Önce can...

Uğur Özteke

Yeni ayın yeni haftanın ilk yarısında sizlerle birlikteyiz bugün siyasi yorumumuzu dahası Sayın Cumhurbaşkanımızın şehre gelişi ile ilgili analizlerimizi bekleyen okurlarımızdan özür dilerim.

Çünkü bu yazıyı Sayın Cumhurbaşkanımız Konya’ya gelmeden en az beş 6 saat önce yazmaya başlıyoruz. Gündem çok yoğun biz haberi takip eden dahası haberi ve olayları takip etmenin ötesinde “içinde olmaya çalışan” yerel gazeteci olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın gelişi ile ilgili notlarımızı salı gününe bırakıp önce can, sonra canan diyerek önümüzdeki yerel notlarımızla konulara girmek istiyoruz.

Siyasi olarak şehrin A takımı Sayın Cumhurbaşkanımızın Konya raporunu verirken şehir içi trafik ile ilgili bir şeyler söylediler mi bilmiyorum. Ancak biz cumartesi yazımızı da yazmadan önce her kesimden partili partisiz, zengin fakir Konya’da yaşayanlara sorduk “Sayın Cumhurbaşkanımızın ne söylemesini isterdiniz, ne yapmasını beklerdiniz?” diye.

Neden biraz aklı selim olanlar hep çevre yolu dediler. Niye çevre yolu?

Çünkü artık bu at bu arabayı çekmiyor yönetenler bilse de bilmezden görse de görmezden gelmeye devam ediyorlar... Sonra da araç sayısı şu kadar arttı insan sayısı bu kadar arttı diye hemen mazeret sunuyorlar. Yöneten yetkili mazeret üretmez, çözüm üretir bakın Konya’nın en büyük sorunu en büyük sorunu şehir içi ulaşımdır.

Bizim dediklerimize de kulak asmayın kazalar nerede oluyor nasıl oluyor bütün resmi bilgi belge ve veriler devletin elinde var.

Daha cumartesi günü sadece Pusula Gazetesinin internet sayfalarında vardı şu kazanın fotoğraflarını bazılarına bir daha bakar mısınız?

 

Bu fotoğrafları çeken bu tür acıları haftada bir kaç gün yaşayan şehir insanı bakın ne diyordu

Uğur abi ülke ve şehir gündeminin yoğunluğu olduğu bir dönemde zamanınızı alıyoruz.

Abi bu Saraçoğlu yolu sürekli polislerin 30 km hız sınırına pusu kurdukları fakat başka bir önlem alınmayan bir cadde.

Buraya yol engeli konabilir yol çift şeritli yapılabilir.

Işıklandırma neredeyse hiç yok.

Buradaki eski su kanalları leş gibi kokuyor ve sinek üretiyor zaten yeterince denetimsiz, hayvan yetiştirme ahırları, tavuk çiftliği bol. Şehrin ne kadar göçmeni, kaçağı, illagel işleri buraya kaymış durumda. İnşallah yetkililer ilgilenir, insana topluma yatırım yapan yerler çoğaltırlar. Buradaki bu büyük nüfuslu nesil bu memlekette şehrin diğer tarafında şimdilik daha rahat yaşayan özellikle yönetici abilerimize kin ve nefret besleyip haklarını almaya çalışırken yasal olmayan yollara başvurmazlar (yani gelecekte bela olmazlar.)

........

Şimdi şehrin bu bölgesindeki etnik yapıyı bilmeyeniniz var mı?

Konya’yı, ülkesini seven samimi bir dost bunu yazıyorsa, bunu görebiliyorsa bizleri yönetenler bugüne kadar burada ne yaptılar? Bu kazalardan, akan kandan, kaza nedeniyle heba olup boşa giden paralardan kim sorumlu?

 

SİLLE’DE DERTLER KATMERLENİYOR

Havalar sıcak güneşli ve güzel şehirde yaşayan insanımız için şehir dışından gelen yerli yabancı konuklar için bu günlerin cazibe merkezlerinin başında Sille geliyor

Peki Sille’de durum ne?

Sille’de yaşayanların özellikle bu ekonomik açıdan zor günler yaşadığımız dahası para kazanmak için evine ekmek aş götürmek için en zor işi yapan esnafımızın derdi hiç bitmiyor.

Cumartesi günü Sille’de esnaflık yapan bir dostumuz şunları yazıyordu; “Uğur abi selamlar Sille’de esnafım buyur gel, kahvemizi için inşallah... Selçuklu Belediyesi kanal boyu ve dükkan önlerinden işgaliye istiyor ve rakamlar çok ciddi rakamlar. Tamam verelim ama sembolik rakam olsun. Bugün belediye Sille’ye ne yaptı ki esnafların iş yapması için bu paraları talep ediyor?  Belediyenin Sille’de tek yaptığı iş ada ada parsel ve ev toplamak. Konyalının ve turistlerin son zamanlarda akşamları yoğun uğrak yeri oldu Sille. Esnaflar masaları toplasa Sille’nin ne esprisi kalacak? At gözlüğü ile bakıyorlar sizden ricam kaleme alır mısınız bu hususu? Hoşça kalın efendim...

Bu Sille’de esnaflık yapan insanlardan gelen ilk istek değil. Bu konuda sayın başkan Pekyatırmacı ve ekibinin duruma daha ciddi bir biçimde el atması gerektiğine inanıyorum

Sille demişken benim de bizzat yaşadığım farklı bir olay var

Şu fotoğrafa bakar mısınız

 

Sille taşıyla toprağıyla tarihi evleriyle SİT bölgesi ve her taşı tarih.

Ve bu yol yapılan çalışma ile iki şeritli yani gidiş ve geliş var üçüncünün geçme şansı yok.

Ve yine bu bölgede belediye araç sürücüleri için 3-4 ayrı yere alternatifli ücretsiz otopark yapmış durumda

Buna rağmen Sille’de trafik kontrolü ve cezai işlem yapılmadığı için keyfi uygulamalar alabildiğine artarak devam ediyor

İsteyen istediği yere aracını park edip çekip gidiyor.

Ve araç sürücüleri yani diğer sürücüler sürtüne sürtüne ya da dakikalarca bekleyerek ilerleme şansına sahip oluyorlar. Bence bu dönemde özellikle trafik polisleri 24 saat yasal işlem yapmalılar derim. Sille’nin asayiş sorunu için ise, daha ciddi daha uzun bir paragraf açmamız gerekecek

 

TAŞKENT KIBLE KAYASINDA BİR ŞEYLER Mİ OLDU?

Yine bugüne kadar hiç karşılaşmadığımız tanımadığımız ama bize güvenen bir büyüğümüz cumartesi sabahı sosyal medya aracılığı ile bize ulaşıyor ve şunları yazıyordu:

Hayırlı günler. Sevgili abim… Taşkent’te Kıble Kayasında kahvaltı yapalım, yaylaya gidelim diye heveslendik fakat Kıble Kayasını bir kuruluş gasp etmiş. 15 dakika fotoğraf çekmek için lütfediyorlar. Bu bir rezalet…”

Bu abimizle yazışarak birbirimizin telefonlarını aldık ve durumu daha net öğrenmeye çalıştık abimiz bölgeyi bildiği için bizden sonra da belediye başkanına ve bazı siyasilere ulaşmaya çalışacağını söylüyordu.

İnşallah bu durum düzeltilir Taşkent ve Kıble Kayası eski özelliğine kavuşur çünkü orada ne olduğunu ben de bilmiyorum…

 

TÜRBEÖNÜ’NDEKİ ÇETE ÇÖKERTİLMELİ

Yıllardır Türbeönü’nde şöyle bir oturup çay içmedim. Yine bize bir dostumuz vasıtasıyla ulaşıp Türbeönü’ne davet eden ve yakın tarihte AK Parti teşkilatlarında bizzat görev almış bir iş adamı ile Türbeönü’nde buluştuk. Onun mekanında çay içtik, kahve içtik samimi olarak dertleştik. Evet ilk defa karşılaşıyorduk ama göz göze öyle bir elektrik aldık diye ikimizde ne yaşadık ise ne yaşıyor isek ne hissediyorsak olduğu gibi masanın üstüne döküverdik.

Bu işveren öyle şeyler anlatıyordu ki inanmak istemedik ama bir süre sonra söylenenleri gözlerimizle görmeye başladık.

 

Türbeönü’nde yaşı 15’i geçmeyen erkek çocukları ve kadınlar bütün işverenlere mekanlarına ve bunların müşterilerine tek kelimeyle çökmüşler.

En basitinden çay içmekte olan müşterilerin bulunduğu masaya yanaşıp dilenen çocuklar para istiyorlar. Tepki görüp para alamayacaklarını anladıkları zaman masanın üstünde duran müşterinin önündeki çay bardağına parmaklarını soku veriyorlar. Peki bunu gören mekan sahibi sizce bu çocuklara müdahale edebilir mi? Elbette eder ağızlarını burunlarını kırar. Ama ertesi gün de mekan yerle bir olurmuş. Çünkü bu bir çeteymiş. Bu yeni tanıştığımız mekan sahibi bu durumu resmen bölgenin emniyet teşkilatına bildirmiş.

Peki sonuç ne olmuş?

 

FOTO 6

 

 

Hiçbir şey değişmemiş biz oradayken de durum aynen olduğu gibi devam ediyordu.

Türk polisi isterse böyle çekecekleri değil dünyanın en önemli örgütlerini bile yerle bir eder bu konu çok basit bir dilencilik meselesi değil beyler lütfen gerçekten insanlar konuşmaya korkuyor ama durum çok vahim.

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Dost gerçekleri, düşman işine geleni, deli ağzına geleni, aşık içinden geçeni söylermiş.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Şu başıboş maganda trafik terörü yapan düğün konvoylarına bir son verebildiğimiz zaman daha iyi adam oluruz?

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (9)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.