Onurlu Davranış

Mustafa Başoğlu

İnsanlar geçici, makamlar kalıcıdır. Ama şunu da unutmamak gerekir ki makamlara güç katan da insandır. İnsanda liyakat olduğunda makam güçlenir ve makamın etki alanı genişler. O yüzden makama gelen insanlar liyakat sahibi olmalı ki makam güçlensin.

İnsanlar makamlarında görev yaparken bu görevi layıkıyla yapabilir veya çevresel faktörlerden dolayı istifa edebilir. Çünkü istifa, demokrasinin bir ürünüdür ki maalesef ülkemizde bu ürün pek kullanılmayan bir üründür. Bu ürünü Konya kamuoyuna tekrar tanıtan, bu davranışıyla gönüllerde taht kuran ve takdirle karşılanan bir isim var: Tarık Taşçı.

14 ay öncesinde göreve geldiğinde birçok kesim tarafından önce tereddütle bakılan sonra herkes tarafından kabul gören bir başkanlık süreci yaşadı. Herkesi kucaklayan, kimseye tepeden bakmayan, teşkilatların içyapısına burnunu sokmayan, mütevazı kişiliğiyle partiye güç katan bir başkanlık süreciydi onunki. Evet, istifa etti. Onurlu bir tavır sergiledi. Ama onun istifası başarısızlıktan değil sahipsizliktendi, kırılmışlıktandı, dedikodudandı. Sonuçta makamı bıraktı. Makamı bıraktıktan sonra önemli olan o makamdan kaçarcasına değil hoş bir seda bırakarak kendi kabuğuna çekilmektir. Gündem yaratarak değil davasına zarar vermeden onurlu bir uzaklaşmaydı onun yaptığı.

Ülkücü camia sizin şahsınızın başkanlığı sürecinde binlerce ailenin katıldığı iftar programını, yine binlerce insanın katıldığı “Türkçe” mitingini unutmayacaktır. Unutmamak gerekir zaten. Çünkü unutmak tükenmişliktir. Tükenmemek için “taş yerinde ağırdır” düsturuyla ona sahip çıkmak gerekir kanaatindeyim. MHP’nin Konya genelinde oyları onun başkanlığı sürecinde artmıştır. Her ne kadar alınan belediye sayısında bir düşüş olmuş olsa da bunun nedenini Tarık Taşçı ve yönetimine bağlamak da yanlış olacaktır. Özveriyle teşkilatıyla birlikte gece gündüz demeden tüm Konyalıları kucaklamaya çalıştı. Hepimizin insan olduğu ve hata yapabileceği gerçeğini göz önünde bulundurarak eleştirilecek yönleri de vardır elbette. Ama sövmek ile yapıcı eleştiriyi, eksik yönlerini söylemek ile iftira atmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Niyetler halis olduğunda eksikler kendiliğinden yok olur, gecenin karanlığı yerini aydınlığa bırakır ve yokuşlar düz olur. Onun niyetinin halis olduğu “dünyanın döndüğü” gerçeği kadar bir gerçekti. Gidenin arkasından hakarete varan konuşmalar yapmak belli bir teşkilat terbiyesi alan hiçbir kimseye yakışmaz.

Büyük şair Yahya Kemal ne güzel söylemiş:

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal, 
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş...
 

(Âlemde sesin Davut gibi çınlasın!.. Gökkubbede baki kalan sadece hoş bir sedadır; kalıcı olan sadece odur.) 

Senin bıraktığın hoş seda seni sevenler ve sana güvenenler tarafından unutulmayacaktır.

Giden gitti. Gelenin, gidenin yerini doldurması ümidiyle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.