MUHSİN YAZICIOĞLU VE MUKADDES DÂVÂSI (8)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Uçağın burnu hafif kalkınca

“Malûm Medya” devredeydi

 

BBP’ye 2007’li yıllarda büyük bir teveccüh vardı. Muhsin Başkan, bunu “Uçağın burnu hafif kalktı havalanmaya hazır” diye yorumlamıştı. Bana dönerek, “Herşey senin yüzünden oluyor” diyerek malûm medyayı eleştirmişti.

 

 

MHP ve Ülkücüler Dâvâsı’ndan yargılanan yüzlerce ve binlerce Ülkücü ile Muhsin Yazıcıoğlu’na yapılan işkenceler, geçmişte de Müslümanlara yapılmıştı.

Bilâl’e yapılan işkenceleri bir düşünün…

İslâm’ın ilk kadın şehidi olan Sümeyye’ye yapılanları da…

“Cehaletin babası” unvanına sahip olan azılı peygamber ve İslâm Düşmanı Ebu Cehil’in kölesi olan Hz. Sümeyye, Hak din İslâm’ı seçen ve Hz. Peygamber’e inanan ilk Müslümanlardandır.

Siz Yasir Ailesinin hayatını İslâm Tarihi’nden hiç okudunuz mu?

Türkistan’dan Mekke’ye gelmiş, Yemen asıllı ilk sahabelerden Yasir (Radiyallahu Anha) ile evlendirilmiş ve oğulları Ammar bin Yasir’le birlikte işkencelere tabi tutularak parça parça edilmek suretiyle şehid edilmişlerdi.

Onların yaşadığı aile fâciası, hâlen İslâm’ın kanayan yaralarından birisi olarak görülmektedir. Çünkü Yasir ailesi, mazlumluğun, sahipsizliğin, garipliğin ve kimsesizliğin sembol ismi olarak durmaktadır ortada

Türk-İslâm tarihinde ailecek katledilen kaç vak’a vardır?

Ne olur İslâm’ın ilk kadın şehidesi Sümeyye (Radiyallahu Anhuma) ve Yasir ailesinin hayatını mutlaka okuyun.
80 öncesinde ve sonrasında cezaevlerinde her türlü işkenceden geçen Ülkücüler de ‘sahipsizliğin, garipliğin ve kimsesizliğin sembol isimleri’nden olarak durmaktadırlar ortada.

 

HÜCREDE ALLAH’LA BAŞ BAŞA

Bizim bir Muzaffer abimiz vardı.

Konya Ülkü Ocakları başkanlığı da yapmıştı.

Rahmetli, bana cezaevi hatıralarını da anlatmıştı.

Askeri Cezaevi’nde aylarca kaldığı 2X3 metrelik hücrede Allah’la baş başa kaldığında “Allah’ı o zaman tanıdım!” diyecek ve kendisine yapılan işkenceleri, bazen kızarak bazen de ah çekerek dile getirmeye çalışacaktı.

Bize her gün İstiklâl Marşı söylettiriyorlardı. Hafif bir kusurumuz olduğunda bile söylettirmeye çalışıyorlardı. Nefret ettirmeye kadar işi götürdüler. Bağımsızlığımızın sembolü olmasına rağmen ve bu yüzden okunduğun da hiç haz alamadığını üzülerek ifade edecek olan Muzaffer abi, o hücrede aç bırakıldıktan sonra kendisine getirilen çorbaları büyük bir iştahla içtiğini de belirtmişti. Sonra nedamet gösteren bir askerden, o çorbaların içerisine çok affedersiniz işenip de öyle verildiğini ve hayvan dışkısı karıştırıldığını öğrenecekti.

“Mustafa’cığım! Gavurun yapmadığı işkenceler ve zulümler bizlere yapıldı” diyen Muzaffer abiye diyecek bir söz dahi bulamadım…

Daha fazlasını anlatmaya dilim müsaade etmiyor…
 

O SIR KÜPÜYDÜ...

Muhsin Yazıcıoğlu’nun yazdığı mektupların hiç birisinin gereği yapılmadı.

Muhsin Başkan, kendisine işkence yapan birisiyle seneler sonra bir yerde karşılaşmış. O adam o kadar çok korkmuş ki...

Sonra oturup konuşmuşlar...

Muhsin Başkan, kendisine yapılan muamelelere kin duymaz, beslemezdi. O, Allah, Peygamber ve Kitap, Vatan, Millet ve Bayrak söz konusuysa YAVUZ gibi kükrerdi.

Muhsin Başkan'ın en sevdiğim tarafı ise Yunus gibi bir gönle sahip olmasıydı.

 

***

Muhsin başkan sırrını kendi nefsinden başka kimseye söylemezdi.

Paylaştığı kişilere de dolambaçlı yollardan yani ikinci ve üçüncü şahısların anlattıkları biçimde paylaşırdı.

Onu 24 saat takip eden müesses nizamcılar hiç çözemediler!

En sonunda karada çözemediler ama havadayken çözdüler!

Türk-İslam tarihi incelendiğinde devlet adamları ve halifeler ummadıkları en yakından ihanete uğruyorlar.

 

BUNLAR HEP SENİN YÜZÜNDEN…

Muhsin Yazıcıoğlu, 6 Nisan 2007’de partisine yeni katılımlar dolayısıyla Konya’ya gelmiş, Hadim, Taşkent, Korualan’ı gezdikten sonra MÜSİAD Konya Şubesi’nde konuşmuş ve 42 Konya Tv’de de canlı programa katılmıştı.

Alâeddin Keykubat Salonu’ndaki katılım törenine geldiğinde müdür Mehmet Ali Gökçek’in odasına girerek çay içmişti. Bana dönerek ve sağ işaret parmağını sallayarak “Herşey senin yüzünden oluyor… senin altından çıkıyor… siz yok musunuz siz…” demişti.

Muhsin Başkan beni sevdiği için ve kendisine yakın bulduğu bir gazeteci olmamdan dolayı anladım ki, Ankara’dan hareket etmeden önce gazeteleri okumuş ve BBP hakkında malûm medyada çıkan haber ve yorumlara fena halde kızmış ve içerlemiş…

Muhsin Başkan’a “Başkanım niye hep beni suçluyorsunuz?” demiştim. O da bana “kimi suçladığımı sen iyi bilirsin” diye cevap vermişti.

O yıllarda BBP’ye katılımlar dolayısıyla bunu “uçağının burnu hafif havaya kalktı” diye yorumlayan Muhsin Başkan, BBP ve kendisi hakkında çıkan olumsuz haber ve yazılardan son derece rahatsızlık duyduğu belliydi. Bundan dolayı hıncını benden çıkararak bana ve oradakilere mesaj veriyordu.

Anlayana saz…

 

YARIN: Muhsin Başkan’la Konya’yı dolaşıyoruz…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.