Mirâc Kandili

Prof. Dr. Recep Dikici

İstanbul Fatih'te cadde köşelerinde, çiçekli kağıt içinde kandil simidi satılırdı. Komşular, birbirlerine kandil hediyesi olarak sunar ve o gün ortamı manevî bir atmosfer kaplardı. Hep bu güzel ortamın hasretini çeker ve bugün de her yerde bu âdetin yaşatılmasını arzu ederim.

Mirâc gecesi, 6 Şubat Salı gecesi (Receb ayının 27’sinin gecesi)’ dir. Mirâc, merdiven demektir. Mirac aklın bittiği, imanın başladığı yerdir.

Mübarek geceler kıymetlidir, fakat Miraç gecesinin ayrı bir özelliği vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir. Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar. Resûlullah çok üzüldü. Hicretten bir yıl önce, 52 yaşında idi. Her taraf düşman idi. Gidecek bir yer yoktu. Birkaç ay Mekke’de çok sıkıntılı geçti. Bir gece (Receb ayının 27. Gecesi) amcası Ebû Tâlib’in kızı Ümm-i Hânî’nin evine geldi, Ümmühânî, “Haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok” dedi. Peygamber efendimiz, “Yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter” buyurdu. Peygamber efendimiz, Ümmühânî’ye Mirâc’ı söyleyince, “Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer” dedi. Peygamber efendimiz de, “Anlatmam lazım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük temel üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın” buyurdu. Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Mirac imandır. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. “Cenneti, Cehennemi gidip gören mi var?” diyenler oluyor. Evet, var. Hayatında hiç yalan söylememiş olan Muhammed aleyhisselam var.

Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama, “Habîbim çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git, Habibimi bana getir!” buyurdu. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, Sonra göklere çıktı. Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde, zamansız, mekânsız olarak gördü, “Yâ Rabbi, ümmetim için de bunu isterim” dedi. İşte, beş vakit namaz, bize Mirâc olarak verildi. Nitekim İmâm-ı Rabbânî hazretleri, “İnsanın yaratılması, ibadet yapmak içindir. İbadet yapmak da, yakîn yani hakiki imâna kavuşmak içindir” buyuruyor. Mirâc’da ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, Mirâc’dan mahrumdur. 1400 yıldır devam eden, başka bir olay yoktur. Mirâc namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duânın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa insan bir işe yaramaz. Namazdan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.

Maalesef günümüzde de bazı pâyeli ve pâyesiz din câhilleri, Mirâc’ı inkâr etmektedir. Rûhu’l-Beyân tefsirinde, Tefsîr-i Hüseynî’den alarak ve Bahr adlı eserde, imâmlığı anlatırken diyor ki, “Resûlullahın Mekke’den Beytü’l-Mukaddes’e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan ise, sapık olur.”

Hayatımızda Mirâc geceleri sayılıdır. Allahü Teâlâ, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirme şuuruna kavuştursun ve Mirâc kandilimizi mübârek eylesin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.