MİLLETİMİZİN DİNİ BİLGİLERİ, UYGULAMALARI VE AHLAKİ YÜKSELİŞİ

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Belki birkaç ilim dalının, birçok ilim mensubunun ortak yardım ve işbirliğini gerektirecek bir soruya bulunacak cevap kolay olmayacaktır. Geçen aylarda İnce Minare Darü’l-Hadisinde dinlediğimiz bir konferansta da söz konusu olmuştu; acaba millet fertlerindeki dini kültür ve uygulama yeterli mi, yoksa değil mi? Değilse bunu nasıl artırabiliriz? Şöyle bir cevap verilebilir; yahu artırmak istenilse herkes kendi artırırdı, sen neden üzülüyorsun ki.

Milletler ve millet fertleri bazen kendi durumlarını bilemeyebilirler. Başka milletleri görüp, inceleyip, tanıyınca, kendi durumumuz az biraz eksik gelirse bu ister istemez insanı düşündürür; biz de bunlar gibi olsak fena mı olur dedirtir. Söz konusu konferansta konuşan zat, “okumayı” tavsiye etti. Elbet okuma bu işi teminde rol oynayacak unsurlardan biridir. Ama herhalde hepsi değil. Bizim düşünebildiğimize göre önce durum tespiti şart. Kişiler, fertler, millet bireyleri kendi hallerini bilecek, anlayacak, normali bilecek, soruşturacak, sonra da eksiği gidermek için var gücüyle gayret edecek. Bizim zannımıza göre böyle bir tespit yok aksine “Bizim milletimiz dindardır” gibi, tecrübe edilmesi gereken bir hükme de sahiptirler fertler ve millet.

Bu sene bitti artık, gelecek senenin programlarında, Perşembe veya cumartesi günü, İnce Minare Darü’l-Hadisinin önünde duralım, içerideki dersi azıcık dinleyelim, sonra dışarıdan akan insan selini on dakika kadar gözetleyelim, ister istemez; “biz neredeyiz, siz neredesiniz?” veya Arap atasözündeki gibi “Ben bir vadideyim, sen başkasında”. Yani aramızda hiç benzerlik ve ilgi yoktur. Eğer yapacağımız araştırmalarda, din bilgimizin ameli hayatımızın; yani uygulamalarımızın eksik ve çok düşük seviyede olduğuna kanaat getirirsek, çare için kolları sıvayalım. Önce anne, baba, aile ortamı ve yetişen küçüklerden başlayarak işe koyulalım. Bu arkadaşlara dürüst Müslüman örneği olalım, onları ibadet hayatına, camiye ve dini bilgilere yöneltelim ve kendimiz de onlara en iyi örnek olalım. Şunu unutmayalım; bu küçükler için dindarlığa alışmak dönemi vardır. Birçok anne baba, “Mükellef olunca dini hayatını başlatırız” havasındadırlar. İşte sözünü ettiğimiz “alışma dönemi” olmayınca, bu arkadaşları dine yöneltmek güçleşiyor. Hatta bu alışma dönemi bazen altmış, yetmiş yaşlarına kadar uzayıp gidiyor, belki de kişi alışma dönemine başlamadan ve belki biraz yol almışken, gerçek dindarlık ve mükelleflik dönemine erişmeden dünyasını değiştirebiliyor. Allah saklasın.

Şunu demek isteriz; dini hayatımız çok düşük seviyede, bilgilerimiz ondan da aşağıda. Evlatlarımıza olan himmetimiz çok fazla değil. Düşünüp taşınalım, dünyadaki kalkınmışlığımız bazen dini kalkınmışlığımız sonucu Allah’ın lütfuyla genişler ve seviye kazanabilir. Allah istediğimiz seviyeyi lütfetsin. Amin…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.