ÖZGÜVEN İYİDİR DE…

Muzaffer Kırmacı

Özgüveni olan, cesur insanları herkes takdir eder.

Korkak, pısırık insanlara da müstehzi bakarız genel olarak.

Aslında korkmak insani bir duygudur. Üstesinden gelinemeyecek olağanüstü durumlarda herkes biraz korkar. Bu da normaldir.

Özgüven ve cesaret her ne kadar takdir edilecek bir şey olsa da, gözü karalığın da bir sınırı olmalıdır.

Gözünü budaktan esirgemeyen, tuttuğunu koparan insanlara bir sözümüz yok. Ama, bu konuda da ifrattan kaçınmak gerekmez mi?

Hani aşırı özgüven sahibi olup da avcı hikâyesi gibi atıp tutan insanlara da ağzının payını vermek için “ufak at da civcivler de yesin” deriz ya.

Kılıçdaroğlu’nun hedefsizliği, öngörüsüzlüğü parti içi muhalefet tarafından hep eleştiri konusu olmuştur. Bu konuda en acımasız eleştiriyi de Muharrem İnce yapmıştı hatırlarsanız.

Adamlar yüzde elli oy almışlar. Neden 55 değil, neden 60 değil diyorlar. Sen de 6 seçime girmişsin. Her seçimde yenilmişsin. Bu kafayla olmaz” mealinde şeyler söylemişti.

Anlaşılan Kılıçdaroğlu bu eleştirileri dikkate almış.

“2019’daki seçimde hedefimiz yüzde 60. Hatta 70 de olabilir” diyerek bir özgüven patlaması yaşıyor.

Bu sözü fondip öncesi mi, fondip sonrası mı söylediği bizce malum değil.

Kılıçdaroğlu  “2019 seçimlerinde yüzde 60’dan aşağı alırsak genel başkanlığı bırakıyorum” da demiş olsaydı konuyu tatlıya bağlayacaktık.

Ancak bu şekilde çıkış biraz desteksiz atışa benzemiyor mu sizce de?

Bu neticeye varmak için neler olmuş bizim bilmediğimiz?

Seçmenlerin en fazla yüzde 25’ine kendisini kabul ettirmiş bir parti ne olmuş da bir anda yüzde 60’a çıkmış?

Hokus pokus mu yaptınız? Nefesi kuvvetli bir hoca mı buldunuz? Seçmenlere hipnoz mu uyguladınız? Sahi ne yaptınız da bu neticeye vardınız?

Madem böyle meziyetleriniz vardı da 15 yıldan beri neden hep nal topladınız?

Bilim adamları farelerin alkole dayanıklılığı üzerine bir deney yapıyorlarmış. Bir fareye bir ölçek votka enjekte etmişler. Fare bir o yana bir bu yana sallandıktan sonra “küt” diye düşmüş ve kendinden geçmiş.

İkinci fareye viski enjekte etmişler ona da aynı şey olmuş.

Üçüncü fareye ise rakı enjekte etmişler. O da bir o yana bir bu yana sallanmış. Bilim adamları o da düşecek diye beklerken fare kafasını kaldırıp bilim adamlarına bakmış ve peltek bir şekilde bağırmaya başlamış.

“O kedi buraya gelejeeeeek!”

Demek ki, lafla peynir gemisi yürümezmiş.

Bilmem anlata bildim mi?

 


 


 

           

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.