imkanlarla üretiyor. Satıyor.

Kandil’i vuruyoruz ya şimdilerde; işte o tarihlerden önce Diyarbakır’dan havalanan uçaklar anında dağdakilere haber ediliyordu. Şimdi uydumuz çekim yapıyor uçağımız vuruyor.

F16 yazılımları için günlerce manşetler atıldı bu ülkede.

Bugün bu yazılımları da kendimiz üretiyoruz.

Milli imkânlarla bir şeyler yapmak dışarıya bağımlı kalmamak herhalde en büyük suçumuz.

Durun durun!.. Mesele AK Parti Gök Parti meselesi değil. Ülke insanı tarih bilinciyle hareket etmeli. Osmanlı’nın İhtişama kalktığı yıllar mühendislik harikasıyla dönemin en iyi toplarını dökmesiyle başlamadı mı?

En ihtişamlı ve kullanışlı hisarlarının yapmasıyla alınmadı mı İstanbul?

Bugün yapılanlar hem ülke insanının hem de bu coğrafyanın güvenliği ve kalkınması için birer araç. Tüm bu yatırımları engellemeye çalışanlar vatandaş gözünde ancak birer haindir.

Ülkemizi yeniden topal ördek konumuna getirmek istiyorlar.

Vatanını seven bu oyuna gelmemeli!..

Türkiye’nin tarihindeki en önemli seçimlerinden biri 1 Kasım. Yabana atılacak bir cümle değil bu. Ülkenin kaderi de Konya’nın kaderi de 1 Kasım’daki neticeyle doğru orantılı.

Her seçim dönemi kullanılır belki bu durum. Her seçim öncesi aman bu çok önemli denir.

Hayır hayır… 1 Kasım Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biri. Neden mi?

Bir bakın Türkiye düşmanlarına. Hepsi tek başına iktidar döneminde saflarını sıklaştırmadı mı? Bu ülkenin sürekli güçsüz, zayıf, gelişmemiş, kadük kalmasını istemediler mi? Ne zaman ülke kendine gelmeye çalışsa bir müdahale olmadı mı?

İşte tüm bunlara direnen bir devlet yapılanmamız var şuan.

Devlet belki de cumhuriyet tarihinde nadir göreceğimiz şekilde milletinin yanında…

Hükümetler varsın gelsin geçsin değişsin lakin devletin gücünü yanında hisseden bir millet var artık.

Ezilmeyen, hakir görülmeyen, Batıdakiler ile aynı derecede insanlık gören bir Anadolu var artık. Bu kazanımlar kolay kaybedilmemeli.

İktidar Partisinin bulunmaz Hint kumaşı olduğundan kurmuyoruz bu cümleleri. Ya da hiç yanlışları yok hepsi sütten çıkmış ak kaşık falan da demiyoruz.

Lakin bu insanların çoğu kötü değil. Aralarındaki çürük elmalar da kötünün iyisi. Bu şuurla hareket edip vatanımızı, milletimizi, devletimizi, ekonomimizi düşünmemiz gerekiyor. Sorumluluk bilinci bunu gerektiriyor.

Bülent Arınç bir noktada haklı, dileriz ki 7 Haziran şefkat tokadı olarak kalır.

İleriye gidip şamara dönüşürse vay ülkenin haline, uzun yıllarımızı kaybettik demektir.

Artık gündem yeniden yatırımlar, projeler ve ekonomi olmalı…

Bunu için 1 Kasım kaderimizi şekillendirecek gün. Rabbim yanlış yollara saptırmadan en doğru kararı vermemizi nasip etsin.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.