MİLLETİN AKORDU FENA HALDE BOZUK!

Erol Sunat

Akort mecaz olarak; Kendine gelme hali, akortsuz geçirilen günlere bir daha dönmeme hali.

Bunları niçin mi söylüyoruz?

Çünkü; Milletin akordu fena halde bozuk!

Siyaset akort tutmuyor! Bir sözü bir sözüne uymuyor, güvendiğimiz dağlara sürekli karlar yağıyor, baharı görmeden yaz geldi geçti, yine kış geldi çattı diye konuşuyor insanımız!

Ticaretin akordu; olmayanı olmuş gibi, varmış gibi, ortada hiçbir şey yokmuş gibi, gösterme eğiliminde, tellerin her biri ayrı bir havada olduğundan çalınan havaların, bizim havalarla alakası yok!

Ekonominin akordu; kendi söyler kendi dinler bazında trend olmuş durumda. Rakamlarla avunuyor, rakamları savunuyor. İnsanlar ise cep delik, cepken delik, zamlar bırakmadı bizde metelik diyorlar!

Esnafın akordu; veresiye defterlerinin arasında, alacağını alamadıkları kapılardan her Allah’ın günü eli boş dönmekten yorulmuş, halsiz ve mecalsiz durumlarda uykuları kaçırmış vaziyette

Biz vatandaşların akordu; ekonominin akortsuz haline bakarak efkar basmış vaziyette.  Zam yağmurlarında sırılsıklam olmaya hem devam ediyor, hem de açıklanan rakamlar karşısında şaşkınlıktan dut yemiş bülbüle dönmüş vaziyette. Akortsuz sazlar nasıl ses veriyorsa, vatandaşın hali aynen öyle, hatta ondan daha da beter!

AKORT, TEK BAŞINA, SAZ DEĞİL, TEL DEĞİL, MIZRAP DEĞİL…

Bizim yaştakilere, sizin zamanınızda en zor problem neydi diye sorulsa,  istisnasız hiç düşünmeden havuz problemi derdik.  İnanın, akort problemi, havuz probleminden çok daha zor!

Çünkü, akort demek; Yalnızca uyum değil… Sadece Armoni değil… Tek başına, saz değil, tel değil, mızrap değil… Bir köşede unutulmuş güfte,  icra edilemeyen beste değil! İçimize işleyen yanık bir türkü değil, İçli, hüzünlü, bizi maziye alıp götüren şarkı değil, Dertlendiren, hislendiren gazel değil,  Derin derin düşündüren uzun hava değil, Ciğerimizi yakan, bam telimizden vuran hoyrat değil! Değil demişken, tek başına değil elbet!  

Akort; renk demek, ahenk demek…  Fikirlerin inadından vazgeçip uyuşması, yumuşaması, anlaşabilecek hale gelmesi demek… Hani o dillerden düşmeyen, ancak olması mutlaka gereken asgari müştereklerde birleşebilmek demek… Bir türlü sükun bulmayan, dur-durağı kaybetmiş ruhun huzur bulması demek…

Dilimizden düşmeyen ancak kenarından geçmediğimiz hoşgörünün, küslükten, kavgadan, tartışmadan sıra gelmeyen barışın, bir türlü kucaklaşamadığımız, sarılamadığımız kardeşliğin, art niyetlerden, aykırı bakmalardan, düşmanlıklardan, kem sözlerden fırsat bulamayan, gün yüzüne çıkamayan karşılıklı iyi niyet ve anlayışın tesis edilmesi demek! 

Kürsülerde iyi giden, ancak zerrece tahammülümüz olmayan çok sesliliğin, Fikrini rahatlıkla söyleyebilmenin,  ifade edebilmenin,  Bir uyum içerisinde tek bir sesmiş gibi yankılanması demek…

Akort demek, lafların arkasına sığınmadan, göz boyamadan,  tribünlere oynamadan, içtenlikle, samimiyetle bir olmak, beraber olmak, el ele, omuz omuza vermek demek!

Milletin akordu düzgün olsaydı eğer, insanların yüzü gülmez miydi? Yorgun yüzleri, fersiz gözleri, bir dokun bin ah işit sözleri neden duymaz duyması gerekenler, bizi çok düşündüklerini söyleyenler, Neden inmezler içimize, karışmazlar aramıza, neden dinlemek istemezler halimizi, ahvalimizi?

Akordumuz az biraz düzgün olsa, derdimizi dinler mi acaba diye niye Marko Paşa’yı arasın insanlar!

Hem de öldüğünü, yaşamadığını bile bile…

 

AKORDUMUZ AZ BİRAZ DÜZGÜN OLABİLSEYDİ…

Hepimizin tek derdi, günü kurtarma oldu! Günü kurtarmak bile deveyi hendekten atlatmaktan daha zor! Eğer akordumuz az biraz düzgün olabilseydi, aradıklarımız, varken yok demez, vicdanı sızlardı!

Israrla çalan telefonlara bakan olur. Ararsa arasın, yok de, hatta hiç açma, ne için aradığını biliyorum demez, Allah rızası için bir bakar, dertlere derman olurdu!

Vefa adresi belli olmayan izbelerde üzerine kırk kilit vurulmuş halde beklemez, vefasızların vefasızlığı vefa diye anlattığı anlar, zamanlar yaşanmazdı!

Akordumuz bozuk olmasa; yuvalar dağılmaz, dün evlenenler, bugün boşanmaz,  evliliklere müdahale edenler, haneleri karıştıranlar, dedikodu ve iftiralarla insanların mutluluklarına gölge düşürenler olmaz, severek evlenmiştik diye boşanmaya kalkan çocuklu çiftler boşanmayı akıllarının ucundan geçirmez! Öfke baldan tatlı lafının ardına sığınanlar, en basit sorunları mesele haline getirmez, bir barda suda fırtına koparma huylarından vazgeçer, tekme-tokat birbirine girmez, yakası açılmadık, gün yüz görmemiş, edepsiz küfürler birbiri ardına sıralanmazdı!

Akordumuz bozuk olmasa; Babadan, dededen miras kalan, bir metrelik yer için, bir avuç toprak için, kardeş ve akrabalarının bütün hakkını gasp etmek, kendi üzerine almak için, kardeşler, akrabalar hasım olmaz, düşman olmaz, ölünceye kadar küs durmaz, birbirlerine silah çekmez, hatta kimi mezara, kimi hapislere girmezdi!

Akordumuz bozuk olmasa, ülkede yalan söyleyen kalmaz, tokatçılık meslek sayılmaz, dolandırıcılar, insanları dolandırmaya tövbe eder, talancılar af diler, talanı, talandan geri kalanı terk eder bin pişman olur, tüyü bitmemiş yetim hakkına uzanmaktan kendini alamayanlar, elini bir daha uzattıklarında uykuları kaçar, bu işten vazgeçmek için gece yarılarında, gözyaşıyla ellerini açardı.

Akordumuz bozuk olmasa, kimse kimseye düşmanlık beslemez, cinayet işlemez, kan davaları barışmakla sonuçlanır, sokak ortasında kadınlar kızlar öldürülmezdi!

Akordumuz bozuk olmasa, hile aklımıza gelmez, hilekarlık semtimize uğramaz. Hakkaniyet çiçekleri açardı aramızda. Merdiven altı ticaret denilen o vicdansızlık vicdana yakalanır, ahlak duvarına çarpar da ökse otuna yakalanmıştan beter olurdu!

 

HAVAMIZIN İYİ OLMASI, AKORTLA YAKINDAN ALAKALI!

Bir zamanlar “İnterstar” da hava tahmin raporları sunan Hülya Uğur, "Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun" cümlesiyle Türkiye’nin ilgisini çekmişti, bu cümlesi bugün bile dillerde.

Havamızın iyi olması, inanın akortla yakından alakalı!

Akordunuz iyiyse;  Havalar iyi her şey günlük güneşlik, hayat hiç olmadığı kadar güzel, işler öyle bir yolunda ki ayaklarınız yere değecek gibi değil, moraliniz ise aliyyülâlâ!

Akordunuz bozuksa;  Hava kapalı ve sağanak yağışlı, hayat kesat mı kesat,  işler tam anlamıyla çözülemeyen bir kördüğüm,  moral sıfıra sıfır elde var sıfır!

Ekonomi, Enflasyon canavarıyla kolkola cadde ve sokaklarımızda neşeli kahkahalar atıyor.

Pek bir neşeliler, pek bir mutlular!

Lakin, bizim akordumuz fena halde bozuk!

Hem de bayağı bir uzun zamandır öyle!

Gün günden kötü geliyor…

Adına mecaz olarak saz dediğimiz, işimiz, mesleğimiz, kabiliyetimiz, yazımız, sözümüz yani hayata tutunduğumuz, hayata bağlandığımız, hayatımıza coşku ve heyecan veren o nesne olan, akort tutmuyor!

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.